Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Başbakan öyle dedi: Bizi vururlarsa buradan vururlar

Başbakan öyle dedi: Bizi vururlarsa buradan vururlar

Yolsuzluk denilen “kirlilik” 31 Mart darbesi ile başlar...

O dönem İttihatçılar ilk iş hazineyi yağmaladılar.

Üç kıtanın hakimi Osmanlı’nın  kasasında dış borç ödeyecek, askerine mühimmat alacak, gemisine yakıt koyacak parası pulu kalmadı.

Darbe deyince, soygun ve vurgun akla gelir.

Bakarsınız bir gecede kamu bankaları soyulmuş. 28 Şubat döneminde kamu bankalarından malum holdinglere aktarılan para miktarı 25 milyar dolar.

Bir kısım ulusalcı, aydın, çağdaş, laik zevat bu soyguna “devrim” diyor.

Soygun ve talan devletin başında öylesi bir bela.

İktidarlar bu beladan devleti ve milleti kurtarmak için ilk evvela habis ur halini almış kadroları silkelemeleri lazım. Hırsız kadro değiştirilmediği taktirde soygun devam eder.

AK Parti her ne kadar 12 yıl iktidar olmuşsa da kadro olayı halen sıkıntılı. Ne hikmetse, iktidarlar köprü yapar, havaalanları yapar, otoban yapar da bu çetelere bir çare bulamaz.

Mesut Yılmaz döneminde “Mavi Akım Projesi” yolsuzluğu vardı.

Moskova ile 1997 yılında imzalanan dev bir proje, hem de enerji konusunda dışa bağımlılığımızın ilk adımı. Anlaşma, 25 yıl süreyle Türkiye’nin Rusya’dan yılda 16 milyar metreküp doğalgaz satın almasını öngörüyordu. İşte bu anlaşmanın kısa sürede cılkı çıktı.

Büyük paraların döndüğü şaibeleri ortalığı kasıp kavuruyordu.

Dışbank Ulus Şubesi Müdürü Derya Ertuğrul, Ankara Savcısı Hüseyin Yalçın’a vermiş olduğu ifadede diyordu ki:

“Mavi Akım Projesi’nde alınan rüşvetler de bizim bankaya aktarılıyordu. Proje Mühendisi Hakan Bozkurt’un talimatıyla 50 bin doları ben şoförüyle Botaş Genel Müdürü Gökhan Yardım’a gönderdim.”

Dedi ama sonradan ne oldu? Enerji Bakanları Cumhur Ersümer ile Zeki Ceylan Yüce Divan denilen uzman olmayan mahkemede yargılandılar.

Tabii ki 50 bin dolar aldığı iddia edilen Botaş Genel Müdürü de dahil hepsi beraat etti.

Dinlemeye takılan konuşmada, bir MİT görevlisi Ereygur’a Tüpraş ihalesinin iptal edilerek Koç’a verildiğinden bahsediyordu. Şimdi de Fethullah Hoca’nın aynı holdinge ait olduğu iddia edilen telefon dinlemeleri oldukça düşündürücü...

13.2.2005 tarihli Enerji Bakanlığı’ndaki yolsuzluk yüzünden üst seviyede birçok kişi tutuklanmıştı. Demek oluyor ki Batı yakasında değişen bir şey yok.

Başbakan tâ 2005 yılında, “Yolsuzluklara göz yummayın, bir şey duyarsanız doğrudan bana gelin, bizi vururlarsa buradan vururlar diyordu.

Ağzına sağlık sayın Başbakan, doğru söylersin. Ne var ki sana gelen yollar tıkalı, her yönetici “bana gelin” der de, vatandaş gitmeye kalkıştığında kapılar tutulur, sekreterler, korumalar çıkar karşısına. Telefonlar hiç cevap vermez…

Yine sormak gerekiyor, 12 yıldır devlet yapısı içerisinde “paralel devlet” nasıl oluştu?

Koltuklarında oturanlar bostan mı beklediler, ne yaptılar?

Yetki senin elinde iken “cemaatçi örgütlenme” aldı başını gittiyse vay halimize.

Hem benim görebildiğim bu “cemaatçilik” olayı işin kılıfı. Belki de bilmecenin şaşırtmaca tarafı. Arkasında kimlerin olduğu önemli.

Burası henüz çözülemeden yapılan atamaların önemli bir kısmından da emin değilim.

Bakmışsın ki Ergenekon’un ilişkide olduğu kişiye en üst seviyede görev verilmiş.

Hani Celal Bayar’ın kapısında bekleyen bir albay vardı, darbe olunca içeriye girerek Bayar’ı ilk teslim alan o oldu. İstişare, liyakat olmazsa hep olur bunlar…

Görüyoruz, MİT’çinin bulunduğu aracı polis durdurup arama yapabiliyor.

Nasıl iş bu?

Demek ki devletin devletten haberi yok…

Başbakan “yolsuzluğun dibine kadar gideceğiz” demişti.

Ama nasıl, kimlerle?..   

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Nusret Çiçek Arşivi