Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

29 Ekim, 10 Kasım derken

29 Ekim, 10 Kasım derken

Evdeki hesapları çarşıya uymuyor.. Yine bekledikleri gibi olmadı.. 10 Kasım’da yine 10. Yıl marşı, yine andımız.. “Olmasaydın olmazdı” türü sloganlarla sokağa döküldüler..

Şimdi ne yapacaklar? Yapacak bir şey kalmadı aslında.. Ama yine de AK Parti ve Erdoğan’a yönelik tehditler, meydan okumalar devam edecek..
Yeni bir kampanya başlatıyorlar. Birtakım kaynaklar, açık açık yazmaya, söylemeye başladılar.. Erdoğan hakkında Avrupa’da davalar açarak Erdoğan’ı, köşeye sıkıştırmak..

Ham bir proje.. Öfkesi aklından büyük birtakım çevrelerin yeni komplosu.. Erdoğan’ın Suriye’de silahlı bir terör örgütü kurduğu, bunları silahlandırdığı ve bunların katliam yaptıkları gibi bir iddiadan yola çıkıyorlar..

CHP buna atlayacaktır. Zaten Sosyalist Enternasyonal’de, kendi hükümetleri aleyhine bir kampanya yürüttüler. Hükümet ve polis aleyhine Gezi ile ilgili belge ve bilgi, tanık toplamak için aylardır tüm güçleri ile çalışıyorlar..

Bir kısım ADD, ÇYD, CHP ve paralel örgütler ve birtakım avukatlar ve akademisyenler bu çerçevede neler yapılabilir, harıl harıl onun için çalışıyorlar. Bu konuda yurtdışındaki vakıflardan ciddi anlamda destek de alıyorlar. Onlar da bu ekibin PR ve lobisini yapıyor..

İsrail, Esed ve Sisi yönetimi bu konuda her türlü desteği vermeye hazır.. Ergenekoncular, Balyoz, onlar da hazır kıta.

Hepsi tamam da, bizimkilere ne oluyor, onu anlamak zor.. Erdoğan asabi, Erdoğan geriyor, Erdoğan şöyle, Erdoğan böyle. Birileri de dibek dövenin hık deyicisi sanki.

28 Şubat’la AK Parti iktidarını kıyaslayanları da var! Öyle ya, terör her gün can alıyor, her gün faili meçhullere kurban veriyoruz, birileri kamu bankalarının içini boşaltıyor. IMF’den borç almak için ne isterlerse yapıyoruz. Borsamız, paramızın değeri yerlerde sürünüyor! İnanç suç, fikir suç, gazeteciler ve yazarlar bir günde beş defa ve haftada beş gün mahkemeye çıkıyorlar. Hakimler, gazeteciler, işadamları brifingleniyor..

Erdoğan’dan kurtulsalar, her şey güllük gülistanlık olacak sanki!

Birileri İstanbul ve Ankara’da CHP’yi destekleyerek AK Parti’ye “Şefkat tokadı” indirme telaşında!

Birileri yatıp kalkıp dua ediyor.. Ah bir Gül ve Arınç, Erdoğan’la takışsa!. “AK Parti troykası” dedikleri çekirdek kadro parçalansa bayram yapacaklar sanki..

Kendi oylarını, sandalyelerini bir kenara bıraktılar, malum çevreler AK Parti’nin nerede ne alacağının hesabını yapıyorlar..

Daha önce biliyorsunuz hakkında kaset, bilgi filan olduğunu düşündükleri isimleri partiden istifaya zorlayacaklar ve böylece AK Parti’den ve Erdoğan’dan kurtulacaklardı..

“Aç horoz kendini darı ambarında görür” hesabı, birileri iktidar rüyasını darbe planlarında ve komplolarda hayal ediyor..

Birileri birilerinin üzerinde hesap yapıyorsa, o birilerinin de, bu spekülasyonlara malzeme olacak davranışlardan kaçınması gerekir.. Adı sürekli bu tür spekülasyonlarla anılan herkes bu konuda dikkatli olmak zorundadır..

İsrail ve onların yerli-yabancı işbirlikçileri hâlâ “One minute”nin acısını unutamadılar. Mavi Marmara’yı unutamadılar.. Gazze’de başlayıp, Mısır’a, Suriye’ye genişleyen İslami direniş ve uyanışı içlerine sindiremediler..

AK Parti’ye ve Erdoğan’a bu sebeble karşı çıkan, çevreler, Mavi Marmara’ya da karşı çıkıyorlar, İHH’ya da. Aynı çevreler Esad’ın yanında yer alıyorlar.. Aynı çevreler, aynı sebeblerle Mursi’ye ve İhvan’a karşılar..

İşe bakar mısınız, Baltaılarla kendi halkına karşı katliam yapan Sisi’ye “darbeci” diyemeyenler, Esad’ı yargılamaya yanaşmayanlar, Erdoğan’ı terörist ilan edecekler..

Erdoğan’ın ve MİT’in eli de boş durmuyor herhalde.. Bu komplonun içinde yer alan bizimkiler, ötekiler, işadamları, proflar, avukatlar, siyaset adamlarını izliyorlardır.. Gelip giden yabancılar, gazeteci, STK temsilcisi eklemlenmiş ajanlar da takip ediliyordur..

Böyle ahmakça bir işe kalkışırlarsa, bunun kendilerine maliyeti ve kendi aleyhlerinde tüm dünyada meydana gelecek tepki ve kendi açtıkları yoldan geçecek başkalarının neler yapabileceklerini de düşünüyor olsalar gerekir.. Aklı öfkesinden daha büyükçe birkaç kişi vardır herhalde aralarında.. “Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olma“ ihtimalini akledecek birileri olsa gerekir..

Bazı gerçeklerin daha iyi anlaşılması için aslında son derece verimli bir dönemden geçiyoruz.. “Kim kimdir” daha iyi anlaşılıyor.. Bu arada şunu da aklımızdan çıkarmayalım: Fasıklar size bir haber getirdiklerinde araştırmadan inanmayın.. Düzmece belgeler ve tanıklıklarla, çamur at izi kalsın misali komplolara karşı da dikkatli olmamız gerekir.. Biz de kendimize daha çok dikkat etmeliyiz. “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım” diye kendi nefsimizi hesaba çekmeliyiz..

Sonuçta, ben gelecekte, şunlar olacak demiyorum. Geleceği ancak Allah (cc) bilir.. Herkes yaptığı ile kendi amel defterini doldurur. Bakıyorum da, kimileri Tanrıyı kıyamete zorlarken, kimileri de iktidara zorluyor sanki! Şunları, şöyle yapmak istiyor diyorum. Herkes bir şey yapmak isteyebilir ama, bu ille de olacak değil. Bir de bunları haber veriyorum ki, birileri de bu kötü niyet sahiplerinin oyununa alet olmasın ya da bu kirli oyunları bozmak için birileri de bir şeyler yapsın.. Bu kirli oyunlara karşı bir şeyler yapalım ki, böyle bir fitne karşısında görevimizi yapmış olalım.. Yoksa Allah (cc) iradesini gerçekleştirmek için bize muhtaç değil; O, dilerse esbabını da yaratır. Dilerse, onları kendi tuzaklarına düşürür ya da kafirler eli ile dahi, iradesine hizmet ettirir.

Bize düşen O’nun rızasını kazanmaktır..

Bize hayır gibi gelen şey de şer, şer gibi gelen şey de ise Allah (cc) hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah (cc) bilir..

İlaveten; üç konuyu şimdilik başlık halinde verip, ayrıntılarını sonraya bırakalım:

1- AK Parti milletvekili Erol Kaya, 1925-1960 yılları arasına ait CHP grup konuşmaları tutanaklarının kayıp olduğunu ileri sürdü. Bu konu önemli.. O zaman daha başka neler kayıp ona da bakmak lazım.. Bunu önümüzdeki günlerde ele alalım.

2- Camianın siyasetle ilişkisine dair açıklama önemli. Önemli, sağduyulu mesajlar var. Bu konuyu da önümüzdeki günlerde ele alalım. Bu açıklamanın tabandaki yansımalarını görelim.

3- Mustafa Kemal’in vasiyeti var mı, yok mu, bu konuyla ilgili Fatih Bayhan bir açıklama gönderdi. Onu da önümüzdeki günlerde sizinle paylaşmak istiyorum.. Selâm ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi