Latif Erdoğan

Latif Erdoğan

Neyi kazandık neyi kaybediyorlar

Neyi kazandık neyi kaybediyorlar

AK Parti adayı Recep Tayyip Erdoğan, seçmenlerin tembellik ve rehavetine rağmen ekseriyetin tercihiyle seçimleri kazandı ve 12. Cumhurbaşkanımız oldu. Kendisini yürekten tebrik ediyor, kazananın sadece onu seçenler değil, bütün bir ülke olduğu ve olacağı kanaatimi sarsılmayan bir güvenle paylaşıyorum. Ona gönül bağlamış tüm dünya ülkelerinin de bu kazanca dahil olduğundan asla kuşku duymuyorum. Özellikle Müslüman coğrafyanın Erdoğan’a bağladıkları ümidin ümmet çapında yeni tekevvünlere vesilelik edeceğine olan inancımı da bu vesile ile bir kere daha tekrar etmiş oluyorum.

Erdoğan’ın “vizyon belgesi”, sadece bir seçim malzemesi olmayacak kadar değerli muhtevaya sahip. Ne ki, Türkiye’de siyasi muhalefet cephesinin bu belgede yer alan içeriğin pratiğe geçişini takibe entelektüel yetersizlik sebebiyle mecali yok. Öyleyse bu takip işini de bundan böyle millet olarak biz üstlenmek durumundayız. Yani, uyaran ve de onaylayan olma mevkiindeyiz. 

Düşüncelerimi doğrudan deklare etmiş bulunmasam da, son yirmi beş senesini, yeni bir medeniyet inşası tasavvur ve düşüncesine adamış bir kişi olarak, söz konusu belgede beni en çok heyecanlandıran husus, Erdoğan ile temsil edilecek devletin, doğrudan medeniye talip olması kararı ve kararlılığıdır. Bu, bugüne kadar sivil inisiyatiflerle parça parça, birbirinin varlığından habersiz, çok kere de birbirinin lüzumsuz tekrarı sayılacak  çalışmaların, birleştirici, motive edici, destekleyici yeni ve büyük bir güçle buluşması anlamına da gelmektedir. Aynı zamanda bu, makro düzeyde büyük sentezlerin arefesinde bulunduğumuzun da bir müjdesi, bir muştusu anlamındadır.

Medeniyete talip olmak demek, onu oluşturan dört ontolojik temele talip olmak demektir. Bunlar, ilim, ahlak, adalet ve dindir. Medeniyet, bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, spor, sanat ve estetik gibi sosyolojik olguların, bahsi geçen dört temel esasa göre formatlanması ve hayata geçirilmesi hadisesidir. Batı kültürünün vahşete dönüştüğü, kapitalizmin çok yönlü çöküntüye maruz kaldığı bir dönem ve süreçte, tanımı yaptığımız şekliyle yeni bir medeniyet inşası, elbette bütün insanlığın ortak ve en öncelikli ihtiyacıdır. İşte Yeni Türkiye, böylesi önemli bir misyonu eda etmenin talibidir; inşallah başarılı da olacaktır. 

Buradan, Erdoğan’a, dolayısıyla Yeni Türkiye oluşumuna karşı duruşu esas edinen muhalefetin neye talip ve istekli olduğu çıkarsamasını yapmak da mümkündür. Özellikle, medeniyet tasavvurunun tarihi tanığı konumunda duran “çözüm sürecini” sabote girişimlerinin, neyi ve ne uğruna engelleme girişimleri olduğu çıkarsaması, yakın ve uzak vadede kazanacaklarımıza ve kaybedeceklerimize ayna tutması bakımından bana çok önemli görünüyor.

Türkiye’yi, milletiyle devletiyle yeni bir medeniyete hadim kılma niyeti, kimleri ve niçin rahatsız eder? İşte bu sorunun cevabıdır ki, muhalefetin niyet ve emelini deşifre vazifesini görür. Bizim yeni medeniyet inşamızdan rahatsız olacak merkez güç kapitalizmdir; dolayısıyla bu “dünya dinini” insanlara dayatan zihniyettir. Muhalefetin yönlendirici gücünü de hiç kuşkusuz bu zihniyetin adresinde aramak gerekir.

Kapitalizm denen dünya dininin direği faizdir. Yeni medeniyetin en büyük mücadele alanlarından biri de faiz sistemi olmak durumundadır. Erdoğan karşıtlığının dayanışma noktasının merkez gücünün faiz lobisi olması elbette tesadüfi değildir. Özellikle, kapitalizmin en önemli tapınaklarından biri olan IMF’ye süresiz borçlanma ve faiz ödeme politikasının sonlandırılması, Erdoğan’ı ve temsil ettiği siyasi düşünceyi aforoza yetmiş, o günden bugüne Erdoğan “mürtet” muamelesine tabi tutulmuştur. 

Yeni Türkiye’nin, her türlü vesayetten arındırılarak, bütünüyle özgür bir ülke olma girişimi de yine, Türkiye’yi kendilerine ait kayıtlarla bağlı ve bağımlı kılmak isteyen aynı mihraklarca engellenmek istenmiş, tarihi tekerrürler içinde çoklukla görülen “önünü kesme” taktiği uygulanmıştır. Ne ki, Erdoğan artık sadece bir partinin genel başkanı değil, topyekûn milli iradenin temsilcisidir. Meydanlar bunu haykırmış, sandıklar bunu dillendirmiştir. Yeni bir milat başlamıştır artık bu ülkede, yeni bir dönem başlamıştır. Bu sebeple de muhalefettekiler, nereye konuşlandıklarını ve neleri kaybetmekte olduklarını çok iyi düşünmelidirler..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Latif Erdoğan Arşivi