Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Biri fişimizi mi çekiyor?

Biri fişimizi mi çekiyor?

Yoğun bakımda hiç kaldınız mı, bilmiyorum. Ben kaldım. Açık kalb ameliyatından sonra beni yoğun bakıma aldılar. Yarı ölüsünüz. Akciğeriniz bile solunum cihazı yardımıyla çalışıyor.

O arada sorumsuzun biri gelip solunum cihazının fişini çekse, çırpına çırpına ölüyorsunuz.

Derler ki, Güney Afrika’nın başkentinde, her anlamda modern ve son derece donanımlı bir hastanede böyle olaylar yaşanmış…

Her Cuma akşamı hastanenin 11 numaralı yoğun bakım ünitesinde yatan hasta ölüyormuş. Bunun sebebini bulmak için toplantı üstüne toplantı yapmışlar, uzman ekiplere, hatta polislere inceleme yaptırmışlar, bir sonuç çıkmamış.

Yoğun bakım ünitesini tekrar tekrar gözden geçirmişler. Her biri hayatî önemde ve son derece pahalı tıbbi cihazları tek tek kontrol etmişler…

Ancak her şey yolunda gözüküyormuş. Hastaların ölümüne yol açacak hiç bir olumsuzluk yokmuş…

Ne çare ki, bu araştırmaları takip eden günlerde de hastalar ölmeye devam etmişler.

Son derece çaresiz kalan hastane yönetimi, nihayet, 11 numaralı yoğun bakım ünitesini 24 saat gözetleyecek uzman doktorlar görevlendirmiş…

Ve nöbetin ilk cumasında gerçek ortaya çıkmış...

Meğer Cuma akşamları gelen temizlikçi kadın, elektrikli süpürgenin fişini prize takmak için soluma cihazının fişini çekiyor, hasta, bunun sonucu olarak nefessiz kalıp ölüyormuş.

Aslında temizlikçi kadının temizlik yapma konusundaki niyeti halistir...

İşini iyi yapma hususunda da son derece kararlı ve samimidir...

O yalnız kendi işine kilitlenmiştir.

Olayı tümden kavramak, “tüm”ün parçası olduğunu düşünmek ve hareketlerinin sonuçlarını hesaplayarak hareket etmek gibi bir görevi olmadığını düşünmektedir.

Düşünsenize dostlar: Mükemmel üstü bir hastane...

Son teknoloji ürünü cihazlar kullanan, harika bir yoğun bakım ünitesi...

Temizlikçi kadın açısından bütün bunlar sadece ayrıntı: Onun tek derdi, odayı en kısa zamanda en iyi şekilde temizlemektir.

O da bunu yapıyor, ama odayı her temizleyişinde arkasında bir ceset bırakıyor.

Sosyal hayatta, siyasette, ticarette, hizmette samimiyet ve hüsn-ü niyet (iyi niyet) tabiî ki olmalı, ama bunların yanı sıra, solunum cihazının fişini çekmeyecek kadar basiret, siyaset ve ufuk da lâzım...

Bunlar olmazsa, yapayım derken, yıkarsınız!

Şimdi gelin şu tabloya yakından bir daha bakalım…

Şöhreti her gün artan, rakiplerini kıskandıran muazzam bir hastane…

Dünyanın en iyi yöneticileri, hastalara şifa dağıtmak, ağrılarını azaltmak, sağlıklarına kavuşturmak için paralarını, eğitimlerini, emellerini ve enerjilerini birleştirmiş yüzlerce idealist uzman doktor, hemşire…

Son sistem cihazlar…

Dünyanın en modern yoğun bakım üniteleri...

Her şey dört dörtlük!

Ama 11 numaralı yoğun bakım ünitesinde hastalar ölüyor…

Çünkü temizlikçi kadın, gece lâmbasının fişini çekeceğine solunum cihazının fişini çekip elektrikli süpürgenin fişini takıyor…

Hasta soluksuz kalıyor…

Türkiye’nin de fişini çeken var mı, ne dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi