Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Büyük engizisyoncu, Hz İsa ve Öcalan

Büyük engizisyoncu, Hz İsa ve Öcalan

Dosteyevski’nin Karamazov Kardeşler adlı romanında, bir “Büyük Engizisyoncu” kısmı vardır.

           16. yüzyılda, Hz. İsa, İspanya’nın Sevilla şehrine iner ve halkın arasına girerek mevcut Hıristitanlık telakkilerini yerle bir eden mucizeler yaratır. Bunu duyan Engizisyon Mahkemesi Başkanı (Büyük Engizisyoncu), derhal harekete geçer ve Hz. İsa’yı hapse atar ve onunla hapishanede konuşur. Ezcümle, konuştuğu şudur: “Senin dediklerinle hayat birbirine uymuyor. Biz senin adını kullanarak, yapılması gerekenleri yapıyor ve bu arada geçinip gidiyorduk. Bundan biz de memnunuz; halk da memnun. Şimdi sen çıkıp geldin ve herşeyi altüst edip  tıkır tıkır işleyen düzeminizi bozdun.” 
       
 Hikaye biraz uzun. Merak edenler internetten bulabilirler; hatta bu konuya tahsisen yayınlanan “Asrın Sırrı” adlı kitaptan da okuyabilirler.
         
Hikayede vurgulanan konu, Hz. İsa’nın, öğretileriyle insanın özgürleşmesi’ni amaçlaması ile Büyük Engizisyoncu’nun, geçim derdi çelişkisidir.
       
 İmdiii... Böyle bir alıntı ve örneği niçin verdik?...
       
 Hapisteki İsa’yı, teşbihte hata olmasın, “İmralı diplomatı” yerine koyalım;  Büyük Engizisyoncu da, “İmralı diplomatı”nı kullananlar olsun. Öyle ya... Vaktiyle terör örgütü ortaya çıktığında destekleyenler, kara kaşları kara gözleri için desteklememişlerdir. Örgüte ve Öcalan’a söyletilip yaptırılanlar da Büyük Engizisyocuların görüşleridir aslında ama 40 yıldır köprünün altından çok sular akmış; ilk görüşlerden sapmalar olmuş ve bu sapmalar bizzat “İmralı diplomatı” tarafından yapılmıştır. Şimdi piyasaya hakim olan görüş,  Büyük Engizisyonucuların değil, “İmralı diplomatı”nın “barış” görüşüdür. O, “Barış olacak!...” dediği zaman, onun adını kullanarak “maişet” temin edenlerin ekmekleri kesilecektir. 
         
PKK terörü Türkiye’de bitince, Kandil’deki eşkıya güruhu susmayacak; Avrupa’da dönen rant çarkı, İran, Irak ve Suriye’deki Kürtler üzerinde oynanan oyunlar da durmayacaktır. Olay, sadece terörün Türkiye dışına atılmasından ibaret kalacaktır.
         
Türkiye’de terör bittiği anda, bütün Ortadoğu’da ve Avrupa’da örgütün pir ü pak olacağını zannetmek, safdilliktir. Türkiye’deki terörün sebebi, Kürtlerin sadece Türkiye’de olması değildir ki. Türkiye’den başka İran, Irak ve Suriye’de blok halinde yaşayan Kürtler, toprak talebinden vaz mı geçecekler zannediyorsunuz?... 
       
 “İmralı diplomatı” ile MİT müsteşarının konuşmasında, müsteşarın ısrarla üzerinde durduğu ve bir kaç defa sorduğu soru “Ayrılmak istiyor musunuz?” sorusuna “İmralı diplomatı”, “Böyle bir talebimiz yok.” diye cevap vermiştir. Muhtemelen bundan sonra yapılacak “müzakere”lerde, bu açıkça ve hatta “İmralı diplomatı”nın kendi sesinden görüntülü olarak verilecek; bunun  hiç bir baskı altında söylenmediğini de ispatlamak için, PKK’nın en güvendiği bir kaç kişi “İmralı diplomatı”nın yanında olacaktır. 
           
Uyuşturucu kaçakılığı ve silah satımı başta olmak üzere bu işten rant yiyenlerle, Ortadoğu üzerinde emeli olanlar; yani Büyük Engizisyoncular, “İmralı diplomatı”nın “barış” söyleminden rahatsız olacaklar ve “Senin adını kullanarak geçinip gidiyorduk ne güzel!... Hem senin davaın da porpagandasını yaparak görüşlerini diri tutuyorduk... Şimdi tutturdun ‘barış’ diyorsun... Yok öyle yağma!... Otur oturduğun hapishanede!...” diyecekler. 
         
 Dotoyevski’nin hikayesi, aktardığım kısımla bitmez; devam eder.
 
         
 Büyük Engizisyoncu, Hz. İsa’yı ikna edemeyince ona Matta İncili’ndeki bir bahsi hatırlatır. O bahiste (Matta 1-11) şeytan Hz. İsa’yı imtihan etmektedir. Son aşamada, Hz. İsa’yı büyük bir dağın başına çıkarır ve ona vaad ettiği toprakları göstererek: “Yere kapanıp bana taparsan, bunları sana vereceğim.” der. 
         
Dağ alegorisini Kandil olarak algılayın lütfen ve Hz. İsa’ya gösterilen coğrafya olarak da bereketli Mezopotamya topraklarını da ekleyin buna. 
         
 Büyük Engizisyoncu ve şeytan davasından  vaz geçmeyecektir. Ve bunlar PKK içinde taban da bulacaklardır. “İmralı diplomatı”nın “barış” çağrısı için bahane hazırdır: Önderliğe ilaç vermişler. (1999’da yakalanıp “hizmete hazırım” dediğinde de aynı bahane uydurulmuş ve PKK ve yandaşlları buna inanmışlardı.) Şimdi benzeri bir bahane bulunacak ve Büyük Engizisyoncu ve şeytan emelini bu bahane üzerinden yeniden dizayn ederek piyasaya sürecektir. Bu süreçte, “İmralı diplomatı” (Yani Hz. İsa) “maişet” için devre dışı bırakılacak ve “dava”,  “dünyaya açılacaktır. 1977’de yapılan Çubuk toplantısında, “önce ülkeye (Doğu-Güneydoğu Anadolu), sonra Türkiye’ye, Ortadoğu’ya, Avrupa’ya ve en sonunda da dünyaya açılma stratejisi” verilmemiş miydi ellerine? Şimdi o aşamaya gelindi ve “İmralı diplomatı” rolünü tamamladı. O bitirilecek, yeni figüranlarla yola devam edilecek.
 
           ***
           Uzun lafın kısası, Büyük Engizisyoncu ve şeytan, “İmralı diplomatı”nı gözden çıkardı ve yeni Mesih peşine düştü. Sakine Cansız’ın infazının arkasında yeni dizayn yatmaktadır. Çünkü bu kadın, örgütün hem kasası hem de kara kutusudur. Ve oldu olacak onu da söyleyelim, Fransa’nın elinde, Paris infazıyla ilgili net bilgilerin olduğu kesin. Orada bir örgüt bürosu olacak da, koskocaman Fransa devleti, o büroyu kontrol altında tutmayacak ha!... Güldürmeyin adamı. 
           
Şayet üzerine yatıp kapatırsa, bu infazın doğrudan müsebbibi Büyük Engizisyoncu olarak Fransa’yı görmekte hiç şüphe olmayacaktır. Baksanıza, Sakine ile Fransız Cumhurbaşkanı “sık sık” görüşürlermiş. O görüşmelerde herhalde Türk mutfağının damak zevkinden konuşmuyorlardı.
             
Algılama sorunu yaşayanlar için not: Yazımı beynininizle okuyun. “Namık hoca bölücü başına Hz. İsa muamelesi çekiyor.” gibi ebleh yorumlar yapmayın. 

***
 
Akit'e yapılan menfur saldırıyı ve saldırıdan dolayı kına yakanları şiddetle kınıyorum. Allah'tan başka hiçbir güç Akit'i susturamaz. Akit camiasına geçmiş olsun.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
19 Yorum
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi