Fatih Uğurlu

Fatih Uğurlu

Başbakan Erdoğan İhanetlere Şerbetlidir...

Başbakan Erdoğan İhanetlere Şerbetlidir...

Son günlerde ardı ardına Başbakan Erdoğan’a yapılan ihanet girişimlerine bakınca ben sadece tebessüm ediyorum. Zira bugüne kadar sayısını kendisinin bile unuttuğu her hain tuzaktan kurtulan bu adam, öylesine bu ihanetlere şerbetli hale geldi ki, artık ardına dönüp “Sen de mi Brütüs!” bile deme ihtiyacını hissetmiyor. Zira o adamın acelesi var, zamanı sınırlı ve emr-i Hakk vakî olmadan Türkiye’yi götürmek istediği bir menzile doğru dolu dizgin koşmak zorunda... 1973 yılında çıktığı bu uzun maratonun artık sonuna yaklaştığını biliyor. Bunun için de bugüne kadar bazen daha iyi atlayabilmek için yaptığı mehter yürüyüşünü terk edip, koşmaya başladı; geri adım yok artık... Bu koşuda ona ihanet edenler aslında kendi vicdanlarına ihanet ediyorlar. Ne diyordu Sakaryalı Selahaddin Şimşek “Hırsızın çaldığı şey, kendi vicdanından bir parçadır.”

Şimdi dönüyoruz bu ihanet cambazlarına, aynada bir kaçının suretlerine bakıyoruz:

● Dr. Turhan Çömez. 22. dönem Balıkesir Milletvekili olarak AK Parti’de siyasete atılmış. Genel cerrah, Erdoğan’a özel kalem müdürlüğü ve danışmanlık yapmış, 2008’de partiden ihraç edilmiş. 1 Temmuz 2008’de de Ergenekon soruşturması kapsamında hakkında yakalama emri çıkarılmış. O da o sırada İngiltere’de dil kursunda olduğu için yakalanmaktan son anda kurtulmuş ve siyasi iltica talebinde bulunmuş o artık bir İngiliz sığınmacısı...

İdris Bal. Kütahya Milletvekili, cemaat hareketi adına Başbakana ilk kurşunu atanlardan. Partiden ihraç edilecekken “Yiğitlik bende kalsın” diyerek istifa edeceklerden.

Hakan Şükür. Baltacı’nın ardından aynı hamleyi yapanlardan. İstanbul Milletvekili idi ve de çok çalışkandı, tabii milletvekili olarak değil, Lig TV’de spor yorumcusu olarak... Çift maaş almayı çok iyi beceriyordu. Vekil olarak iki icraatı oldu, birincisi bir soru önergesi vermişti, ikincisi ise AK Parti’den ayrıldığını ilan eden istifa dilekçesi... Bu iki büyük icraatı ile tarihe geçti; çok şükür!

● Sonra Erdoğan Bayraktar. Trabzon Milletvekili. Çevre ve Şehircilik Bakanı. Erdoğan’ın dost bildiklerinden. Bugüne kadar Başbakan Erdoğan’ın sırdaşı, yol arkadaşı olarak bildiğimiz için yaptığı sayısız patavatsızlığını görmezden geldiğimiz adam. Erdoğan’ı kalbinden vurmak istedi, ama kurşun gömlekte kaldı, içeri giremedi.

İdris Naim Şahin. Ordu milletvekili. İki yıl aynı ranzayı paylaştığım, dostum Şahin, Erdoğan sayesinde hayatında asla göremeyeceği bir yere yükseldi, İçişleri Bakanlığı. 1 yıl sonra o görevden alınınca nazik kalbi kırıldı, gücendi. Mahalli seçimler yaklaşırken Ordu’dan belediye başkan aday adayı oldu. Kabul edilmeyince de partiden istifa etti. Kabul edilse aslanlar gibi devam edecekti(!). Demek ki mezara kadar değil, pazara kadar Erdoğan’a dostmuş benim can arkadaşım!

● Ardından 3 sosyal demokrat kökenli AK Parti milletvekilinin ihaneti geliyor. Erdoğan Günay Kültür Bakanı iken sıkı bir AK Partili olan sayın Günay, bakanlıktan alınınca kültür yozlaşmasına uğrayıp parti hakkında ileri-geri konuda konuşmaya başladı ve iki sosyal demokrat arkadaşı AK Parti milletvekilleri Haluk Özdalga ve Erdal Kalkan’la birlikte temiz hava almak için partiden ayrıldılar! Durumu soran gazetecilere de Nasreddin Hoca gibi “Biz zaten inecektik!” demeyi de ihmal etmediler.

Bu arada Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Suat Kılıç gibi dik duruş sergileyenlerin de hakkını teslim etmek lazım.

Şimdi geliyoruz, toplu ihanet örgütüne... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın her isteklerini kardeşlik hukuku çerçevesinde yerine getirdiği, yurtdışındaki okullarını kurtarmak için elini taşın altına soktuğu cemaatin ihanetine. Onlar, her kerametleri kendinden menkul olarak ABD ve İsrail imalatı bir hançeri Erdoğan’ın sırtına saplamak istediler. Oysa onun çevresinde dulların, yetimlerin, gariplerin, sakatların ve tüm dünya mazlumlarının 24 saat gönderdiği bir dua kalkanı vardı. Hançer Erdoğan’ı vuramadı.

O şimdi yeniden milletinin önünde, daha bir kenetlenmiş olarak dimdik ayakta, 80 milyon ayakta...

Ey şer odakları bilin artık, hesaplarınızı buna göre yapın, bu adam, bu Erdoğan ihanetlere şerbetli. Çünkü onun kutup yıldızı gibi yolunu aydınlatan Sezai Karakoç imzalı bir şiiri vardır:

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fatih Uğurlu Arşivi