Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Kökleri dışarıda Mason locaları laikliğin neresinde?

Kökleri dışarıda Mason locaları laikliğin neresinde?

"Basit" gibi görünen ancak oldukça "girift" ve birbirine "zincirleme bağlı" olaylar sonrası açılan "kapatma dâvâsı"ndan 138 gün sonra verilen "kapatmama" kararının değerlendirmesine geçmeden önce bir "hikâye" anlatmak istiyorum...
Hikâye bir "Anadolu köyü"nde geçer... Delikanlı, Anadolu'da "evlenme şartı" olarak konulan "askerliğini" yapmış, artık bir "yuva" kurmak istemektedir... Gelin görün ki, ne elde vardır, ne avuçta... "Fakir"dirler... Düğün-dernek yapacak paraları yoktur... Ama, "yavuklu" kız da ,"beni isteyin" diye sürekli bastırmaktadır... Delikanlı, çaresizlik içinde kıvranırken, bir gün anne ve babasının konuşmalarına kulak misafiri olur... Anne, "neyimiz var ki satalım?" diyen kocasına, "Efendi" der, "Eşeğimiz var ya!.. Onu satalım ve everelim şu oğlanı!"

GELELİM ŞU EŞEK MESELESİNE!
"Eşeğin satılması" sözünü duyan delikanlı; hem sevinir, hem de umuda kapılır... öyle ya, "eşek" satılacak, kendisi de "yavuklu"suna kavuşacaktır!..
Gelin, görün ki; aradan "günler" ve hatta "haftalar" geçmesine rağmen, ne eşek satılır, ne de "düğün"den bahis açılır!..
Delikanlı, yine çaresizliğe düşer... Doğrudan "beni evlendirin" diyememektedir... çünkü, bu "ayıp" bir davranıştır!
Bir gün, anne ve babasının baş başa vermiş konuştuğunu görür... Ancak, "tarla"dan, "ürün"den, "verim"den konuşmaktadırlar... Yani, gündemlerinde "evlilik" yoktur!..
Delikanlı, onları dinler, dinler ve sonunda dayanamayıp der ki;
"Gelelim şu eşek meselesine!"
öyle ya;
"Eşek" gündeme gelince, "evlilik" de konuşulacak ve delikanlının "yavuklu hasreti" bitecektir!..

LAİKLİĞİ KONUŞMA ZAMANI GELDİ
Anne-babanın "eşek meselesi"ne gelip gelmediklerini bilmiyorum... Ama, "kapatma dâvâsı" ile bir kere daha gündeme gelen "laiklik meselesi"nin, artık enine-boyuna tartışılması gerektiğine inanıyorum!..
Zira, öyle görünüyor ki "laiklik meselesi" halledilmeden, hiçbir mesele halledilmeyecek!.. Bir defa daha ortaya çıktı ki; "mutluluk" ve "huzur"un anahtarı, "laiklik"in tanımındadır!..
Malûm; Yargıtay Başsavcısı A.Yalçınkaya, açtığı "kapatma dâvâsı"nın gerekçesi olarak; AK Parti'nin, "laikliğe aykırı eylemlerin odağı" olduğunu göstermiştir...
"En büyük delil" olarak da; "Başörtüsüne serbestlik" getiren meclis kararını ve AK Parti mensuplarının "Din... İman... Allah... Peygamber" diyen sözlerini göstermişti!..
Peki; "din"den, "iman"dan veya "Allah"tan "Peygamber"den söz etmenin neresi "laikliğe aykırı"dır?!?
Kısacası "İslâm"dan söz etmek, "laikliğe aykırı" ise, laiklik denilen kavram, "bir başka din" midir ki, İslâm, ona aykırı olsun?!?
Anadolu'daki delikanlı, nasıl ki evlenip de "huzur ve mutluluk" içinde yaşamak için "eşek meselesi"nin konuşulmasını istiyor ve bekliyor ise; bizlerin de "Türkiye'nin huzur ve mutluluğu" için şu "laiklik meselesi"ni etraflıca konuşma vaktimiz geldi ve hatta geçiyor bile!..

GLADYO VE P-2 MASON LOCASI!
Laikliğin, "İslâm karşıtı bir devlet dini" mi, yoksa "inançlar karşısında devletin tarafsızlığını" ifade eden bir kavram mı olduğunu konuşurken; bu kavramı "din ile devlet işlerini birbirinden ayıran" bir aygıt olmaktan çıkarıp, bazı insanları "laiklik sadizmi"ne kimlerin sürüklediğini, bu "odak ve mahfiller"in kimler olduğunu da irdelemeliyiz!..
çünkü ben; "laiklik sadizmi"ni körükleyip köpürtenlerin "yerli olmadıklarını" düşünüyorum... En azından "zihniyet" olarak yerli olmadıklarını, "köklerinin dışarıda" olduğunu veya "kökü dışarıda"lar tarafından yönlendirildiklerini düşünüyorum!..
"Düşüncemin gerekçesi"ne geçmeden önce bir örnek vermek istiyorum...
Malûm; Türkiye'deki "Ergenekon Terör örgütü"nün bir benzeri, yıllar önce İtalya'da ortaya çıkarılmış ve "Gladio" adlı örgüt Savcı Antinio Di Pietro tarafından yürütülen "Temiz Eller" operasyonu sonucu açığa çıkarılmıştı...
Geçen ay İstanbul'a gelen Savcı Di Pietro; Gladio'yu "kurduran ülke"nin ABD ve İngiltere olduğunu "para"ların "CIA bütçesi"nden sağlandığını ve fakat "beyin takımı"nın "P-2 Mason locası" olduğunu açık açık söylemişti!..
"P-2 Mason locası" mensuplarının da nasıl bir "kirli para ilişkileri" içinde bulunduğu o günlerde gazetelere yansımıştı...

İLHAN SELçUK MASON LOCASI’NDA
Bunu böylece ortaya koyduktan sonra, tekrar dönelim şu "laiklik" meselesine...
Dünkü Zaman'da, "Masonluk Ergenekon'un neresinde?" başlıklı bir yazı yazan Hüseyin Gülerce, şöyle bir soru soruyordu:
"Mesela birde bütün bu olup bitenlerde mason localarının rolü, etkinliği nedir, bu hiç araştırıldı mı? İddianamedeki bir cümle meselâ dikkat çekiciydi. İlhan Selçuk İstanbul'ta Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nda darbenin merkezindeki isimlerle görüşmüştü. Buna henüz bir yalanlama gelmedi."
(....)
"Demokratik bir toplumda, madem masonluk bir dernektir, gizliliği olamaz. O halde bizim, yargı mensupları arasında, üniversite rektörleri arasında, emniyet teşkilatı içinde, iş ve medya dünyasında kimlerin mason olduğunu bilmemiz gerekmez mi? Yasak olmasına rağmen Silahlı Kuvvetler bünyesinde masonlar var mıdır? Masonluğu tespit edildiği için bünyeden çıkarılan generaller var mıdır? Milletin evlatları için, orayı ele geçiriyorlar, buraya sızıyorlar diye dünyayı ayağa kaldıranlar, masonluk konusuna gelince neden suspus oluyorlar?"
Gülerce'nin yazısı, her ne kadar "Ergenekon iddianamesi"yle sınırlı olsa da; buna "AK Parti hakkındaki iddianame"yi de dahil edebilir ve sorabiliriz:
"Masonlar, AK Parti hakkında açılan kapatma dâvâsının neresinde?"
Herhangi bir kişi ve kurumu "töhmet" altında bırakmak veya "komplo teorisi" yazmak gibi bir niyetim yok!.. Sadece ve sadece, "kapatma zincirindeki halkalar"a ve bunlar arasındaki "ilginç bağlantılar"a dikkat çekmek istiyorum.
İsmi yukarıda geçtiği için, ondan başlayalım...
Düşünebiliyor musunuz;
"Ergenekon Terör örgütü'nün kurucuları ve yöneticileri" arasında bulunmakla suçlanan İlhan Selçuk, darbenin merkezindeki isimlerle görüşüyor!!!
Nerede?..
"Mason locası"nda!..
Mason locasında "darbeci"lerle konuşan İ.Selçuk, 23 Şubat 2008'de bir yazı yazıp, diyor ki;
"Yargıtay Başsavcısı; bölücülük ya da dincilik yapan siyasi partiye dâvâ açmazsa, görür gününü!"
Bir "telkin" ve "tavsiye" değil, "düpedüz tehdit" kokan bu satırlardan sadece "3 hafta sonra" yani 14 Mart'ta AK Parti hakkında "kapatma dâvâsı" açılıyor, iyi mi?!?

PARİS'TEKİ MASONLAR NE DEDİ?
"Masonlar... Ergenekon... İ.Selçuk" bağlantısını ortaya koyduğumuza göre, gelin "daha öncesi"ne gidelim!..
Efendim; "laiklik" hassasiyeti(!) dolayısıyla AK Parti'nin kapatılmasını isteyen, hatta "eğer kapatma dâvâsı açmazsa görür gününü" diyecek kadar Başsavcı Yalçınkaya'yı "tehdit" eden İ.Selçuk'un bu yazıyı yazdığı tarih, 23 Şubat 2008'dir!..
Ne ilginç değil mi;
İ.Selçuk'un ,"Mason locası"ndaki toplantıya katılmasından kısa bir süre önce, Fransa/Paris'te bir başka "toplantı" yapılmıştır!..
Evet, evet; toplananlar "Grand Orient" yani "Büyük Doğu Locası"nın mason biraderleridir!..
Hani, "Eğer Meclis'te, başörtüsüne serbestlik kararı çıkmasaydı, Başsavcı kapatma dâvâsı açmayacaktı" deniliyordu ya... İşte o Meclis'in verdiği "başörtüsüne serbestlik" kararı, Loca'nın Paris'teki toplantısında da gündeme gelmiş!..
Toplantıda konuşan Fransa Mason Locası Büyük üstadı Jean-Michel Quillardet, Meclis'in "başörtüsüne serbestlik kararı" için ne demiş biliyor musunuz;
"Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması, bir geriye gidiştir!"
Ve devam etmiş:
"TBMM'den geçen düzenleme, Türk laikliğinin yeniden tanımlanması yolunda açılmış tehlikeli bir gediktir!"

MASONLUĞUN ARKA BAHçELERİ NE YAPTI?
Mason üstadı Quillardet'in Paris'te verdiği "mesaj"ın kapatma dâvâsını tetikleyip tetiklemediğini bilmiyorum.
Ama, şunu biliyorum:
"Paris'ten gelen mesaj"la birlikte, "Masonluğun arka bahçeleri" olarak bilinen Rotaryen ve Lions'lar hemen harekete geçti. Rotaryenler ve Lions'lar yukarıda "kupür"lerini yayınladığım "ilân"ları verdiler gazetelere!..
Türkiye Rotary Kulüpleri imzalı ilanda şu satırlar yer alıyordu:
"Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin Büyük Millet Meclisi'nde başörtüsü ile ilgili kanun ve anayasa değişikliği yapılmış olmasına inanamıyoruz. Atatürk ilke ve devrimlerine ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin laik kazanımlarına bağlılığımızı tekrarlıyoruz."
Lions'lar da şöyle diyordu:
"Biz Türk Lionsları bir siyasi simge olarak algıladığımız türbanın üniversitelere serbestçe girmesini sağlamaya yönelik çabaları üzüntü ile izliyoruz. Bu tutumu Cumhuriyetimizin kuruluş amaçlarına, temel değerlerine ve özellikle laiklik ilkesine karşı bir hakaret olarak değerlendirdiğimizi halkımızla paylaşıyoruz."

PARçALARI BİRLEŞTİR, BüTüNE BAK!
Bütün bunlar, "Yap-Boz'un parçaları"dır!.. Ya da, "çarkın dişlileri" veya "zincirin halkaları"dır!..
Şimdi de; "parça"ları, "dişli"leri ve "halka"ları birleştirip, "fotoğraf"ın bütününü koyalım ortaya!..
Pelin özer'in, Chronicle adlı internet sitesinde;
"Milaslı İlhan Selçuk, baba tarafından Girit göçmenidir... Selçuk'un eşi Handan Selçuk; Şivekâr ve Hamdi Namık Gör'ün kızıdır... Gör çifti, Giritli ve Yahudi kökenlidir!"
Dediği İ.Selçuk, Mason Locası'ndaki bir toplantıdan sonra, "AK Parti hakkında dâvâ açması" için Başsavcı'yı "tehdit" eden bir yazı yazmıştır!..
Ondan da önce; "Siyonizmin arka bahçesi" olan masonlar, Paris'te bir toplantı yapıp, "başörtüsüne serbestlik" getiren TBMM kararını; "Geriye gidiş!.. Laiklikte açılmış tehlikeli bir gedik!" olarak yorumluyor!..
Tam da bugünlerde "Masonluğun arka bahçeleri" olan Rotaryen ve Lions'lar çıkıyor sahneye, Hürriyet'e verdikleri ilânlarla "laik kazanımlara bağlılık"larını tekrarlıyorlar!!!.
Dikkatinizi çekerim;
Bütün bunlar "Şubat" ayı içerisinde oluyor!..
Ve 14 Mart 2008!
Yargıtay Başsavcısı A.Yalçınkaya, AK Parti hakkında kapatma dâvâsı açıyor!..
Gerekçe, malûm;
"Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak!!!"

MUTFAKTA BİRİLERİ Mİ VAR?!?
Tekrar ediyorum:
Yargıtay Başsavcısı A.Yalçınkaya'yı da, Yalçınkaya'yı haklı bulup "odak" kavramını tescilleyen Anayasa Mahkemesi üyelerini de suçlamak veya töhmet altında bırakmak gibi bir niyetim yok!..
Ancak, yukarıda sıraladığım "kronoloji"den sonra, ister istemez merak etmeye ve sormaya başladım:
"Masonlar bu dâvânın neresinde?!?"
Ya da, şöyle soralım:
"Masonlar, laikliğin neresinde?"
Savcılar ve hakimler, elbette "Türk Milleti Adına" dâvâ açıp, "Türk Milleti Adına" karar veriyor!..
Ama, yukarıdaki şu "kronoloji"ye bakınca, ister istemez soruyor insan:
"Yoksa, mutfakta biri mi var?"
Eğer varsa, "kim"dir onlar?
İşte onun için diyorum ya;
"Gelelim şu laiklik meselesine!"
Yoksa; bu güzelim ülkenin "yerli" insanlarına ne "huzur" var, ne de "rahat!"
===================
Topkapı!.. Topkapı!
Son yıllarda sayıları azalmış olsa da, hâlâ "minibüs"ler var... Eskiden, "minibüs muavinleri" veya "çığırtkan"lar, şöyle bağırırlardı:
"Aksırayyy!... Aksırayyy!.. Topkapı!.. Topkapı!"
Daha düne kadar; bizler yargı kararlarını eleştirdikçe, "Yargıya saygı!.. Yargıya saygı!" diye bağıran "çığırtkan"lara bakıyorum da, AK Parti hakkında verilen "kapatmama" kararından pek hoşnut olmuşa benzemiyorlar...
Başta Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç olmak üzere, "AK Parti kapatılmasın" yönünde oy kullanan üyeleri, neredeyse bir kaşık suda boğacaklar!..
Hani, "yargıya saygı" nerede?..
İşte bu "çığırtkan"lara bakıp, "Topkapı!.. Topkapı!" diye bağıran "minibüs çığırtkanları" geliyor gözlerimin önüne!..
Onlar, hiç olmazsa "Topkapı!.. Topkapı!" diye bağırıyorlardı, medya çığırtkanları ise, "Nesrin Topkapı" haline döndü!..
Sürekli raks ediyorlar, dansözler gibi sürekli kıvırıyorlar!


Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi