Yaşar Değirmenci

Yaşar Değirmenci

Kardeşliğimizi gözden geçirelim

Kardeşliğimizi gözden geçirelim

Peygamberimiz ‘iki kardeş iki el gibidir, biri diğerini yıkar’ buyurmuşlardır. Kardeşlikleri ellere benzetip, birini el, diğerini ayağa benzetmemesi, bir gaye uğrunda diğerine yardımcı olmaları bakımındandır. Dostlarıyla, din kardeşleri ile alakadar olmayanları İmam-ı Gazali Hazretleri, ‘Onun için bir cenaze namazı kıl.Çünkü o artık ölülerdendir’ diyor.

İçinde bulunduğumuz şartlarda hasretini çektiğimiz ‘İslam Kardeşliği’ni yaşayıp yaşatmamız, hem ferdi bakımdan, hem de toplumun huzuru bakımından tek çaredir. Okuduklarımızı, dinlediklerimizi, bildiklerimizi hayatımıza yansıtmadan, (nefsimize ağır da gelse) onları uygulamadan, hal lisanı ile ‘üsve-i hasene’ güzel örneklikliği sergilemeden, ‘ebedî hayatımızın azığı’ olarak görmeden ‘din kardeşliği’mizi tahakkuk ettiremeyiz.

Peygamberimiz ‘iki kardeş iki el gibidir, biri diğerini yıkar’ buyurmuşlardır. Kardeşlikleri ellere benzetip, birini el, diğerini ayağa benzetmemesi, bir gaye uğrunda diğerine yardımcı olmaları bakımındandır. Dostlarıyla, din kardeşleri ile alakadar olmayanları İmam-ı Gazali Hazretleri, ‘Onun için bir cenaze namazı kıl.Çünkü o artık ölülerdendir’ diyor. (İhya’da kardeşlik hukuku ile ilgili kırk sayfalık bölüm okunabilir.) 

Ashab-ı Kiram’ın gençlerinden Abdullah ibni Ömer diyor ki:

‘Biz öyle bir zaman gördük ki, kimse dinarını, dirhemini Müslüman kardeşinden kıymetli bilmezdi. Şimdi ise, dinar ve dirhem bize, Müslüman kardeşimizden daha değerli geliyor. Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi şöyle buyururken işittim: Nice komşular kıyamet günü komşusuna yapışıp, ‘Ya Rabbi! Bu, kapısını bana kapatıp iyilik yapmadı’ diyecek.

Tabiin ulemasından Ebû İdris el-Havlani’den şöyle dediği nakledilmiştir: Dımaşk mescidine girmiştim. Bir de ne göreyim, güleç yüzlü bir delikanlı ve başına toplanmış bir grup insan. Bunlar bir konuda görüş ayrılığına düştüler mi hemen o delikanlıya başvuruyor ve fikrini kabulleniyorlardı. Bu gencin kim olduğunu sordum. “Bu Muâz İbni Cebel radıyallahu anhtır” dediler. Ertesi gün erkenden mescide koştum. Baktım ki o genç benden evvel gelmiş namaz kılıyor. Namazını bitirinceye kadar bekledim sonra önüne geçerek selam verdim ve: “-Allah’a yemin ederim ki ben seni seviyorum” dedim. 

“-Allah için mi seviyorsun?” dedi. 

“-Evet, Allah için” dedim. O yine: 

‘-Allah için mi seviyorsun?’ Dedi. Ben de:

“-Evet, Allah için seviyorum” dedim.

Bunun üzerine elbisemden tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi. 

“- Tebrik ederim seni. Zira ben Resulullah aleyhi ve sellemi şöyle buyururken dinledim: “Allah Teala, “Sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler” buyurmuştur.
Ebu Hureyre’den (r.a)  rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Hiç şüphesiz Allah Teala kıyamet günü: “Nerede benim rızam için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim.” (Müslim)

Adamın biri, bir başka köydeki din kardeşini ziyâret etmek için yola çıktı. Allah Teâlâ, onu gözetlemek ve kendisiyle konuşmak için bir meleği görevlendirdi. Melek, adamın geçeceği yol üzerinde onu beklemeye başladı. Yanına gelince: “Nereye gidiyorsun, kardeş?” diye sordu. “Şu ilerideki köyde bir din kardeşim var, onu ziyârete gidiyorum.” “O senin akraban mı?” “Hayır.” “Ondan elde etmek istediğin bir menfaatin mi var?” “Hayır. Ben onu sırf Allah rızâsı için seviyorum; ziyâretine de bu sebeple gidiyorum.” O zaman melek şunları söyledi: “Sen onu nasıl seviyorsan Allah da seni öyle seviyor. Ben, bu müjdeyi vermek için Allah Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim.” (Müslim)

Yine kerem ehli büyük zâtlardan biri, evinde otururken birden kapısı çalınır. İnip kapı aralığından baktığında eski tanıdıklarından birini görür. Allah rızası için sadaka istemeye gelen bu eski dostunu mahcup etmek istemediği için kendisine görünmez. 
Cömertliğin çok vermekle değil, zamanında vermekle ölçüldüğünün şuurunda olan bu kerem ehli, büyük bir üzüntü içinde hemen içeri koşup sandıkta eline ne geçerse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır. Adamcağız büyük bir sevinç içinde hayır dualar edip gittikten sonra o zât hüngür hüngür ağlamaya başlar. Bunu gören hanımı:
“-Efendi, verdiklerin gözüne çok göründü, yaptığın cömertliğe pişman oldun da, onun için mi ağlıyorsun?” diye sorunca, kerem ehli adamın verdiği cevap oldukça düşündürücüdür:

“- Hayır!” der.

“-Aklına gelen düşünce çok yanlış. Ben verdiğim şeyler için değil, uzun zamandan beri görmediğim bu dostumun hâlini, durumunu sorup araştırmadığım için, onu dilenmeye mecbur kalacak duruma getirişime ağlıyorum!”

Kardeşliğe dönme, onu yaşayıp yaşatma zamanı vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yaşar Değirmenci Arşivi