Bilal Şahan

Bilal Şahan

“Dualar ile ölmedi, suikast yaptılar” hazırlığı

“Dualar ile ölmedi, suikast yaptılar” hazırlığı

Haber dikkat çekici ve bir hayli iddialı…

Sabah Gazetesi’nin haberine göre, Fethullah Gülen Hocaefendi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ölmesi için “beddua talimatı” vermiş : “Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre geçen ay Erdoğan'a, Gülen'in cemaatin yüksek yargı yapılanmasını dinletilmek üzere kaydedilen talimatların dökümü ulaştı. Talimatlar arasında bir kısım Erdoğan'ın dikkatini çekti. Erdoğan'ın, defalarca okuduğu kısımda Gülen kendisinden "Uzun" diye bahsediyor. Gülen, özel ses notunda Erdoğan için, "3 yıldır beddua ediyorsunuz ama ölmüyor. Demek ki, halisane etmiyorsunuz. Bedduanız kabul olmuyor" ifadelerini kullanıyor.” muş.

Basında yayımlanan Gülen’in telefon konuşma kayıtlarını tekrar tekrar okuyup inceledim. Hocaefendi kısa ve öz konuşuyor. Bana göre, aleyhine dönüşebilecek her türlü sözden uzak dururken niye “cemaatin yüksek yargı yapılanmasına” “özel, sesli” talimat göndersin?

Haberden anlaşıldığına göre Başbakan orjinalini görüp, dinlememiş. Erdoğan, kendine sunulan o “özel, sesli” talimatların sadece yazılı metnini okumuş.

Bu, fitne için gayet elverişli bir durum. Başbakan, mutlaka ve mutlaka o “özel ve sesli talimatları” görmeli ve dinlemeli. Görüp dinlediğinin montajlanıp montajlanmadığını kesin teyit ettirmelidir.

“Uzun “ nitelemesinden sadece Başbakan mı anlaşılır o da tartışılır. Uzun Mehmet, Uzun Hasan var hatta TRT yayımlanan Keloğlanda da “Uzun” var.

Gelelim “ölmesi için dua” edilmesi konusuna.

Başbakan’a beddua edildiğini, kahır halkaları kurulduğunu 2005 yılında  “’Tayyip Erdoğan’a  beddua eden, ezoterik tuzak kuran tarikat!” başlığı ile yazdığı yazıda dile getiren   Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş oldu.

Fethullah Gülen’in, Başbakan Erdoğan’ın ikinci kez ameliyat olmasının ardından yayımlanan geçmiş olsun mesajındaki “nazar” vurgusu bana enteresan gelmişti: “Her Rabbime iltica edip O'nun yüce dergahına yöneldiğimde her daim dua ettiğim Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ikinci kez ameliyat olduğunu öğrendim. İlk ameliyatını duyduğumda da fevkalade derinden üzülmüş hastalığından bir an önce kurtulmasını dilemiştim. Hatta yakın dostlarıma 'Hizmetlerinden dolayı nazar mı değiyor yoksa başka bir olumsuzluk mu söz konusu' demiştim.” Ben de bu konuyu 9 Temmuz 2012 tarihli “Başbakan’ı okuyorlar mı?” başlıklı yazımda işlemiştim. (https://www.habervaktim.com/yazar/52316/basbakani-okuyorlar-mi.html)

Bu yazının üzerinden bir yıl geçmiş, Gezi Olayları patlak verdiğinde İsrail Parlamentosu Knesset'in Başkanı Livni’nin İbrani radyosunda, “Türkiye'deki gösterilerin Erdoğan düşene kadar devam etmesi için dua ediyoruz” sözleri haber olmuştu. 

Yiğit Bulut’un “Başbakanı telekineziyle öldürmeye çalışıyorlar” iddiası  “ti’ye” alınsa da Amerikan New York Times gazetesi, 16 Eylül'de ABD'nin Başkenti Washington'da bir donanma üssünü basarak 12 kişinin ölümüne neden olan eski asker Aaron Alexis’in notlarına dayanarak ortaya attığı iddia önemliydi. Eski asker Alexis, “Son üç aydır, düşük ölçekli elektromanyetik saldırı altındayım. Doğrusunu söylemek gerekirse, beni saldırganlaştıran da bu” demiş.

Bu bilgileri alt alta koyduktan sonra Aksiyon’da çalışan Gazeteci Gürhan Savgı’nın anlattıklarını “Benim paketten mili gaus çıktı” başlıklı yazıma (https://www.habervaktim.com/yazar/61578/benim-paketten-mili-gaus-cikti.html taşımıştım. : “Savgı  “Dalga Dalga Ölüyoruz” başlıklı haberi sonrasında Başbakan’ının Çamlıca Kısıklı’daki evininin önünde de ölçüm yapmış. Savgı, “sınır değer 2 milligaus (mG), Erdoğan’ın evinin önündeki değer ise 40 mG çıktı” diyor.  Merak bu ya  “bir de Ankara Keçiören’deki evininin önündeki değere bakalım diye” kalkıp ta oralara gitmişler. Keçiören’de ölçülen değer, Kısıklıya göre düşük, sınır değere göre ise oldukça yüksek,28 mG çıkmış. “

Bu bilgiler ışığında bedduaya gerek var mı?

Yazımı yukarıdaki cümleyle bitirmiş, kontrol ediyorken Emre Uslu’nun “seçime kahraman imajıyla gitmek için Erdoğan’a yönelik bir çakma suikast icra edilecek.” iddiası aklıma geldi.  ''Akrebin İntikamı'' adlı aksiyon filminin çekiminde tabancaya gerçek mermi konulması sonucunda aktörün öldüğünü hatırlayınca ürperdim.

 Melih Gökçek’in “Seçimlere 15 gün kala maalesef suikastlar olacak. Hem Ak Parti’den hem de AK Parti karşıtı kişilerin canına kastetmek suretiyle olayları yeniden tırmandırmak isteyecekler” sözlerini ve en önemlisi “Gülen emretti, cemaatin suikast timleri harekete geçti” iddiasını önemsemek lazım.

Bugünkü haber, Başbakan’a, yakın çevresine veya bakanlardan birine yapılacak bir suikasti  Fethullah Gülen Hocaefendi’ye, cemaate maledilmesi için bir hazırlık gibi.

Haberin başlığını bile hazırdır belki:“ Uzun’a dua ettiler ölmedi; öldürmeye  çalıştılar”

“El insaf” deyip bu oyuna gelmeyelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum
Bilal Şahan Arşivi

Tohum

18 Eylül 2014 Perşembe 13:33