Fatih Akkaya

Fatih Akkaya

Evet Hocam Bu Nasıl İş?

Evet Hocam Bu Nasıl İş?

Değerli okurlar
Hilal Kaplan’ın kilisede çekilmiş garip fotoğrafının facebook’ta paylaşım rekoruna koşuyor oluşuyla ilgili haberimiz geride bıraktığımız hafta içinde de en çok konuşulan konular arasında yer aldı.
Bu arada Hilal Kaplan’dan da bir açıklama geldi.
Önce bu açıklamaya değinmek istiyorum.
Kaplan’ın Yeni Şafak okurlarını aptal yerine koyduğu açıklaması ve gerçeklere gelin birlikte göz atalım:

1- KENDİ KENDİNİ HEDEF GÖSTERMİŞ OLMUYOR MUSUN?

Açıklamasına göre, kilisede çekilmiş o garip fotoğrafı internete bizzat kendisi koymuş.
Buna rağmen, facebook’ta bu fotoğrafı görenin dönüp bir daha baktığını, arkadaşları ile paylaştığını aktaran haberimizi “hedef gösterme” olarak aktardı.
Bu durumda, Hilal Kaplan kendi kendini hedef göstermiş olmuyor mu?
“Mum yakmadım” diyerek, bizi yalancılıkla suçladı.
Oysa biz haberimizde “mum yaktığını” söylemedik ki. Bu ifade, facebook kullanıcılarının fotoğraftan çıkardığı bir yorum. Biz de zaten bunu haberleştirmişiz.

2- YENİ ŞAFAK OKURLARINA SOR KAPLAN

DPI adlı örgütün basına kapalı toplantılarına katıldığını doğrulayan Kaplan, diğer taraftan, Habervaktim’in “PKK toplantılarına katılan” iddiasının asılsız olduğunu iddia etti.
DPI=PKK gerçeğini Yeni Şafak okurlarından gizlemeye çalıştı.
DPI’ı masum bir sivil örgüt gibi sunarken, gizli toplantılarında neler konuştuklarını açıklamadı.
Bu örgütün gizli toplantılarına milletvekillerinden de katılım olduğunu söyleyerek, DPI’ı aklamaya çalıştı. Bu konuda Habervaktim’e bir de iftira attı.
Habervaktim’in, "AK Partili vekiller, PKK toplantısında" diye başlık atamadığı için haberlerinde gazetecilerin ismine yer vermekle yetindiğini, onları hedef gösterdiğini iddia etti.
En büyük yalanı da bu oldu.
Mensubu olduğu Yeni Şafak okurlarının da çok iyi bildiği süreci hatırlatmak isterim:
DPI gerçeğini Türkiye Habervaktim’den, Akit’ten öğrendi.
Bu paravan örgütün en ince çizgilerine kadar gerçek yüzünü Habervaktim ile Akit ortaya çıkardı.

Ve Habervaktim, öyle bir kısmını, AK Parti’ye dokunan bölümünü sansürleyerek değil, olduğu gibi aktardı.

Evet, DPI’ın gizli toplantılarına AK Parti, CHP ve BDP’den kimi milletvekilleri de katıldı.

Türkiye bunu da Habervaktim’ten öğrendi.

Örneğin, 30 Haziran 2012 tarihli manşetimiz ortada.
Sayısız haberimizden sadece biri bu.

Arşivlerimizde halen duran haberimizin başlığı “DPI'cıların kahreden Galler hatırası” şeklinde.

İçeriği ise şöyle: “PKK paravanı DPI adlı İngiltere merkezli örgütün, teröristlerin Dağlıca'da 8 Mehmetçiği katlettiği günlerde Galler'de düzenlediği ve Türkiye'den Ali Bayramoğlu gibi yazarlar ile AK Parti, BDP ve CHP'den 6 milletvekilinin de katıldığı toplantıdan bazı kareler…”

Haberimizin manşet görselinde, AK Parti Milletvekili Tekelioğlu ile BDP’li Ayla Akat Ata’nın birbirlerine gülümseyerek, sohbet ederken ki fotoğrafı var.

Görsel başlığımız da şöyle:

“Dağlıca’da PKK’nın 8 Mehmetçiği Katlettiği Gün
AK Parti’li Tekelioğlu ile BDP’li Ayla Akat Ata
DPI Toplantısı İçin Gittikleri Galler’de…”

Sadece bu haberimiz bile Hilal Kaplan’ın, cahil kurnazlığı ile Yeni Şafak okurlarına aptal muamelesi yaptığını kanıtlıyor.

3- ZORUNLU DİN KÜLTÜRÜ DERSİ KONUSU

Hilal Kaplan, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’yle ilgili açıklamalarını çarpıttığımızı ileri sürdü. Din dersine değil, din dersinin zorunlu olmasına karşı çıkıyormuş.
Çünkü, zamanında ateist arkadaşlarının zorunlu din dersinde Ayetel Kürsi ezberlemek zorunda kalmış olmaları onu çok incitmiş.

İyi güzel de, biz ilgili haberimizde farklı bir şey mi söylüyoruz:
“Bir Müslüman olarak, ortaokul-lise çağındaki arkadaşının ateist olmasına değil de, din dersinde Ayetel Kursi ezberlemek zorunda kalışına incinen ‘dini bütün’ yazar Hilal Kaplan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi'nin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğini savunuyor.”

Değerli okurlar, burada bir parantez açmak istiyorum.
Hilal Kaplan’ın zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’yle ilgili bu sözlerinin çarpıklığı, Yeni Şafak yazarı da olan Fıkıh Profesörü Hayrettin Karaman Hoca tarafından da ortaya kondu.
Karaman Hoca da Habervaktim gibi düşünüyor.
Kaplan’ın açıklamaları üzerine köşesinden şöyle yazdı:
“Bazı şeyleri bilmek yalnızca iyi değil, ayrıca zorunludur.”

4- VE HİÇ CEVAP VERİLEMEYEN KONU: ERMENİ SOYKIRIMI SAVUNUCULUĞU

Hilal Kaplan açıklamasında, hakkındaki en önemli eleştiri konusu olan “Ermeni soykırımı savunuculuğu”na ise hiç değinmedi.
Sözde Ermeni soykırımını anma etkinliklerinde boy gösteriyor oluşundan hiç bahsetmedi.
Hocalı katliamının yıldönümünde bile Ermeni katillere yönelik tepkileri eleştirme köksüzlüğünü sergilemiş olduğuna değinmedi.
Bu eylem ve yazılarından ötürü Ermenistan’dan ödül aldığını da Yeni Şafak okurlarından gizledi.
Neden?
“Nedenini” açmaya gerek var mı?

Değerli okurlar,
Hilal Kaplan’ın Habervaktim’e cevap olarak yaptığı bu açıklama, en çok da PKK yandaşları ile Ermenici çevreleri heyecanlandırdı.
“Nüçe haber” ile Agos, Kaplan’ın yazısını alıntılayarak, “Habervaktim’e cevap” diye okurlarına aktardılar.

Kaplan’ın bugünkü yazısında sahip çıkarak “Türkiye’nin bu gazeteye ihtiyacı olduğunu” savunduğu Taraf’ın yanında yer alması gibi…

Bu çevrelerin Habervaktim’e karşı Hilal Kaplan’ın yanında yer almaları neyin göstergesi acaba?

Değerli okurlar,
Bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim:
Yeni Şafak’tan bir yazar Hilal Kaplan’la ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı.
Uzun uzun Habervaktim’in Hilal Kaplan’ı hedef gösterdiğini, itibarsızlaştırmaya çalıştığını anlatan yazar, yazısının sonunda ise “Ben olsam Hilal Kaplan'ın katıldığı toplantılara katılmazdım; söylediği pek çok şeyi söylerken biraz daha düşünerek, tartarak söylerdim. Ama Hilal Kaplan kardeşimin düşündüklerini söyleme hakkını, bir gazeteci olarak istediği toplantıları izleme hakkını sonuna kadar savunurum, savunuyorum” dedi.

Bu nasıl iş, anlayan var mı?

Kendi yazarına sahip çıkma, taraf olma adına bu kadarı da yapılabilir mi?

Yeni Şafak okuru sormaz mı:
“Hocam, bir taraftan, Hilal Kaplan’ın katıldığı o toplantıları(DPI) tasvip etmediğini söylüyorsun. Diğer taraftan, Kaplan’ın bu toplantılara katılmasını eleştiren Habervaktim’i ‘hedef göstermekle’ suçluyorsun.
Ayrıca, Hilal Kaplan’a ‘düşündüklerini söylem hakkı, istediği yere katılma hakkı’ tanırken, Habervaktim’i gördüklerini yazdığı için mahkum ediyorsun. Bu nasıl iş?”

Evet hocam, bu nasıl iş?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Akkaya Arşivi