Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Bekir Bozdağ’la sohbet... Yozgat’tan çok, Somali’ye gitmelisin!

Bekir Bozdağ’la sohbet... Yozgat’tan çok, Somali’ye gitmelisin!

Önceki gün; aynı zamanda “Yurtdışı Türklerden de sorumlu” olan Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ telefon etti... Somali üzerine sohbet ettik.

Bir zamanlar, “kamp”larda, “açlık”tan bir deri-bir kemik kalmış çocukların yaşadığı, yüzlerinde “sinekler” uçuşan ve annelerinin o sinekleri kovmaya bile mecalinin olmadığı Somali’den...
1 Temmuz 1960’da kurulan, 8-9 milyon nüfusa sahip, bir “İslâm Cumhuriyeti” olan Somali’den...
Ne yalan söyleyeyim;
Sayın Bekir Bozdağ aradığında arabadaydım, dolayısıyla not tutma imkânım olmadı.
Ama, anlattıkları;
Unutulur gibi değil...

TÜRKİYE, NEYİ DEĞİŞTİRDİ?

Sayın Bozdağ, özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, eşi Emine Hanım ve aralarında sanatçıların da bulunduğu bir heyetle 19 Ağustos 2011’de Somali’ye gitmesinden sonra; bu ülkede çok şeylerin değişmeye başladığını söyledi.
Peki ne değişti?..
Her şeyden önce, Türkiye Somali halkına “balık ikram etmek”le yetinmedi, onlara “balık tutmayı” da öğretti.
“Hükümet” bir yandan, “Kızılay” bir yandan ve “STK”lar bir yandan, “Somali için seferber” oldu.
Biri Hükümet’in, diğer 3’ü STK’ların yaptırdığı “4 hastane” inşa ediliyor Somali’de... Hükümet’in yaptırdığı hastane; “Afrika’nın en büyük hastanelerinden biri” olacak ve 5 yıl süreyle, birlikte yönetilecek.
Somali halkı, düne kadar bir hastalığa yakalandığında; “Azrail’i” yani “ölüm”ü beklerlermiş...
Şimdi ise “Türk doktorlarını” bekliyorlar, “tedavi” olmak için...
Artık, “yaşama umutları” artmış...
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, bir defasında demiş ki;
“Somali’nin başına gelen en güzel şey, Tayyip Erdoğan’dır.”
Ne demektir bu?..
Özellikle Tayyip Erdoğan’ın 2011’deki ziyaretinden sonra, Somali halkının “kâbus”ları bitmiş, artık “rüya görmeye” başlamışlar, iyi mi?..
Daha önce uyuyamıyorlardı ki,
Rüya görebilsinler!..
Bekir Bozdağ, Somali’de; gerek Hükümet olarak, gerek Kızılay ve STK’lar olarak yaptıklarını şöyle sıraladı:
l “Somali’de bazı Afrika ülkelerinin elçilikleri var ama Türkiye haricinde hiçbir Batı ülkesinin elçiliği yok... Yakın zamanda, bir tek İngiltere, havaalanlarının yanında bir elçilik açtı ama onların da elçisi yok, işleri memurlar yürütüyor.”
l “Mogadişu Havaalanı, uluslararası uçuşlara kapalıydı... Onun tamir ve bakımını Türkiye yaptı, havaalanını uluslararası uçuşlara açtı... İlk uçuşu yapan da THY oldu.”
l “Sayın Başbakan Somali’ye gittiğinde, kemik yığınları ile karşılaşmış... Evet, evet; kesilen hayvanların kemiklerini bir tarafa yığmışlar... Bir tepe, bir dağ olmuş orası... Sayın Başbakan bu görüntünün giderilmesini istedi... Biz de oraya kemik yakma makineleri götürdük ve o görüntüyü kaldırdık... Üstelik, o araziyi park haline getirdik.”
l “Somali’de bir taraftan hastaneler yaparken, bir yandan da okullar inşa ediyoruz, su kuyuları açıyoruz, tarım yapmalarını sağlıyoruz... Bir STK’mız Balıkçılık Okulu açtı ki, Somali için çok elzem.”
l “Somali’den Türkiye’ye 2 bin öğrenci getirdik, onları okutuyoruz.”

YOZGAT’TAN ÇOK SOMALİ’YE

Sayın Bekir Bozdağ çok şeyler anlattı... Ancak, dedim ya; o an arabada olduğumdan not tutma imkânım olmadı.
Unuttuklarım olabilir.
Ama, sayın Bekir Bozdağ’ın; “altı çizilecek önemde” bir sözü vardı ki, unutmam mümkün değil...
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Somali’ye verdiği önem”in göstergesi olan bir talimatını aktarıyor sayın Bozdağ...
Sayın Başbakan, Bekir Bey’e demiş ki;
“Somali’ye, seçim bölgen Yozgat’tan daha çok gideceksin!”
Anlayacağınız; Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Somali’ye ilgisi bu kadar fazla...
Peki, Türkiye, Somali’ye niye bu kadar önem veriyor?..
Bir “menfaat”i mi var, yoksa “ileriye dönük hesapları” mı?..
Hayır, hiçbiri değil...
Sadece “insanlık” için!..
“Çıkara dayalı ilişkiler”in egemen olduğu bir dünyada “insanlığın yaşadığını” göstermek için...
Sayın Bozdağ’ın son sözü şu oldu:
“Her şeye rağmen, Türkiye’nin Somali’ye yardımları sürecektir.”

EL-ŞEBAB, NASIL BİR ÖRGÜT?

Konuştuk ve kapattık telefonları...
Ondan sonra, yol boyu düşündüm.
“Somali’ye insanî yardım elini uzatan bir Türkiye, niye saldırıya uğradı?..
Büyükelçilik ek binasına yönelik bombalı saldırıda Özel Harekât Polisi Sinan Yılmaz niye şehit edildi, 3 polisimiz niye yaralandı?”
Öyle ya;
Sen “yardım elini” uzatıyorsun ama o el “öpülmek” yerine “kırılmak” isteniyor!..
Neden?..
Malûm;
Somali’nin başkenti Mogadişu’da Türk Büyükelçiliği ek binasına düzenlenen “terörist saldırı”yı “El-Kaide ile bağlantılı” olduğu ileri sürülen El-Şebab örgütü üslendi.
Nedir bu el-Şebab?..
Somali’de Federal Geçiş Hükümeti’ni ortadan kaldırmak için savaşan bir silahlı örgüttür... 2011 yılı itibariyle ülkenin güneyinin çoğunu kontrol etmektedir... Mayıs 2011 itibariyle gücü 14 bin 426 militan olarak tahmin edilmektedir.
“İslam’ın düşmanları”na karşı cihad ettiğini öne sürmekte ve Federal Geçiş Hükümeti ile Afrika Birliği Somali Görevi’ne karşı savaşmaktadır...
El Şebab üyeleri Somali’ye yardım için çalışanları korkutmuş, kaçırmış ve öldürmüştür, bu da yardım örgütlerinin bölgeden çekilmesine yol açmıştır.
Örgütün şu anki lideri İbrahim el-Afgani’dir.”

SALDIRININ 3 GEREKÇESİ!

“Batı’ya karşı mücadele”sini anlarım da, “Halkı Müslüman Türkiye”ye karşı bu saldırı niye?..
Şunu anlarım:
“Somali, çoğu henüz el değmemiş halde uranyum, demir, kalay, bakır, cips, boksit ve doğalgaz yataklarına sahiptir... Arap Yarımadası’na yakınlığı sebebiyle petrol açısından da zengin olduğu varsayılmaktadır. Bu araştırmalar doğrultusunda, kuzeydeki Puntland eyaletinde yaklaşık 5-10 milyar varillik petrol rezervi tesbit edilmiştir.”
Evet, Somali; “yer altı kaynakları” yönünden zengindir ve bunlara henüz el bile değmemiştir... Dahası; “19. yüzyılın sonları”ndan bu yana İngiltere ve İtalya’nın bu ülke üzerinde “hesap”ları vardır, “plan”ları vardır.
Dolayısıyla, El-Şebab’ın “Batı emperyalizmi”ne karşı mücadele vermesini anlarım da; sırf “kardeşlik hukuku”nun gereği “insanî yardım”larda bulunan ve Somali üzerinde “hiçbir hesabı-kitabı olmayan” Türkiye’ye karşı bu saldırısı niye?..
Herhalde biliyorsunuz;
Elçiliğimize bombalı saldırıyı üstlenen El-Şebab, neden saldırdıklarını, 28 Temmuz günü şöyle açıklamıştı:
l “Türkiye, Somali’deki kukla hükümeti siyasi ve askeri olarak destekliyor... Son dönemde Türkiye, bu yönetimin, mücahitlerle savaşmaları için askeri eğitim anlaşması imzaladı.”
İyi, hoş da;
Somali’de 1991’den bu yana doğru-dürüst bir hükümet kurulamıyor ki!..
Siz, “geçici hükümet”lere bile terör uygularsanız, “daimi hükümet” nasıl kurulacak?..
Yoksa; “Türkiye’deki PKK’nın Kürt halkına baskı yapıp, hükümranlığını sürdürmek istemesi” gibi; siz de “Somali halkı üzerindeki korku imparatorluğunu yürütmek” mi istiyorsunuz?..
l “Türk hükümeti ve ordusu, Müslümanlara katliam yapan NATO’nun bir parçası. Türkler Müslüman Afganistan’ın işgaline de katıldı. Bu İslam’ı terk etmek demektir.”
l “Mogadişu’daki Türk kurumları, Somali’de halkın elindeki canlı hayvanlara karşı bir kampanya başlattı. Somali’deki üretken hayvanlar her gün kesilerek tüketiliyor. Ayrıca Türkler Mogadişu’da ahlaksızlık ve müstehcenliği yaymaya çalışıyor.”
Görüyorsunuz ya;
Bunlar, ipe-sapa gelmez gerekçeler.
Türkiye; Somali’de “canlı hayvan” kesiyor da, kendisi mi yiyor?..
Yine, Somali halkına dağıtıyor...
Kaldı ki; Türkiye, “dişi hayvan”ları kurban etmiyor, “erkek”leri kesiyor...
Yani, ortada “hayvan soykırımı” yok!..

BATI’NIN TAŞERONU MU?

Bu “bahane”lere uzun uzun cevap vermek mümkün... Ama, asıl sorulması gereken şu: Özellikle 2011’den sonra Somali’de varlığını arttıran Türkiye’ye, “neden şimdi” saldırı düzenlendi?..
Evet, neden şimdi?..
Tamam; özellikle İngiltere ve İtalya gibi ülkeler, “eski nüfuz bölgelerini” kaybetmek istemiyorlar ve dolayısıyla Türkiye’nin “Afrika Boynuzu” olarak adlandırılan bu “stratejik bölge”de varlık göstermesinden fena halde rahatsız oluyorlar.
Merak ediyorum;
El-Şebab, “Somali’nin çıkarlarını savunuyorum” derken, acaba “Emperyalist Batı ülkelerinin taşeronluğu”nu mu yapmaktadır?..
Herkes “hemfikir”dir ki;
El-Şebab’ın bu saldırısı, Türkiye’ye yönelik, “çok uluslu, çok örgütlü bir operasyon”dur... Hem de; Reyhanlı’daki saldırıyla ve Gezi Parkı Eylemleri ile bağlantılı bir operasyon!..
Bu saldırının; Suriye’deki gelişmeler ve  “Türkiye’nin Mursi’ye verdiği destek”le de bir bağlantısı vardır.
AB diplomatları tarafından hazırlanan “Somali’de Güvenlik ve Hukukun Üstünlüğüne AB Yaklaşımı” belgesinde Türkiye’nin bölgedeki etkisinden söz edilerek, “Yeni aktörlerin bağımsız hareket etmesini önlemeliyiz” cümlesi yer alıyor... Bu ifade ile Ankara’ya engel çıkarılması tavsiye ediliyor.
Bu rapor, büyükelçiliğimize düzenlenen hain saldırının hedefini açıklamaya yeter de, artar bile!..
İşte tüm bunlardan hareketle;
El-Şebab’ın, Türk elçiliğine saldırmasına maalesef “emperyalist Batı’nın taşeronluğu” demekten başka ihtimal gelmiyor insanın aklına...
Emperyalist Batı, El-Şebab üzerinden Türkiye’ye demiştir ki; “Ayağını denk al, Afrika Boynuzu’ndan çekil!”
Peki, Türkiye çekilecek mi?..
Sayın Bekir Bozdağ diyor ki;
“Bu saldırılar, bizim Somali halkının yanında olmamızı engelleyemez.”
Daha ne desin?..

Yüzde 25’lik parti, Binde 1’e vagon!

Şu hâle bakın; CHP gibi “koskoca”, CHP gibi “köklü” ve CHP gibi yüzde 25 oy alan “ana muhalefet” partisi, oy oranı “Binde bir” bile olmayan İşçi Partisi gibi ufacık bir partinin peşine takılacak, 5 Ağustos’ta Silivri’ye gidecek!..
Meselâ ben; “Bir eşeğin, deve kervanını peşine takıp, develere yol mühendisliği yapmasını” anlarım...
Ama, minicik bir “fare”, eğer, meselâ “eşeğin” önüne geçer de “yol mühendisliği” yapmaya kalkarsa, işte o zaman; “Var bu işte bir terslik” derim.
CHP’nin de, İP gibi “Maocu Kemalist bir parti”nin peşine düşüp Silivri’yi “basacak”(!) olması, aynen böyledir...
İşin enteresan tarafı; “Gezi eylemcileri” bile bunlardan daha “zeki” çıktı ve dediler ki; “Gezi ile Silivri yan yana konulamaz... Gezi’cilere; Silivri’ye gidip-gitmeyeceklerini sormak, kamera şakası olmalı!”
“Gezi Zekâlı”ların bile karşı çıktığı, “birkaç geri zekâlı”nın eylemine CHP’nin destek verecek olması, ancak ve ancak “Zekânın Kemal’e ermiş hali” olarak açıklanabilir.
CHP’de bu Kemal, bu zekâ oldukça değil İP’in peşine, bir gün “İpsiz-sapsız”ların da peşine takılır... Ne diyelim, Allah ıslah etsin!..
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi