Ersoy Dede

Ersoy Dede

Cuntalar örgüt değil midir?

Cuntalar örgüt değil midir?

Ergenekon Davası’nda önemli bir dönemeçti dünkü mütalaanın açıklanması meselesi.. 2 bin küsur sayfa olduğu için Silivri’ye giden meslektaşlarımın yansıttığı ana başlıklar halinde gördüm dün.. Birkaç güne tamamını okurum sanıyorum. Bizim meslek genelde okumadan anlatma hastalığının merkezi olduğu için bu hataya düşmekten korkarım. Fakat açık olan bazı hususlar var. Onlar üzerinden kafama takılan bazı soruları burada sormam gerekiyor.

DAVA BÖLÜMLERE AYRILMIŞ

Dün savcı mütalaasını açıklarken bazı kategorik ayrımlar yapmış. Örneğin bazı isimler hakkında beraat istemiş. Bazı isimlerin dosyalarının ayrılmasını talep etmiş. Bazı isimlere belli sürelerle cezalar talep etmiş. Bazı isimlere de ağırlaştırılmış müebbet hapis. Ergenekon Terör Örgütü’nün varlığını tespit etmiş. Yapının bununla ilişkili olduğuna karar vermiş. Sanıkların da bu yapı için çalıştıklarını iddia etmiş.. Buraya kadar her şey tamam. Asıl sorun bundan sonra başlıyor.

BAŞBUĞ ÖRGÜTSÜZ DARBECİ

Savcı demiş ki, aralarında İlker Başbuğ’un da olduğu bazı isimler, hükümeti devirmeye yönelik darbeye teşebbüs suçunu işlemişlerdir. Ama örgüt yöneticisi değillerdir.. Ben bunu çok anlayamıyorum. Ortada müebbetlik bir suç var. Müebbetliği de fazlasıyla hak ediyor.. Halkın meşru temsilcilerine silah göstererek iş yapmalarına engel olmak. Bundan daha ağır ne olabilir?.. Savcı haklı. Fakat bu suçu işlediğine inanılan İlker Başbuğ, örgüt yöneticisi değil!.. Ya da bir diğeri.. Hoppala.. Şimdi ortada bir Ergenekon terör örgütü var. Bir de darbeye teşebbüs suçu var. Ama ikisi aynı şey değil..

HUKUKÇULAR KESMİYOR BENİ

Kafamdaki soru işaretini giderecek bir sosyolog analizi istiyorum. Çünkü hukukçu analizleri artık beni kesmiyor. Dün “örgütsüz darbe teşebbüsü olmaz” diyen hukukçular bugün, savcı mütalaasından hemen sonra, “olabilir canım, örgüt kurmadan ya da yönetmeden de darbeye teşebbüs etmiş olamaz mı?” demeye başladılar. Olamazlar.. Zira örgüt ne demek? Hukuki tanım itibariyle; “Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat”.. Eğer bu teşkilatın içinde tabanca da varsa, örgüt otomatikman “silahlı örgüt” oluyor. Eğer kuruluş amacı terörizm ise, silahlı terör örgütü.. Peki terör ne demek? “Çeşitli hedeflere ulaşmak için (siyasal, dinî veya ekonomik) sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve/veya şiddet içeren yolun kullanılması” Yani örgüt, bu amaca yönelik bu yolu kullanıyorsa, terör örgütüdür.. Çok net değil mi? Ama savcı diyor ki; “darbeye teşebbüs eden bir cuntanın varlığından haberdarız. Fakat bu cuntanın mensupları bir örgüt mensubu değil”.. Ya hu çok açık ki, cunta=örgüt zaten.. Neyse ben eleştirmiyorum. Sonuçta 2007’den beri beklediğim sona artık çok yaklaştığımız için, detaylarda boğulmamaya çalışıyorum. Sadece dediğim gibi, darbe yapmak için örgüt kurmak gerekmediğini gösteren bir mütalaa ile karşı karşıyayız. Bakalım daha ne göreceğiz?.

GAZETECİ Mİ PROVOKATÖR MÜ

Meslektaşım Mehmet Özmen’in canına kast eden tabloyu hep birlikte gördük. Önce psikolojik sonra da fiziksel linç girişimi sonrası herkesin gözü önünde fenalık geçirerek yere yığılan meslektaşım hakkında provokatör dediler.. Can Ataklı, utanmadan “numara yapıyor” deme ilkesizliğini gösterdi. Hani oradaki avukatlar falan dese bir yere kadar ama bir gazetecinin bir başka gazeteci için ettiği-edeceği laf bu mudur?.. Kendi gazetecileri darbeye teşebbüsten yargılanırken “gazeteci”, fakat, Akit muhabiri, haberini yapmak üzere basına açık bir organizasyona gittiğinde “provokatör”. Sadece bu bile meselenin özünü anlamamıza yeter. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi