Hasan Aksay

Hasan Aksay

Bir kongre ve dünyanın yönü

Bir kongre ve dünyanın yönü

Uluslararası bir kongre şehri olduk. Yarım asırdır, bu noktaya gelmek için sıfır ve birin karesini almaya çalıştık. Neticede sıçrayıp geldik. Ülkeyi bu güzel noktaya taşımakta emeği olan herkese teşekkürler. Nerede idik, nereye geldik. Orta Okulu bitirdiğimde (1948), Beylikler şehri koca Maraş’ta, Bugünkü Türkiye toprağının 3 katını vatan yapan, Hilafetle bütün Müslümanların sorumluluğunu yüklenen Yavuz Sultan Selim’in anne diyarında bir lise yoktu. O zamanın köyünde şimdi Üniversite var. İstanbul, uluslararası Kongre Merkezliğinde başa geçti. Dünyanın internet bilgileri yalnız Los Angeles’te kaydediliyordu. İCANN ile 6 ay sonra Avrupa, Afrika, Rusya ve çevrenin bilgi merkezi Türkiye olacak. Nimeti görelim, şükür ve gayretle büyütelim. Nankörlük kezzap gibi, her nimeti kökten kurutur. Cihan imparatorluğu nankörlükle elden gitti.

7. Küresel Sahtecilik ve Korsanla Mücadele kongresi İstanbul’da yapıldı. Sahtecilik kökenli felaketler, üstü örtülecek sınırları çoktan aştı. İnsan hayatıyla oynayan gıda sahtekarlığından, ömrü bitmiş ilaçların, fakir ülkelere yardım diye gönderilmesine; eroin, esrar, içki gibi zehir ticaretine zemin hazırlamaya kadar sahtekarlık üretildi. Kara sermaye oldu. Terör oldu. Sosyal çöplükler doğdu.   
Bu kongre henüz, hastalığı değil, hastalığın doğurduğu yaraları tedaviyi hedefliyor. Hastalığı bırakıp, neticesiyle uğraşmak, ölü yüzü pudralamaktır. Ama başlamak önemlidir. Yol, ahlaka çıkacaktır. Bardağın dolu tarafına kör göz, boş tarafında bir şey bulamaz. Önemli olan doluyu görüp, katkı yapabilmektir. Yolsuzluklar, teknik ve güvenlik tedbirleriyle önlenmeye çalışılıyor, çalışılacak. Ama yolsuzluk artıyor. Çünkü sorun, ahlakta, edepte. Hayasızlık, imkan kazandıran markalaşma haline geldi. Yüce meclislere dahi girdi.
Tedbirlere rağmen rüşvetin, yolsuzluğun artması, güveni tahrip ediyor. Güvenini kaybeden insan, dostunu, dostluğunu, fedakarlık duygusunu kaybediyor. Tek kalan çıkar hesabıdır. İnsani değerlerin, insanlığın kaybı, ruhun ölümüdür. İnsansız toplum, toplumsuz insanlık olmaz. Zanla, iftira yaygınlaşır. Toplum, sinsi bir kör dövüşe düşer. Bu hal, katilden eşettir. Toplum intiharıdır.
Dürüstlük, edep, haya, sevgi, saygı ahlakın; ahlak, İslam’ın meyvesidir. Çünkü İslam, İlahi dindir. Hayattan da üstün ölümsüz değerlerdir. Ebedi Risalet’tir.  Dürüstlük, çıkarın değil, ölümsüz değerlerin meyvesidir. Hayattan üstün, dünya nimetlerinden öte değeri olmayan din, ateizm ve ırkçılık gibi dayanışmaların ahlaki bir değeri ve gücü yoktur, olamaz. Bu nedenle, Fransa ünlü Başbakanı Kardinal Ricliheue, Devlet için öbür dünya, yani din yok. O halde devlette ahlaka gerek yok. Mantığı ile, “Dış politikada devletlerin çıkarı esastır. Ahlak yok” diyor. Bugün, dünyayı yaşanmaz hale getiren bu dinsizliktir. İslam nimetinden mahrumiyettir.
Netice, akıl için ahlaka dönmek bir tercih konusu değil, mutlak bir zarurettir. Aklın fıtratı, ölümlü, geçici hedeflerde sükun bulmuyor. Firavun’ların bahtsızlığını; Bilal-i Habeşi’lerin bahtını görüyor. Yokluğunda, 7 renk gök kuşağı gibi güzel gördüğü zenginlik, şöhret gibi şeyler, yaklaşınca değişiyor. Derdi sefasından fazla oluyor. İslam’sız Yunus olup, “Ballar balını bulan” var mı?
 Allah’ın kardeş yaptığı Müslümanlar, gafletle bu eşsiz nasibi yaşayamadı. Dünya sevdasıyla koştu, dağıldı. Güçsüz düştü. Dünya nimetlerinden olduğu gibi, ahretten de uzaklaştı. Zillet doğuran düşmanlık ve saldırılarla ezildi. Müslüman’ın bu kayıplarına rağmen, İslam’ın izzeti aynı erişilmez yücelikte devam ettiği içindir ki, Yusuf İslam; Roger Garaudy gibi milyonlarca düşünürün İslam ile şereflenmesi kesintisiz devam ediyor. İslam ışığı, her karanlığı delip geçiyor.
Netice: Ahlaka dönüş, fıtri, insani bir zarurettir. Ahlakın giriş kapısı da, mekanı da, tek harfi düşmemiş İlahi din İslam’dır. Başka yol yok. Bize düşen en önemli sorumluluk, ayrılık, sevgisizlik, edepsizlik gibi İslam dışı çirkinlik ve iyilikte yetersiz kalışla, İslam’ın bütün insanlığa açık kapısını gölgelememek, kapatmamak; tam aksine büyük bir gayret ve ehliyetle, İslam ahlakını şahıs, toplum ve ümmet olarak, birlik ve dirlik içinde yaşayarak, bu yolda gayretimizi artırarak, İslam ahlakının eşsiz güzelliğini, tüm insanlığa sunmak ve bu nimetin ikliminden herkesin yararlanmalarını sağlamaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hasan Aksay Arşivi