Fatih Uğurlu

Fatih Uğurlu

BDP’de bilerek ya da bilmeyerek akıl tutulması

BDP’de bilerek ya da bilmeyerek akıl tutulması

Aziz Nesin’in “Damda Deli Var” hikayesini hatırlarsınız. Bir adam bir inşaatın damına çıkar, diremezler. Aşağıdan yukarıya bağırarak şansını deneyen herkes:
- Lütfen iner misin diye bağırmakta ve bir türlü sonuç alamamaktadır. Sonunda yen ibir davetçi gelir ve yukarıdaki deliğe bağırır:
- Bir kat yukarı çıkar mısın?
Deli bir kaç dakika içinde bir alt kata iner. Bu defa aşağıdaki adam yeniden bağırır:
- Bir kat daha yukarı çıkar mısın?
Deli bir kat daha iner, yani söylenenin tam tersini yapmaktadır. Sonunda en alt kata iner ve alınıp hastaneye gönderilir. Kalabalık şaşkındır, deliyi tuhaf bir teklifle aşağıya indiren adama sorarlar:
- Bu işi nasıl başardınız, onun böyle ineceğini nerden tahmin ettiniz?
Adam derin bir nefe çeker ve konuşmaya başlar:
- Aaah, ah... Beni siz gençken görecektiniz, dama bir çıkardım, beni kimsecikler indiremezdi!
Böylece işin sırrı anlaşılır. Geçenlerde BDP’nin kağıttan kaplanı Hasip Kaplan’ı bir apartmanın damında görünce Aziz Nesin’in bu hikayesini hatırladım birden. Kağıttan Kaplan, aşağıda biriken kalabalığa rahatça nutuk atabilmek için dama çıkmış, bu defada inememiş ve damda kalmıştı. Ben bir ara öfkelenip damdaki kiremitleri aşağıdaki polislerin ve halkın üzerine atabilir diye endişeye kapıldım. Zira bu zat-ı muhterem sinir krizine yakalandı mı ne yapacağını şaşırması ile maruftur. Daha önce de Meclis’te zaman zaman bunun örneklerini vermişti. Hele bir defasında kürsüye konulan su bardağını parçalamak için oldukça çaba sarfetmiş ve milletvekillerinin yüreği ağzına gelmişti .Şimdi bir zamanlar inanç birlikteliğimiz olduğunu sandığımız ve son yıllarda ırkçılık hastalığından muzdarip BDP Milletvekili Altan Tan’a bakıyoruz. Meclis kürsüsünde esiyor, gürlüyor ve AK-PARTİ’nin güneydoğuya yeterli yatırımları yapmadığını, savsakladığını söylüyor ve iktidarı insaflı olmaya çağırıyor. Bütün bu konuşmaları yaparken yüzü kızardı mı diye bakıyorum. Hazret pancar gibi kıpkırmızı olmuş. Kürsüye çıkarken viczadını evde bırakan Tan, hiç düşürmüyor ki güneydoğu da şu ana kadar yapılan yatırım inşaatlarında 500’ün üzerinde iş makinası ve malzeme yüklü TIR yakılmış, kundaklanan okul ve öğrenci yurtlarının ise artık çetelesini tutamıyoruz. Siz de utanmadan, sıkılmadan o kürsüye çıkıp milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorsunuz. Bir başka BDP milletvekili Özdal Üçer, halka silahlanma çağrısı yapıyor. Yani “Kürt meselesini çözmük için silah bırakılmalıdır” diyen Başbakan Erdoğan’a Kandil’doen cevap veren ve “Bırakmak ne kelime daha da silahlanacağız” diyen Murat Karayılan’ın Türkiye’deki karbon kopyası Özdal Üzer de aynı isteği dillendiriyor. Bir başkası çıkıp emniyet müdürüne tokat atarak yiğitlik gösterisinde bulunuyor. BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise siyasette CHP’nin talebesi olmaya aday. O’nun işi heykelle. İmralı canavarının heykelini dikeceklerini söylüyor. Öyle ya adam şöyle ya da böyle Türkiye mahsulü ve buradaki uygulamaları örnek alıyor. Türkiye’de vaktiyle tüm problemlerini heykel dikerek çözmemiş miydi? Ardından BDP’nin elindeki en gözde belediye başkanlığı olan Diyarbakır’a bakıyoruz, şehri ok götürüyor ve belediye başkanı Osman Baydemir’in ağzından esrar tarlası gibi, zehir fışkırıyor!. Açıyor ağzını küfür, kapıyor küfür!
El hasılı BDP’li vekil ve belediye başkanlarının genel tavrına bakınca maksatlarının üzüm yemek değil, hatta bağcıyı da dövmek değil, bu bağlara sahip olmak isteyen burası ile ilgili hesapları olanlara bilerek ya da bilmeyerek hizmet ettikleri kanaati artık biz de genel bir kabul görmeye başladı. PKK ve onun siyasetteki uzantısı BDP yabancı istihbarat servislerinin kucağındadır ve onlara hizmet etmektedir. Kürtlere daha insanca yaşayabilecekleri bir dünya kurma fikri yaşayarak görülmektedir ki bir aldatmacadır. ÖYle olsa dii defalarca kendilerine uzatılan zeytin dalına onlar da ellerini uzatırlardı. PKK ve uzantısı BDP’de bilerek, isteyerek, taammüden bir akıl tutulması vardır. BDP’li vekillerde öyle görünüyor ki dokunulmazlık zırhına bürünerek yaptıkları sahte kahramanlık gösterilerinin hesabını artık vereceklerdir. Kimse şunu unutmamalıdır ki, bu mesele kabadayılık gösterileri yaparak değil, aynı zamanda Türk milleti de ikna edilerek çözülecektir.

Başbakan Erdoğan’ın son hamlesini işi çağrından çıkaran ve azgınlaşan BDP’lileri tekrar rayına oturtma gayreti olarak değerlendiriyorum. Zira O’nun da hesap vermek zorunda olduğu bir Türkiye var.


Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Uğurlu Arşivi