Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Balkon

Balkon

“Balkon konuşması böyle olmamalıydı” diyorlar, “Başbakan herkesi kucaklamalıydı… Geçmişin üstüne bir sünger çekip, yeni beyaz bir sayfa açmalıydı…”

Bu şu demektir:

Başbakan, 17 Aralık itibariyle hükümete yapılan operasyonu içine sindirmeli, herşey yapanların yanına kâr kalmalıydı…

Paralel yapıyı görmezden gelmeli, yapının aynen devam etmesine göz yummalıydı…

Paralel dinlemeleri kulak ardı etmeli, Dışişleri konutunda yapılan çok gizli görüşmeyi dinleyip servis edenlere karşı sesini yükseltmemeliydi…

Ailesine kadar uzanan isnat ve iftiraları silip atmalı, kendine ve ailesine sahip çıkmamalıydı…

Medyada ve sosyal medyada kendisini, ailesini, hatta rahmetli annesini hedef alan hakaretleri unutup olmamış gibi yapmalıydı.

Bu tür söylenmelere, Anadolu’da müthiş bir cevap var: “Hadi canım!” derler, “alan da kaçan mı?”

Kimse unutmasın ki, buraya Gezi olaylarından geliyoruz: Hani şu dış medyaya “iç savaş” olarak yansıtılan kargaşadan…

Ardından 27 Aralık operasyonu: Bu tarih itibariyle devletin gücü ve etkinliği zedelendi… Devlet kurumları tartışılmaya başlandı…

Paralel dinlemeyle hem toplumun özel hayatına tecavüz edildi, hem de “devlet sırrı” defalarca ifşa edildi… “Casusluk” kapsamına giren envai çeşit faaliyete girildi… İsnatlar, iftiralar havalarda uçuştu… Usulsüz gözaltılar yapıldı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nun, bizzat Başbakan’ın emriyle öldürüldüğü, bunun yakında belgeleriyle ortaya çıkacağı ve Başbakan’ın ülkeden kaçacağı yolunda envai çeşit ahlâksız dedikodular üretildi…

Gezi sürecinden bu yana, Başbakan küçücük bir zaaf gösterseydi, Allah göstermesin, Türkiye kaosa sürüklenirdi.

Nihayet tam bir referandum havasında geçen yerel seçim… Dikkat ederseniz yarış, siyasi arenada kendini gösteren legal partilerden çok, onların arkasına saklanan illegal bir yapı ile Başbakan arasında geçti. Çok şükür yenildiler. Başbakan gelmiş geçmiş tüm yerel seçimlerden fazla oy alarak badireyi atlattı.

Bu durumda elbette ilk işi illegal yapı ile mücadele olacak. Devleti onarıp, yeniden etkinlik kazandırmanın başka yolu yok.

Başbakan kendisine ve ailesine yönelik iftiraları, isnatları, hakaretleri içine atıp affetse bile, devlete-millete karşı işlenen suçları affedebilir mi? Buna hakkı var mı?..

Yok, çünkü 76 milyonun hukukuna tecavüz edilmiştir. Milletin verdiği güçle bunun üzerine gitmek ve olayı çözmek Başbakanın görevidir. Millet bunun için yüzde 46 oy vermiştir.

“Her şeyi unuttum gitti, hadi kucaklaşıp helalleşelim” derse, aldığı oylara ihanet etmiş olur.

Bunu söylemesi gereken, paralel bir yapı oluşturup her alanda ve her anlamda devlete tuzak kuranlarla onlara destek veren siyasi partilerdir.

Ama hiç birinde tık yok. Bir pişmanlık emaresi gözükmüyor. Tam tersine seçim gecesi bile oy oranlarıyla oynayıp provokasyonlarını sürdürdüler. Hâlâ da “şurada sandık delindi, burada torba çalındı, şurada kavga çıktı, orada elektrik kesildi” şeklinde haberler yaparak provokasyona devam ediyorlar.

Özet olarak: Başbakan yapması gereken konuşmayı yaptı. Devlete ve millete sahip çıkarak devlet-millet düşmanlarına gözdağı verdi. Millet endişe içinde yaşayacağına biraz da paralel yapı endişe içinde yaşasın!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi