Ersoy Dede

Ersoy Dede

Barış kolay gelmeyecek

Barış kolay gelmeyecek

Elbette bu sürecin böyle tereyağından kıl çeker gibi kolayca tamamlanacağını beklemiyorduk. Ben sürecin en başında, “Sinir uçlarımıza dokunacaklar, canımız yanacak ama dişlerimizi sıkacağız” yazdığımda bana kızdılar. Fakat öyle. Gerek Cizre’de kendini PKK’nın bir kolu olarak tanımlayan yüzleri poşuyla kaplı gençlerin kimlik sorması, gerekse Tunceli ve Diyarbakır’daki karakol ve baraj inşaatı protestoları, bu direncin bir sonucu.. Elbet çok daha fazla ses getirecek büyük eylemler de deniyor barışa ve çözüme direnen güçler. Ancak çok şükür ki, istihbarat birimlerimiz çok sıkı çalışıyor ve bu eylemler hayata geçmiyor. Lice provokasyonu gibi daha çok badire atlatacağız ama atlata atlata yolumuza devam edeceğiz. Bundan kaçışımız yok.

DERİN GÜÇLER DEVREDE

Lice’de yaşananlara ilişkin müfettiş raporlarını beklemeden konuşmanın bir anlamı yok. Ancak bir genel siyasi analiz yapacak olursak belki lokal bir takım hadiselere ilişkin yap-boz parçalarını kendiniz birleştirebilirsiniz. Bakın Ergenekon ve benzeri davalar bize gösterdi ki, bu ülkede bazı askerler, kategorik olarak karşısında zannettiğimiz bazı yapılarla ittifak kurmuşlar.. Bu bazen sınır kaçakçılığına göz yummak olmuş, bazen Hint keneviri tarlalarına.. Şimdi ise çok şükür bu ranta dayalı ihanet ittifakları bir bir kırıldı.. Biz Silivri’ye baktığımızda sadece darbe planlarından falan söz ediyoruz ama iddianamelerde detay inceleme yaptığınız zaman o ihaneti çok net  görebiliyorsunuz.. Dolayısıyla çözüm süreci ile birlikte derin PKK’nın uyuşturucu rantı elinden alındı da, başka derin yapıların rantı gitmedi mi? Demem o ki, Lice’ye bakarken bütün açıları masaya yatırılmalı ve her olasılık üzerinde uzun uzun durulmalı. Doğru mu bilmiyorum ama kaçarken sırtından vurulan insanlar olduğu, karakol inşaatına uzak yerde kan lekeleri görüldüğü söyleniyor. Bunun toplumsal bir olayı dağıtmanın ötesinde bir görüntü verdiği ortada.. Diğer yandan 200-250 kişilik bir grubun karakol protestosu için yürüyüşe geçtiği ancak karakolun önüne gelindiğinde içlerinde birinin silahını ateşlediği söyleniyor. Zaten köylü de, o kadar adamın tamamının kendi köylerinden olmadığını anlatıyor ısrarla.. Yani kanlı tezgah sahnelenmiş, aktörlerini tespit etmek de bize düşer. Kayacık halkının çıkıp, 23 Mayıs’ta bölgelerinde yapılan uyuşturucu operasyonundan etkilenen ailelerin bu olaylardaki rolünü anlatması lazım. Göstericileri dağıtmak için rastgele ateş açıldıysa eğer buna ilişkin olarak da önce bir iç soruşturma, ardından da sivil mahkemede yargılama yapılması kafalardaki soru işaretini giderecektir. O protestocu grubu silahlandırıp oraya gönderen güç ile onları dağıtmak için ateş emrini veren gücün birlikte araştırılması gerektiğini düşünüyorum..

BİTEN BİR ŞEY YOK

Başta da dedim, süreci akamete uğratacak daha çok hadise çıkacak karşımıza. Hemen teslim olmayacağız. Sürecin mimarı Başbakan Erdoğan, “Bu iş bitti” demeden, yapılacak hiç bir değerlendirmeye itibar edilmemesi gerekiyor. 21 Mart’ta başlayan süreç devam ediyor. Bunun üzerinden kimsenin bir karşı operasyon yapması mümkün değildir, düşünülemez bile... Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ersoy Dede Arşivi