Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Sivas olaylarını takip etmeye devam

Sivas olaylarını takip etmeye devam

Geçen hafta, gerek Türkiye’de, gerek dünyada oldukça önemli gelişmeler yaşadık... Bunlardan, belki de en önemlisi Hamas’ın sürgündeki lideri Halid Meşal’in 45 yıl sonra ilk defa Filistin topraklarına adım atmasıydı...


11 yaşında iken ülkesini terk etmek zorunda kalan Halid Meşal, 7 Aralık Cuma günü Gazze’ye geldi... Gelir gelmez de “şükür secdesi”ne kapanıp, toprağı öptü.

Malûm, geçtiğimiz Cumartesi günü Hamas’ın kuruluşunun 25. yıldönümü dolayısıyla Gazze’de “tarihî bir kutlama” gerçekleştirildi.

500 bine yakın Filistinlinin katıldığı mitingde, Gazze Şeridi’ni ilk defa ziyaret eden Hamas’ın siyasi lideri Halid Meşal bir konuşma yaptı... Konuşmasında İsrail’e meydan okuyan Meşal, bütün Filistin topraklarının özgürleştirilmesinde kararlı olduklarını ve “bir karışından dahi taviz vermeyeceklerini” söyledi. Filistin Başbakanı Haniye de, son Gazze saldırısının “Siyonizmin çöküşünü hazırladığını” ifade etti.

Evet, geçen haftanın en önemli olayı, “Halid Meşal’in Filistin’e dönüşü”ydü.

Bir diğer önemli olay da; “1 yıldır tutuklu” bulunan “Cübbeli Ahmet Hoca”nın, tutuksuz yargılanmak üzere “serbest” bırakılmasıydı.

Mahkeme, Ahmet Mahmut Ünlü’nün, üzerine atılı suç vasfının değişme ihtimali, tutuklulukta geçirdiği süre ve tutuklamanın koruma tedbiri olması gerekçesiyle tahliye edilmesine karar verdi. Sevenleri Metris Cezaevi’ne akın etti. Ünlü’nün cezaevinden çıkışı sırasında izdiham yaşandı.

BUHAR OLAN PARALAR

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun, hazırladığı raporda; 28 Şubat Darbesi’nin faturasını “267 milyar dolar” olarak açıklaması da bir başka önemli haberdi...

Batık bankaların devletin sırtına yüklediği 53.3 milyar dolarlık yükün milletin cebinden çıktığına dikkat çekilen Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı raporda, 1997-2007 yılları arasında faiz giderlerine fazladan 119 milyar dolarlık ödeme yapıldığı ifade ediliyor.

Tabiî, bu rakamlar, darbenin “ekonomik” boyutunu ortaya koyuyor... Bunun bir de; “sosyal, siyasal ve psikolojik” boyutu var ki; o dönemde okullarından atılan nice genç kız, yaşadıkları “travma”yı hâlâ üzerlerinden atabilmiş değil...

Şimdi, merak edilen şu;

“12 Eylül Darbesi”ni yapan cuntacıların nasıl bir “mal ve mülk zengini” oldukları ortaya çıktı... Acaba “28 Şubat cuntacıları”nın mal-mülk varlıkları nereden nereye fırlamıştır?..

Bu da araştırılmalı değil mi?..

O İNSANLAR NASIL YANDI?

Olaylar, elbette saymakla bitmez...

Ama, Akit’in geçen hafta gündeme getirdiği 2 olay vardı ki; bunlar “tarihe ışık tutacak” cinsten haberlerdi.

Birincisi; “Sivas olayları”nın üzerine üzerine giden ve “üstü örtülmüş” birçok gerçeği açığa çıkaran muhabirimiz Murat Alan’ın haberiydi.

Murat Alan, geçen hafta bir “rapor”a ulaşmıştı...

37 kişinin öldüğü, 111 mazlumun ise haksız yere suçlandığı olayla ilgili çalışma yapan Sivas Olaylarını Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı raporda, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ifadelerine de yer veriliyordu... Yazıcıoğlu’nun ek klasöre giren ifadesinde, “Madımak’ın sahibi bize; kalabalık toplanmadan önce oteli boşaltmak istediklerini, ancak Vali Karabilgin’in, ‘Otobüsümüz yok. Herkes otelde kalacak’ diyerek tahliyeyi önlediğini söyledi” cümleleri de yer alıyordu...

Yine aynı rapora göre;

Olay sırasında otelde bulunan Prof.Dr. Cevat Giray’ın ifadeleri de Karabilgin’in ihmalini gözler önüne seriyordu... Giray ifadesinde, otelden çıkmak için Vali ile görüştüklerini, Vali’nin ise, ‘Çıkarsanız, güvenliğinizi sağlayamam’ diyerek otelden çıkışı engellediğini söylüyordu... Komisyonun raporunda ayrıca, İçişleri Bakanlığı ile müsteşarların dinlenmesinin SHP baskısıyla engellendiği ifade ediliyordu...

Herhalde söylemeye gerek yok;

Sivas olayları vuku bulduğunda, bu gazete henüz yayın hayatına atılmış değildi... Ne var ki; yayın hayatına atıldığı yıl, gündeme getirdiği ilk dosya, “Sivas Olayları”yla ilgili dosya idi...

O günden sonra da; sık sık Sivas’a el attık, örtbas edilen gerçekleri sık sık gündeme getirdik.

Aradan 19 yıl geçti...

Bundan sonra da, “Sivas olayları”nı gündeme getirmeye ve bu karanlık olayı aydınlatmaya devam edeceğiz...

Bu olay, aydınlanmak zorunda...

Çünkü bu olayın arkasında; “Derin Devlet” denilen “Gladyo” var, “Ergenekon” var, “Özel Harp Dairesi” var!..

Uzun lâfın kısası;

İz sürmeye devam...

PKK’NIN KATLETTİĞİ KÜRTLER

Akit’in “hassas” olduğu konulardan biri de “Kürtler” konusudur...

Yayın hayatına atıldığımız ilk günden bu yana, bu gazete “Kürt halkı” ile “Kürtlerin temsilcisi” olduğunu iddia eden “terör örgütü ve onun siyasî uzantıları”na hep farklı gözlerle bakmış, onları aynı kefede değerlendirmemek için azami gayret sarfetmiştir.

Çünkü Kürt halkı “Müslüman”dır...

Kürt halkını temsil ettiğini iddia eden “terör örgütü” ve “parti”ler ise; ideolojik olarak “Marksist”, dinî inanç olarak ise “Zerdüşt”türler.

Bu gazete, yayınlarını işte bu gerçeğin bilincinde olarak yaptı ve Kürt halkını hep “Müslüman” olarak gördü...

Kürt halkı da, Osmanlı’dan bu yana, “bir arada yaşama” azim ve kararlılığını gösterdi, “bölünme”ye hep karşı çıktı...

Zaman zaman, bunu “hayatıyla ödeyenler” de olmadı değil...

Meselâ, RP eski milletvekili Abdulhaluk Mutlu’nun geçen hafta Cuma günü Akit’in manşetinden yayınlanan ifadeleri... Akit’in manşetinden; “Ilımlı Kürt siyasetçileri PKK öldürdü” başlığı ile verilen haber, özetle şöyleydi:

“90’larda ne kadar ılımlı BDP’li varsa öldürüldü. Mesela Tatvan İlçe Başkanı Şevket Özdemir, evinin önünde vuruldu. Şevket Bey, DEP içinde en ılımlı ve şiddete karşı olan insandı. Bu cinayetler ne o dönemki DEP, HADEP yöneticileri tarafından ne de BDP tarafından gündeme getirilmedi. Bu son derece manidardır.”

PKK’nın Kürtlere kan ve gözyaşından başka bir şey getirmediğini ifade eden Mutlu, sözlerini şöyle sürdürüyordu:

“PKK acıdan başka Kürtlere ne kazandırdı? Bunu sorgulamamız lazım. Artık buna bir dur demeli. Bu işin çözümü silahların bırakılması. Keşke, BDP’liler gençleri dağa çıkmaya değil, silah bırakmaya teşvik etseydi.”

Abdulhaluk Mutlu’nun bu sözleri, Akit’in ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor.

Biz, bundan sonra da “gerçek”leri yazmaya, “yalan”ları ise “deşifre” etmeye devam edeceğiz...

RAKAMLARLA TEKZİP

“Yalan” dedik de;

Bugünkü 1. sayfamızın sürmanşetinde;

“Medya Tekzip Merkezi” tarafından hazırlanan bir haber var... O haberde; “en çok tekzip yiyen gazeteler” ile “haberleri en az tekzip edilen gazeteler” var...

Son 1 yılda; haberleri en çok tekzip edilen gazete Hürriyet olmuş... En az tekzip ve düzeltme yayınlayan gazetelerden biri de Akit... Bu liste, Akit’in yalan haberler yaptığını iddia edenlere “kapak” olsun!..

Selâm ve saygılarımızla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi