Ahmet Varol

Ahmet Varol

Doğrular dikkatten kaçmamalı

Doğrular dikkatten kaçmamalı

Bugün söze şahit olduğum bir üzücü olay ve taziye ile başlamak istiyorum. Evvelki gün (Perşembe) benim de şahsen kurucuları arasında yer aldığım Türk Arap İlişkileri Merkezi (TAİM) tarafından organize edilen İslâm Ülkeleri Kanaat Önderleri Buluşması’na iştirak için Riva’daki Legend Hotel’de idim. Öğle arasında Türkiye’den bazı değerli ilim adamlarıyla otelin bahçesinde çay sohbeti yaparken birden insanların deniz tarafına akın ettiklerini gördük. Biz de ne olduğunu anlamak için o tarafa gittik ve imdat sesleri yükseldiğini fark ettik. İmdat çağrıları yapan kişi yapılan yardımlarla önce kayalıklara çıktı, sonra plaja getirildi ve ilk müdahale yapıldı. 

Bir süre sonra durum hakkında programın da organizasyonunda yer alan Tunuslu bir dostumdan bilgi istedim. Tehlike yaşayan kişinin durumunun biraz tehlikeli olduğunu ve hastaneye kaldırıldığını söyledi. “Kendisini tanıyor musun?” diye sorduğumda çok iyi tanıdığını söyledi ve Tunus Din İşleri Bakanlığı Müsteşarı Ahmed el-Berkavi olduğunu söyleyince olay çok daha etkileyici oldu. 
Çok geçmeden hastaneden vefat haberini aldık. Öğrendiğimize göre Türkiyeli bir baba ile oğlunu kurtarmak için sulara dalmış. Yüzmeyi iyi biliyormuş. Ama müdahale ettiği kişileri kurtardıktan sonra Karadeniz’de sıkça görülen ve muhtemelen bu kardeşimizin pek tanımadığı geri çeken dalgalara kapılınca kıyıya çıkmak için zorlaması sebebiyle fazla su yutmaktan dolayı böyle bir tehlikeye maruz kalmış.
Ahmed el-Berkavi Tunus'ta İslâmi hareketin önde gelen isimlerinden ve özellikle Filistin davasının, Kudüs ve Mescidi Aksa davasının Tunus’taki sözcülerindendi. Yüce Allah’tan kendisine rahmet, aile efradı ve bütün tanıdıkları için sabır ve ecir diliyoruz. Allah vefatını şehadet olarak kabul etsin ve mekânını cennet eylesin. 
Mısır cuntasının dünya kamuoyunun dikkatlerinin ABD’nin saldırı planı etrafında kopardığı gürültüye odaklanmasından yararlanarak Müslüman Kardeşler cemaatini tamamen ilga provalarını artırdığı görülüyor. Bu siyaset, cuntanın Hüsni rejimini değil başlarında Seyyid Kutub’un yer aldığı büyük dava önderlerini inançlarından ve düşüncelerinden dolayı idam eden Cemal Abdünnasır rejimini geri getirme niyetinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu amaçla ipleri zorluyor ve halkı katil cuntayı kabullenmeye zorlamak için bütün tehdit ve baskı araçlarından yararlanmaya çalışıyor. Ama bu zorlamaların kendi sonunu yaklaştırdığını görmek de belki işine gelmiyor ve gerek bölgedeki dikta rejimlerinin gerekse uluslararası güçlerin verdiği desteğin kendi geleceğini kurtaracağına inanıyor. 
Oysa tarihte yaşanan pek çok tecrübe de ortaya koymuştur ki bütün fedakarlıkları göze alarak meydanlara çıkan halk hareketleri genellikle bastırılamamıştır ve bu tür kitlesel direnişler, biraz uzun soluklu ve sabırlı olmaları durumunda gerilla güçleri vasıtasıyla verilen silahlı mücadelelerden daha hızlı bir şekilde hedefe ulaşabilmektedir. 
Bu gerçeğin tarihteki tecrübelerden de bilinmesi sebebiyle Mısır’daki kitlesel direnişin dünya kamuoyuna yansıtılmaması ve artık bu ülkede cuntanın kontrolü ele aldığı, ona karşı gerçekleştirilen eylemlere katılımın düştüğü, gösterilerin yavaş yavaş etkisini kaybettiği kanaati oluşturulması için yoğun çaba harcanıyor. Dünkü yazımızda sözünü ettiğimiz medyada akreditasyon darbesi de bu konuda kamuoyunu yönlendirme çalışmalarında alanda sadece yalancıların kalması ve zikrini ettiğimiz kanaatin etkin hale getirilmesi içindir. 
Oysa uzun soluklu halk hareketlerinde eylemlerin sıcaklığı her zaman aynı düzeyde gitmez. İnişli çıkışlı olur. Önemli olan hedefe kilitlenmek ve ona ulaşma idealinden vazgeçmemektir. Cuntaya karşı direnen halkın kazanımlarının gasp edilmesine ve diktanın geri dönüşüne razı olmama konusundaki kararlılığından bir şey kaybetmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 
Daha önce Hüsni Mübarek diktasına karşı yürütülen direnişte olduğu gibi Cuma günlerine özel isimler verilerek camilerden yükselen seslerin tüm ülkeye yayılması için çabalar sürdürülüyor ve dün de “halk devrimini koruyor” sloganıyla yine ülkenin her tarafında milyonluk gösteriler düzenlendi. Katılanlar cuntanın saldırılarla, tutuklamalarla ve polis şiddetiyle devrimi geri alamayacağı mesajları verdiler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum
Ahmet Varol Arşivi