Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yıllar boyu ölüm konuşan ülke olmak

Yıllar boyu ölüm konuşan ülke olmak

Bayrağa sarılı tabutlarda şehitler…


Öldürülen PKK’lılar…
Patlayan mühimmat deposu, düşen helikopterler…


“Açlık grevi” çerçevesinde, ölmeye yatmış yüzlerce tutuklu ve mahkûm…


Trafik kazaları, cinayetler, ölümler…
Son olarak da “idam” tartışmaları…


“Asalım mı, besleyelim mi?

”
Kenan Evren, gencecik insanların konjonktür gereği olarak idam edilmesini eleştirenlere, böyle cevap vermişti: 
“Asmayalım da besleyelim mi?

”
Kısacası, Türkiye, yıllardan beri sürekli olarak “ölüm” konuşan bir ülke konumunda… Zaten biz, yakın tarihi tümüyle “ölüm” (idam) kokan bir ülkeyiz…
Menemen Olayı: İdamlar…
Dersim İsyanı: İdamlar…


Şeyh Said İsyanı: İdamlar…
Devrimler: İdamlar ve sürgünler…


Hatırlayalım ki, bütün “suç”ları şapkaya direnmekten ibaret olan 78 kişiyi asmış bir yakın tarihten geliyoruz…


Basit bir şapka yüzünden çeşitli bölgelerde toplam 78 kişi idam edildi. 
Of (Rize’ye bağlıydı o tarihte) bombalandı…


Uğruna bunca kurban verilen şapkayı, askerler ve polisler dışında şimdi kimse takmıyor.
İşin tuhafı, idamlardan, ölümlerden gelen Türkiye, hâlâ ölüm konuşuyor…


“ABD’nin bazı eyaletlerinde, Rusya’da ve Çin’de idam var” diyerek gerekçesini sağlam kazığa bağlamak istiyor, Sayın Başbakan...


Oysa Rusya’nın, Çin’in dünyası belli: ABD ise sadece asarak değil, ülkelerini işgal ederek de insanları kitle halinde öldüren bir ülke…


Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta yaptıkları ve körü körüne desteklediği İsrail vasıtasıyla Filistin’de yaptırdıkları ortada…


Bunlar Türkiye’ye emsal olabilir mi? Olamaz elbette. Çünkü Türkiye Rusya, Çin, yahut ABD’ye katılmaya değil, Avrupa Birliği’ne katılmaya çalışıyor.


Bu çerçevede onlarca “Uyum Yasası” çıkardı…


İdam cezasını geri getirmek, bir “geriye dönüş” sayılayacağından, kimseye anlatılamaz. AB’deki Türkiye karşıtlarına da iyi bir fırsat olur: 
“İşte Türkiye’nin hali” derler, yeni yandaşlar bulurlar. 


Şu durumda idam cezası geri getirilecekse, önce Avrupa Birliği’ne katılmaktan vazgeçildiği ilân edilmeli… Zaten bu, vazgeçmek anlamındadır.


¥


Öte yandan, açlık grevleri konusunda devletin tavrını da anlamak lâzım: Açlık grevine gidenlerin dayattıklarını yerine getirmek, “şantaja boyun eğmek” anlamına alınır ki, bunun altından kimse kalkamaz…


Çünkü arkasından başka dayatmalar gelir… Hatta bu yol, Apo’nun tamamıyla serbest bırakılmasını istemeye kadar gider. 
Bunu Türkiye’ye, özellikle de şehit ailelerine izah edemezsiniz.

Dolayısıyla hiçbir siyasi parti bu riski göze alamaz. Zaten âdil de olmaz.
Ak Parti iktidarı, verilebilecek tavizi zaten verdi. Kürtçe savunma hakkını gündemine aldı. Bugün-yarın bu konu sonuçlanır.


Bu aşamada BDP’nin daha makul olması, en azından konuyu kaşımaması gerekirdi: Fakat BDP bir kez daha kendi içinden yönetilmediğini gösterip hem açlık grevine katılma, hem de Meclis komisyonlarından çekilme kararı aldı.


Şöyle ya da böyle: Türkiye yıllardan beri ölüm konuşuyor...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi