Faruk Köse

Faruk Köse

‘Alevi Açılımı’nın ‘Cemevi’li Cami’ ayağı

‘Alevi Açılımı’nın ‘Cemevi’li Cami’ ayağı

Bize lazım olan “Açılım” ve “Yeniden Yapılanma” hamleleri olması gereken nitelikleri taşıyor mu? Sanmıyorum... Rejim ve sistem aynı kaldığı, müslüman toplumun “İslam inancı”na dayalı “kimlik ve kişilik değerleri” belirleyici konumda olmadığı müddetçe, hiçbir “açılım” ve “yeniden yapılanma” cezbedici olmuyor.

Bu kayıtla beraber, tekrar gündeme getirilen “Alevi Açılımı”na değinmek istiyorum. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden konuyu “bir üst seviye”ye taşıdılar bile. İddiaya göre “Diyanet’in Alevi Açılımı”na dair teklifinde, “Din İşleri Yüksek Kurulu” çatısı altında bugünkü Diyanet Teşkilatı, Aleviler ve tüm diğer azınlık inançları bir araya gelip, ihtiyaç ve sorunlarının çözümü için ortak çalışacaklarmış. Gerçi Diyanet iddiayı yalanladı; ancak önemli olan konuşulmuş olmasıydı, konuşuldu. Şimdi bunun tartışılması, zemininin hazırlanması, olgunlaştırılması, pişirilmesi ve servis edilmesi süreçleri gelecek.
Bu esnada Hükümet’in “Alevi Açılım Paketi”ni güncellediği söyleniyor. Basında yer aldığı üzere, “paket”te çok şey var.

Buna göre;
Diyanet’te Aleviler başta olmak üzere farklı mezhepleri temsil eden bir Daire Başkanlığı kurulacak. Cemevleri “ibadethane” sayılacak, devlet bütçesinden pay aktarılacak, bağış ve yardım toplayabilecek, Belediyeler cemevlerine ücretsiz arsa tahsis edebilecek. Alevi dedeleri maaşa bağlanacak. Çorum Hitit Üniversitesi’nde Alevi Enstitüsü veya Alevi Kürsüsü kurulacak. Alevi dedelerine yönelik Çorum Hitit Üniversitesi’nde altı aylık seminerler düzenlenecek, seminerlere katılan Alevi dedelerine “İnanç Önderi Sertifikası” verilecek ve bunlar cemevlerine atanıp maaşa bağlanacak. İki üniversiteye “Hacı Bektaş Veli” ve “Pir Sultan Abdal” isimleri verilecek.

Bu arada Lise ve Ortaokul  kitaplarında okutulan “Din Kültürü” kitaplarında yer alan “Alevilik” bölümü “Alevilerin saygı duyduğu, bilgisine inandığı, büyüklerden oluşan heyet”e hazırlatılmış ve “noktasına virgülüne dokunmadan” kitaplara konulmuş. Ama İslam ile ilgili konularda “müslümanların saygı duyduğu, bilgisine inandığı büyükleri”ne sorulmadan, din adına başka şeylerin yazıldığını görüyoruz. Nitekim Din Kültürü derslerinde M. Kemal ile ilgili bölümler, İslam ile ilgili bölümlerden daha fazla ve o derslerde “tarif edilen -ya da tahrif edilen- din”, kesinlikle İslam değil.

Bütün bunlar olurken, duyuyoruz ki, Fethullah Hoca, Cami ile Cemevi’ni bir bahçe içinde yaptırmak için, masraflarını kendisi karşılamak üzere harekete geçmiş. Gördünüz mü, şimdi de başımıza “Cemevi’li Cami” çıktı. Peki, Cemevi’lere de birer mescit eklenir mi acaba?

Şimdi sormak lazım: Camiye başka neler eklemlenebilir? Cami bahçesinde Kilise, Havra, Sinagog, Papaz Mektebi, Cemevi, Süryani Kilisesi, Buda Tapınağı, ya da başka inançların ibadethaneleri de açılır mı? Bu, İslami manada Cami kültürüne uyar mı? “Dırar Mescidi”ne tahammül edemeyip yıktıran Rasulullah buna ne derdi?

Ayrıca... Alevilere ayrıcalık var da “Tekke ve Zaviyeler” niçin açılmıyor? Baksanıza, bütün bunlar yıpılırken, Cemevlerinin “tekke ve zaviye” sayılmaması, “Tekke ve Zaviyeler Yasasına” takılmaması için “677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmaz” hükmü getirilecekmiş! Yani Cemevi ibadethane yapılıp üstelik Camiye eklemlenirken, Tekke ve Zaviyeler açılmayacak!

Neler oluyor böyle? Cemevi hangi dinin ibadethanesi? Eğer Aleviler müslümansa, inançlarını ve amellerini Kur’an ve Sünnet’in süzgecinden geçirip ayıklasınlar, buyursunlar camiye gelip namazlarını ikame etsinler. Yok, değillerse, o zaman adına “Alevilik Dini” mi derler, ne derler bilemiyorum, ama ayrı bir din olduklarını ilan etsinler, devlet de bütün dinlere ne kadar yardımcı oluyorsa (ya da olmuyorsa), Alevilere de aynını sağlasın.

Cemevi’ni de Cami’ye eklemlemesinler!

“Alevi Açılımı” ile bütün Aleviler aynı kaba mı konacak? Mesela, “arı-duru Anadolu Aleviliği” ile “Ateist Alevilik” ya da “Sol-Kemalist Alevilik” bir mi tutulacak? Ya da, “Ateist/Sol-Kemalist Alevilik” daha örgütlü ve sesi daha çok çıktığı için, “Anadolu Aleviliği” buna kurban mı edilecek?

Tekkeleri, Zaviyeleri ve Medreseleri açmadan, Laik-Kemalist müdahale olmadan İslam dininin Ehl-i Sünnet çizgisinde anlaşılmasını ve anlatılmasını araştıran ve öğreten bağımsız kurumların önünü açmadan Cemevlerine statü kazandırmak Alevi olmayan kesim üzerinde nasıl bir etki oluşturur? Madem “dede”lere maaş verilecek, “Tarikat Şeyhleri”ne de maaş bağlanacak mı?

Bu niteliklerdeki bir Alevi Açılımı, “çözümden ziyade sorun” getirecektir. Cemevlerinde yapılan ritüele “İslami manada ibadet” statüsü verirseniz, bu “İslam’da reform” olur.
İş bu noktaya varınca tahammül sınırlarını aşmaz mı? Tahammül sınırları aşılırsa bunun getireceği sorunları kim, nasıl göğüsleyecek?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
11 Yorum
Faruk Köse Arşivi