Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Dördüncü Yargı Paketi ve Kader Mahkumları

Dördüncü Yargı Paketi ve Kader Mahkumları

Kabul etmeliyiz, yargı yılların iyi edemediği klinik hastası durumunda, ve maalesef şu anda çıkmazların yoğun bakımında.

Bunları söylerken de maksadım yapılanları küçümsemek değil.
Bir şeyler elbette ki yapılıyor, asıl olan sonuç...
Nereye vardık ve neredeyiz?..

Yargıyı hızlandıralım demekle yargı hızlanmıyor. Aksine, kararlar çoğalsın diye bu sefer dosya okuma sıkıntısı çıkıyor karşımıza. Bu hızlı çıkan karalarda dosyalar acaba ne kadar okunuyor? Hukuk camiasında dosyaların okunamadığı kanaati hakim...
Okunsa, üç yıl yatıp da çıkan kendisine kader mahkumu der mi?
Düşünebiliyor musunuz, suçlu olmadığı halde üç-beş yıl yatanlar var aramızda.
O mağdur kişiler hayrına yatıp çıkıyor!
O zaman Kader Mahkumları da çoğalıyor...
Şimdiden İstanbul’da “Kader Mahkumları” diye bir dernek kuruldu.
Yüzlerce dernek üyesi aynı sözü söylüyor:
“Kader Mahkûmlarıyız...”

Bu kişiler zannediyor ki kader mahkum etti, halbuki değil, kader mahkum etmez, sistem mahkum eder... Bir de okuduğunu anlamaktan uzak olanlar...
Derneğin koordinatörü savunmasını bir zamanlar üstlendiğim Sami Ünügür.
Bu kişi tam beş yıl tutuklu kaldıktan sonra zorunlu olarak salıverildi, ama davası halen devam ediyor. Savunma avukatı olarak söyleyeceğim tek söz, suçlu değil.
Gerisini adalet bilir...

Yargı dışarıdan bakıldığında içerideki gibi asla değil.
Daha yeni... Kırşehir 2. Sulh Ceza mahkemesinde aile dostum eski Belediye Başkanı Halim Çakır’ın savunmasını yapmak üzere Ankara’dan dolu dizgin koştuk gittik.
Duruşma saati sabah 9,50.
Yetiştik ama mahkeme salonu kapalı, hakim henüz teşrif etmemiş.
İnsanlar mahkeme kapısında dikilerek adaleti konuşuyor.
Biri diyor “hakim gelmedi”, öbürü “kaç saat daha bekleyeceğiz?” gibi sorular soruyor.

Nihayet geç saatlerde duruşmadayız.
Hakim şahide diyor ki, “bak müfettişe verdiğin ifadeye aykırı konuşursan suç duyurusunda bulunurum.” Şahit Belediyenin memuru, kızarıyor bozarıyor.
Ve ben dayanamayarak müdahale ediyorum.
“Hakim bey, aynı sözü bana da söylerseniz korkudan savunma yapamam, burası mahkeme, bırakın şahit serbestçe ne biliyorsa söylesin.”
Şahit diyor ki “Amirim bana baskı yaptığı için müfettişe öyle söyledim, ama gerçek şimdi söylediklerimdir.”

Öyle mi? Al sana suç duyurusu!..
Neler olmuyor ki, vatandaş sıkıntılarını kime söylese.
Bu olanları yetkililer nasıl haber alsa.
Umarım duruşma salonları kısa sürede kayıt altına alınır.
Aleniyet diyoruz ya...
İşte bu anayasal mecburiyeti duruşma salonlarını kayıt altına alarak UYAP üzerinden yayınlamakla olur. Yoksa mübaşirin bağırmasıyla, kapının açık tutulmasıyla aleniyet artık hiç olmaz. Hele de kapalı kutuda sorunlar anlaşılmaz.
Yine aynı söze geleceğim.
Duruşma yapılır tutanağı alamazsın.
Bugün git yarın gel.

Kırşehir 2. Sulh Ceza mahkemesinin duruşma tutanağını almak için bir gece orada yatmak zorunda kaldım. Yine de alamadım...
Sebebi onaymış, hakim onay vermezse tutanağı alamazsın...
İşte bu gibi olaylar anında merkezden görülmeli, yetkililerden hesabı sorulmalı.
Değilse, yaptım oldu felsefesi zamana zemine doğru kayıp gidiyor.
Sonra ne oluyor?

Ne kadar iyi niyetli adımlar atsanız bile sistem çalışmıyor...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nusret Çiçek Arşivi