Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Gerilimin kaynağı CHP ve TÜSİAD’dır!

Gerilimin kaynağı CHP ve TÜSİAD’dır!

Her zaman söylüyorum, yine söyleyeceğim... Ortada bir "gerilim", bir "gerginlik" varsa; bu gerilim ve gerginlik, "tek taraflı" değil, "çift taraflı"dır!.. "Gerilmiş bir ip" düşünün... Niye gerilir ip?.. "İpin iki ucu" da birilerinin elinde olduğu, iki tarafın da, "ipe kendine doğru asıldığı" için!.. Bir taraf asılmasa, o ip, asla gerilmez!..
Türkiye'deki bazı "konu"lar da, aynen "ip" örneğinde olduğu gibidir!.. Herhangi bir konu, eğer "gerilim"e yol açıyorsa; bilesiniz ki, bu gerilimin "iki tarafı" vardır!..
Biliyorsunuz; gerek "Yüksek Askerî Şura'dan ihraç kararı çıkmaması" ve gerek "rektör atamaları" konusu, bir "gerilim"e yol açmıştır!..
Peki, "gerilime yol açan" kimdir?.. Genelkurmay mı, Cumhurbaşkanlığı veya Hükümet mi?..
Yoksa CHP ve TüSİAD mı?..
Eğer "kanun"ların, "yönetmelik"lerin veya "bugüne kadarki uygulamalar"ın dışında bir "icraat" sergilemiş olsalar, "geren taraf" olarak Cumhurbaşkanlığı'nı, Hükümet'i veya Genelkurmay'ı gösterebiliriz!..
Ama, cümle âlem biliyor ki;
Bu üç kurumun icraatları, "mevcut kanun ve uygulamalar"ın dışında değildir!..
O halde; "geren taraf" kâh CHP'dir, kâh TüSİAD!..

GüL: 21’DE 4... SEZER: 70’DE 26
Bunun niçin "böyle" olduğunu, yani "geren taraf"ın niçin CHP ve TüSİAD olduğunu ispatlamak için, buyrun "daha önceki söylem ve eylemler"e bir bakalım!..
Bugün kopartılan "kızılca kıyamet"in sebebi nedir?.. Elbette, "rektör atamaları"dır!..
Peki, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ne yapmıştır da, böylesine "ağır saldırı"lara maruz kalmıştır?..
Yapılan şudur:
Abdullah Gül; YöK tarafından kendisine gönderilen "21 üniversitenin rektör adayları" listesinden, "sadece 4 tanesi"ni, "birinci sıradaki"lerden değil, "ikinci sıradakiler"den atamıştır!..
Tekrar edelim;
"21 rektör adayı"ndan 17'sini "YöK'ten geldiği şekliyle" onaylamış, sadece 4'ünde "ikinci sıradakileri" tercih etmiştir!..
Tartışılan konu budur!..
Peki, bu uygulamada bir "terslik" var mı?..
Yani, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eskiden olmayan bir icraata imza mı atmış, yani "eski köye yeni adet" mi getirmiştir?..
Eğer öyleyse; gelin, hep birlikte eleştirelim, hep birlikte saldıralım!..
Ama, hayır!..
Kazın ayağı, hiç de göründüğü gibi değil!..
Abdullah Gül'ün "21 rektör adayından sadece 4'ünü ikinci sıradan atadığı" bir Türkiye'de, 10. Cumhurbaşkanı A.N. Sezer; tam "70 üniversitenin 26'sında" ikinci sıradakileri tercih etmiş, iyi mi?..
Daha açık yazalım;
Abdullah Gül; 21'de 4.
A.N. Sezer; 70'de 26.

SEZER’İN 2. SIRA ATAMALARI!
Tabiî bu "iddia"yı ortaya atıp da havada bırakmak olmaz... O halde; bu atamaları "isim isim" verelim ki; CHP ve TüSİAD'a "belge", kartel gazetelerine de "kapak" olsun!..
Buyrun, "liste"ye bir göz atalım:
¥ 2004-2007 yılları arasında yapılan rektör atamalarında Bilecik üniversitesi'nde seçimlerde birinci sırada gelen Prof. Dr. Mehmet Duman, Teziç Başkanlığı'nda YöK tarafından liste dışı bırakıldı, yerine üçüncü sırada Köşk'e gönderilen Prof. Dr. Azmi özcan, Sezer tarafından rektör olarak atandı.
¥ Bozok üniversitesi'nin YöK'e gönderdiği listede üniversite seçiminde 1. sırada yer alan Prof. Dr. Mustafa İlbaş da yine YöK tarafından liste dışında bırakılmış, yerine 4. sıradaki Prof. Dr. Mustafa Alçı liste başında yer almış, ancak Cumhurbaşkanı Sezer, listede ikinci sırada yer alan Prof. Dr. İnci Varinli'yi rektör olarak atamıştı.
¥ Mustafa Kemal üniversitesi için yapılan oylamada; YöK yine üniversitenin gönderdiği adaylar arasında birinci sırada yer alan Prof. Dr. Metin Gürkanlar'ı liste dışı bırakmış, listede ikinci sırada yer alan Prof. Dr. Şerafettin Canda rektör olarak atanmıştı.
¥ Adnan Menderes üniversitesi'nin gönderdiği listede birinci sırada yer alan Prof. Dr. Şükrü Boylu; YöK'ün Cumhurbaşkanı Sezer'e gönderdiği listede 2. sıraya düşürüldü ancak Sezer tarafından rektör olarak atanan isimler arasında yer aldı.
¥ Afyon Kocatepe üniversitesi'nde yapılan oylamada 212 oy olarak birinci sırada yer alan Prof. Dr. Halim Sözbilir de YöK'ün Cumhurbaşkanlığı'na gönderdiği listede 3. sıraya düşürülmüş, 1. sıraya ise listede 4. sırada yer alan ve 17 oy alan Prof. Dr. ömer Faruk Emrullah getirilmiş, YöK'ün gönderdiği listede ikinci sırada yer alan Prof. Dr. Ali Altuntaş rektör olarak atanmıştı.
¥ Ahi Evran üniversitesi'nin rektör adayları listesinde en çok oyu alan Prof. Dr. Mehmet Günay ise YöK tarafından üçüncü sırada Köşk'e gönderilmiş, Sezer, atamalarda yine ikinci sırada yer alan Prof. Dr. Selahattin Salman'ı rektör olarak atamıştı.
Bu kadar isim; "CHP ve TüSİAD'a belge, kartele kapak" olması için herhalde yeterlidir!..
Ama, yine de "tatmin olmayanlar" olabilir ihtimaliyle; "Sezer'in ikinci sırada olmalarına rağmen rektör olarak atadığı" isimleri de sıralayalım:
¥ Balıkesir üniversitesi'nin gönderdiği listede ikinci sırada yer alan Prof. Dr. Şerif Saylan, Celal Bayar üniversitesi Prof. Dr. Semra öncü, Cumhuriyet üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Bakır, Dumlupınar üniversitesi Prof. Dr. Güner Gönce, Erzincan üniversitesi Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap, Eskişehir Osmangazi üniversitesi Prof. Dr. Fazıl Tekin, Fırat üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Hamdi Muz, Gazi üniversitesi Prof. Dr. Kadri Yamaç, Giresun üniversitesi Prof. Dr. Osman Metin öztürk, Hitit üniversitesi Prof. Dr. Serdar Kılıçkaplan, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Prof. Dr. Zafer İlken, Kafkas üniversitesi Prof. Dr. Abamüslüm Güven, Kastamonu üniversitesi Prof. Dr. Bahri Gökçebay ve Pamukkale üniversitesi Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç.
Bu listeye itirazı olan var mı?..
Eğer yoksa, o zaman söyleyin;
"Rektör atamalarından dolayı ortamı geren YöK ve Köşk müdür, yoksa CHP ve TüSİAD mı?"
İşte gördünüz... "İkinci veya üçüncü sıradakiler"in tercih edilmesi, "Abdullah Gül'e mahsus" bir uygulama değildir!.. Yine gördüğünüz gibi Gül'ün tercihi "21'de 4" olurken, Sezer'in tercihi "70'de 26"ya kadar çıkmıştır!..
Demek oluyor ki;
"Rektör atamaları"ndan dolayı çıkarılan "gerilim"de, Gül veya YöK'ün bir dahli yoktur!..
"Gerilim'in kaynağı CHP ve TüSİAD"dır!..
Zira;
"İpin diğer ucu" onların ellerindedir!..

TüSİAD’IN “YöK’üME DOKUNMA” KAMPANYASI!
Bunu böylece belirledikten, yani ortaya attığımız iddiayı "yer ve isim" vererek ispatladıktan sonra, gelelim "madalyonun öteki yüzü"ne!..
Sezer; "1. sıradaki" rektör adaylarını değil de, "2. veya 3. sıradaki" adayları tercih ederken, ne diyorduk biz?..
Diyorduk ki;
"Demokrasinin temelinde "seçim" var... Ancak Sezer'in tercihlerinde "demokratik" kurallar değil, "krallık anlayışı" hâkim...
Sezer, SDü Rektörlüğü seçiminde 226 profesörün oyunu alan Prof.Dr. Harun Doğru'yu değil, 195 oy alan Prof.Dr. Remzi Karagöz'ü de değil, sadece 51 oy alan Prof.Dr. Metin Lütfi Baydar'ı rektörlüğe atadı!.. Sezer'in bu tercihi, "Böyle demokrasinin... dünyada eşi-benzeri yok" dedirtti. Sezer'in, hangi kriterlere göre hareket ettiği merak ediliyor..."
Evet, o zamanlar bunları diyorduk...
Dahasını da diyorduk:
"Sezer, daha önceki konuşmalarında, "Bazı üniversitelerdeki seçimlerde en fazla oyu almalarına rağmen; YöK, bu adayları niye eliyor?" diye sinirleniyorken, aynı tavrı niye kendisi sergiliyor?..
Değişen ne?..
"Sezer" mi, "demokrasi" kavramı mı?.."
Biz bunları derken, "Hükümet" de; eleştirilen "rektör atamaları"nı ve "YöK'ün yapısı"nı değiştirmek için kolları sıvıyordu!..
Evet, "YöK yasası değişmeli"ydi ki; "rektör seçimlerindeki yamukluk" son bulsun!..
Aaaa, o da ne?..
"Bu antidemokratik yasa değişmeli" diyen AK Parti Hükümeti'ne en çok tepki kimden gelmiş biliyor musunuz?..
TüSİAD'dan!..
TüSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Muharrem Kayhan, 19 Eylül 2003 tarihinde demiş ki;
"Hükümet, yeni YöK yasa tasarısıyla, 'siyaseti üniversitenin bağrına sokma' ve 'kadrolaşma' çabası içindedir..."
Ne demektir bu?..
"YöK yasasını değiştirmeyin" demektir!..
Dahası da var...
Aynı TüSİAD, 29 Ocak 2004 tarihinde de, Hükümet'e yine diş göstermiş;
"YöK Yasası'nda zaman baskısı yapmayın.. YöK Başkanı Erdoğan Teziç, YöK Yasası için uzlaşma ve uyum arayışı içide olduğuna göre, hükümet bunu dikkate alıp, yasayla ilgili çalışmaları zaman baskısından kurtarmalıdır.."
Sizin alayacağınız; Hükümet YöK'e her el attığında, karşısında TüSİAD'ı bulmuş!..
"YöK'üme dokunmayın, cısss!.."
Sadece TüSİAD mı?.. Aynı tarihlerde, "CHP kurmayları" da ateş püskürmüş Hükümet'e!..
Buyrun, 8 Mayıs 2004 tarihli gazetelerden bir haber:
¥ "CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, devletin milli eğitim politikasının Türkiye'yi iç tartışmalara ve gerginliklere sürüklememesi gerektiğini belirterek, hükümetin YöK tasarısını geri çekmesini istedi"
Şimdi de, 16 Eylül 2003 tarihli gazetelerden bir başka haber:
¥ "CHP Grup Başkanvekili Mustafa özyürek, hükümeti şeriatçı anlayışı ilköğretime yerleştirme çabasıyla şuçlarken, YöK konusunda rektörlerden AKP ile uzlaşmamalarını istedi... özyürek ayrıca, hükümetle YöK Yasası üzerine uzlaşma görüşmeleri yapan rektörlere, 'Uzlaşmaya vardığını zannedersin ama son anda gece yarısı verdikleri önergelerle tasarıyı kendi istedikleri zemine getirirler. YöK tasarısının Meclis'e hiç gelmemesi lazım' uyarısı yaptı."
Evet, "Rektör atamalarındaki adaletsizliğe" ve "Yök Yasası'ndaki yamukluklara" çözüm bulmak isteyen Hükümet'e; hem TüSİAD'dan hem de CHP'den işte böyle tepkiler gelmişti!..
Şimdi siz, o zamanlar bu tepkileri gösteren TüSİAD ve CHP'den "tutarlı" olmalarını, "aynı görüşü savunmalarını" veya en azından "susup oturmalarını" beklersiniz değil mi?..
Ne gezeeer?!?

TUTARLILIK DEĞİL, KAYPAKLIK
Dün, "YöK'üme dokunma" kampanyası açan, dolayısıyla Sezer ve Teziç'e sahip çıkıp, "uygulamalarını destekleyen" TüSİAD ve CHP, bugün tam tersini söylüyor iyi mi?..
Mesela TüSİAD... Tarih, 7 Ağustos 2008:
"Şüphesiz, yasalarla yetkilendirilmiş kurumlar bu yetkilerini kullanacaklardır. Ancak bu yetki kullanımı, YöK sisteminin sorun üreten yapısını değiştirmemekte, her karar ve atama tartışmalara yol açmaktadır."
Ne demektir bu?..
“Sorun üreten YöK’ün yapısını değiştirin” demektir!.. Peki be adamlar, 19 Eylül 2003 ve 29 Ocak 2004’te, “YöK’üme dokunma” diyen sizler değil miydiniz?..
Ne yani;
Sezer ve Teziç gidip de, Gül ve özcan gelince böyle mi oluyor?..
Bunun adı;
“Tutarlılık” değil, “kaypaklık”tır!..

HANGİ BİLİMSELLİK, HANGİ DENEYİM?
“Kaypak” olan, “zamana ve zemine göre tavır değiştiren”, elbette sadece TüSİAD değil... “Bankacılar Derneği” TüSİAD kadar, “Bankacı Parti CHP” de kaypak ve çifte standartlı!..
Daha 4 yıl önce “rektörleri kışkırtan” ve “Hükümet’le uzlaşmayın” diyen, dahası “YöK Yasa Taslağı’nı geri çekin!” diyerek Hükümet’i sıkıştıran CHP, bugün kalkmış, ne diyor biliyor musunuz?..
“Bu, bir türban rövanşıdır!!!”
AA’nın 7 Ağustos 2008 tarihli haberini, buyurun birlikte okuyalım:
“CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, rektör atamalarıyla, “türban olayının rövanşının alınmak istendiğini” savunarak, “Cumhurbaşkanı ne rektörlerin bilimsel dosyalarına, ne mesleki deneyimlerine, ne de seçim sonuçlarına bakmıştır. Bir ‘öç psikolojisi’ ile hareket edilmiş ve o dönemin etkin rektörlerinin tasifyesi amaçlanmıştır...
Düne kadar rektör atamalarında YöK Yasası’na göre Atatürkçü, Cumhuriyete bağlı, laik ve demokrat olma koşulu aranırken, bugün AKP’ye bağlılık temel koşul hale gelmiştir” dedi!..
Söyleyin Allah aşkına;
Şu sözlerde “azıcık akıl, mantık kırıntısı” var mıdır?..
Be adamlar;
“Atamalarda adalet” sağlanması, “YöK’teki keyfiliğe son verilmesi” için yapılmak istenen “yasa değişikliği”ne karşı çıkan sizler değil miydiniz?..
Dün, o yasa “değişmesin” diye yırtınan siz, bugün kalkmış aynı yasadan yakınıyorsunuz!..

İSLâM DüŞMANLIĞININ RöVANŞI MI?
Kalkmış, Sezer’in atamalarında “laiklik ve demokrasi”nin, en önemlisi de “bilimsel çalışmalar”ın kıstas alındığını iddia ediyorsunuz!..
Yapmayın Allah aşkına;
Ferit Bernay’lar, Fatih Hilmioğlu’lar, Yücel Aşkın’lar ve Emin Alıcı’lar mı demokrattı, onlar mı bilimsel dosyaya sahipti?..
Evet, onların “dosya”ları vardı, ama “bilimsel” değil, “filimsel” dosyalardı onlar!..
Kılıçdaroğlu’na sormak istiyorum;
“İdarî tecrübesi” bulunan, “Tıp fakülteleri arasında yurt dışı yayını en fazla olan Prof. Harun Doğru”, hem de “1. sırada” olmasına rağmen niye Sezer tarafından “rektör” olarak atanmamıştır?!?
Sezer, Prof. Doğru’yu “sırf eşi başörtülü diye” atamadığına göre, acaba “İslâm düşmanlarının rövanşını mı almak istemiştir?”
Madem ööle, işte bööle!..
En başa dönecek olursak;
Ortada bir “gerilim” varsa, bu gerilim “tek taraflı” değildir!.. Bu olayda da, “geren taraf” bellidir!..
Ortamı gerenler CHP’dir, TüSİAD’dır!..
“Dün söyledikleriyle bugün söyledikleri birbirini tutmayan” CHP ve TüSİAD!..
Biz ise; dün de, bugün de “aynı görüş”teyiz!..
Biz, “YöK Yasası değişsin” diyoruz!..
İşte “dik duruş”, işte “tutarlılık” budur!..
çünkü bizde “fırıldaklık” yok!..
===============
Kılıçdaroğlu’nun söyleyemediği!
Bazen, insanların “ne söylediği” değil, “ne söylemek istediği” daha önemlidir!.. “Geceyarısı hâlâ misafirlikte olan bir adam”a, ev sahibinin; “evine gidince ne yapacaksın?” diye sorması; aslında, “git de, yatalım” demektir!..
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “YAŞ’tan niye ihraç çıkmadı?” diye sormasının sebebi de, meğer “irticacılar niye atılmadı?” diye sormak değilmiş!.. Org. Yaşar Büyükanıt’a gönderilen bir mektuptan anlıyoruz ki; Kemal Kılıçdaroğlu’nun asıl beklentisi; “irticacılar”(!)ın atılması değil, “Aleviler”in atılmasıymış!..
Eğer, “Aleviler” atılsaymış var ya; Kılıçdaroğlu, “Ergenekon Terör örgütü”nün “Psikolojik Savaş Talimatı”na uygun olarak “ortalığı velveleye verme kampanyası” başlatacakmış!..
Sadece Aleviler değil, hiç kimse ihraç edilmeyince, “Kılıçdaroğlu’nun planı” suya düşmüş!..
“TSK’ye öfke”si, bu yüzdenmiş!..
Sizin anlayacağınız “işin içinde iş var”mış!..
Bunları ben söylemiyorum... Büyükanıt’a mektup yazan “Cavit Polat adlı Alevi bir vatandaş” söylüyor!..
“Doğru”dur, “yanlış”tır, ben bilmem!..
Benim bildiğim; “ateş olmayan yerden duman çıkmaz!”


Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi