Ersoy Dede

Ersoy Dede

MHP dekolteden mi yana?

MHP dekolteden mi yana?

Dizi film oyuncusu Ayça Varlıer’in kolsuz bluzu MHP’ye dert oldu..  Milliyetçi, mukaddesatçı, muhafazakâr yanıyla bildiğimiz MHP, bir dizi oyuncusunun dekolte kıyafetle neden ekrana çıkamadığını dert edinmiş.. TBMM gündemine getirmiş..  Sanıyorsunuz ki Ankara’da koca koca adamlar, çözüm süreci, İsrail’in devlet özrü, Yeni Anayasa falan konuşuyorlar..  Değil.. Misal koskoca Profesör Özcan Yeniçeri, koskoca Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yanıtlaması istemiyle, Ayça Varlıer’in kolsuz bluzunu, köprücük kemiğini falan sormuş.. Sayın Arınç da, mecburen yanıtlamış..

TRT’NİN DEKOLTE KRİTERLERİ
Soru, TRT’nin dekolte kriterleri.. Arınç da iletişim biliminin temel prensiplerini hatırlatarak, tv programında; dekor, kostüm, ışık gibi unsurların birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamış cevabında.. En sağlıklı cevap.. Ama burada konu başka.. MHP’nin bu sorudan neyi kastettiği tam anlaşılabilmiş değil.. Bence MHP seçmeni de tam farkına varamadı meselenin.. Sansürün savunulması ya da karşı durulması başka bir şey bir aktrisin köprücük kemiğinin görünmemesi üzerinden başlayan tartışmada, dekolteden yana tavır almak başka bir şey..

O AKTRİS ŞİKAYETÇİ DEĞİL
Vel hasıl taraflar yalanlamadığına göre böyle bir hadise yaşanmış.. Ama tamamen gazetelerde yer alan beyanatlara bakacak olursak, bu sansür(!)’den, Ayça Varlıer, Prof.Dr.Özcan Yeniçeri kadar rahatsız olmamış gibi görünüyor.. Zira “bu kıyafetle yayına çıkamazsınız” dediklerinde kıyafetini değiştirdiğini anlıyoruz. Bu ihtimali de göz önünde bulundurarak, programa gelirken yanında farklı boy ve çeşitlerde farklı kıyafetler getirdiğini görüyoruz.. Program sırasında herhangi bir nedenle bunu konu etmediğini, protesto etmediğini, yayını terk etmediğini, yayına katılmaktan vaz geçmediğini görüyoruz.. Sadece yayından sonra şahsi twitter hesabından yaşananları anlattığını biliyoruz.. Ben mesela bir programa konuk olsam ve açıkça bana; “şu lafları söyleyeceksen yayına çıkamazsın” deseler.. Yayında onların seveceği sözler söyleyip arkasından da; “ben şu şu lafları söyleyecektim ama bana böyle böyle dediler, ondan söyleyemedim” der miydim?.. Yine Hanımefendi’nin, meseleyi Sayın Özcan Yeniçeri kadar dert etmediğini bir gazeye verdiği mülakattan anlıyoruz.. Muhabir soruyor; “yine çağırsalar TRT’ye gider misiniz?”..  Ne cevap vermesi lazım bu durumda? “TRT benim için bitmiştir” demesi lazım değil mi?.. Oysa öyle demiyor?.. “Kimin davet ettiğine bağlı, neden gitmeyeyim?” diyor..

BU DÖNEM O DÖNEM DEĞİL
Sayın ve Sevgili Özcan Hocam, aynı partide birlikte omuz omuza görev yaptığınız Tunca Toskay döneminde yaşanananlara benzer uygulamalar var zannediyorsanız TRT’de yanılıyorsunuz. Mesai arkadaşınız Tunca Toskay (hiçbir zaman da saklamadığı) döneminin makaslı yıllarına göre bu ülkede özgür yayıncılık yapılıyor.. İçlerini bilmenize gerek yok. Arada sırada, bir-iki TRT kanalı izleseniz kâfi..

TRT OKUL’DA DA
SINIRLAMA OLMASIN MI?
Eminim o sorunuza konu olan Ayça Varlıer’in kim olduğunu da bilmiyorsunuz, katıldığı programı zaten bilmiyorsunuz katıldığı kanal olan TRT Okul hakkında da eminim hiçbir fikriniz yok.. Diyorsunuz ki, çocuklara ve okul çağındaki gençlere yönelik yayın yapan TRT Okul’un programlarına, rock konserine gider gibi derin dekoltelerle, yırtmaçlarla falan çıksın kadınlar.. Siz de,  “çocuğumuz devletin çocuklar için özel olarak kurduğu TRT Okul kanalını izliyor” diye rahat edin.  Ben olsam, popüler kültürde imajı “seksi” olarak bilinen bir aktrisi, TRT Okul gibi, misyonu olan bir kanala konuk olarak bile almazdım. Yine o kanalın idarecileri kıyafetini düzelttirmişler.. Ah be Özcan Yeniçeri Hocam.. Bilmiyorsunuz, öyle laf olsun diye konuşuyorsunuz.. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi