Hüsnü Aktaş

Hüsnü Aktaş

Vazife mes’uliyet ve ihtilaf ahlakının önemi

Vazife mes’uliyet ve ihtilaf ahlakının önemi

Ad­liy­ye­” isim­li ka­nun ki­ta­bın­da: “Hu­kuk-u Nâ­s’­da tah­kim Ce­mi­yet ha­lin­de ya­şa­yan in­sa­noğ­lu; ha­ya­tı­nın ko­run­ma­sı­nı, inan­dı­ğı gi­bi ya­şa­ma im­kâ­nı­nın sağ­lan­ma­sı­nı, nes­li­nin ve ma­lı­nın mu­ha­fa­za edil­me­si­ni ar­zu eden mü­ker­rem bir var­lık­tır. Mü­te­fek­kir İbn-i Hal­du­n’­a gö­re ce­mi­yet ha­ya­tı, in­san­la­rın bir­bir­le­ri­ne olan ih­ti­yaç­la­rı (tea­vün/da­ya­nış­ma) se­be­biy­le or­ta­ya çı­kan bir ha­yat­tır. Ce­mi­yet ha­lin­de ya­şa­yan in­san­la­rın iti­ka­di, si­ya­si, hu­ku­ki, ik­ti­sa­di ve ah­lâ­ki hü­küm­le­re ih­ti­yaç­la­rı var­dır. Kay­na­ğı fark­lı da ol­sa, bu hü­küm­le­rin in­san­la­ra be­lir­li va­zi­fe­le­ri ve me­s’­ûli­yet­le­ri yük­le­di­ği­ni söy­le­mek müm­kün­dür. Mün­zel ki­ta­ba da­ya­nan bü­tün din­le­rin hü­küm­le­ri­ni teb­dil ve tağ­yir eden ay­dın­lan­ma fel­se­fe­si (mo­der­nizm) in­sa­nın ilâh­lı­ğı­nı, bir an­lam­da ku­la kul­lu­ğu ön plâ­na çı­kar­mış­ve ah­lâ­ki de­ğer­le­ri iza­fi ha­le ge­tir­miş­tir. 

İs­lâm fık­hı­’n­da va­zi­fe ah­lâ­kı; hem Al­la­h’­ın (cc) hu­ku­ku­nun ko­run­ma­sı­nı, hem de in­san hak­la­rı­nın mu­ha­fa­za­sı­nı içi­ne alan bir key­fi­ye­te ha­iz­dir. Ku­r’­an-ı Ke­ri­m’­de “İn­san ken­di­si­nin ba­şı-boş bı­ra­kı­lı­ve­re­ce­ği­ni mi zan­ne­di­yor?” (El Kı­ya­me Sû­re­si: 36) sua­li so­rul­muş ve bu­nun müm­kün ola­mı­ya­ca­ğı ha­ber ve­ril­miş­tir. Bu ayet­te ge­çen “Es-Sü­dâ ke­li­me­si, emir­siz ve ya­sak­sız an­la­mı­na ge­lir.”(1) Va­zi­fe ve me­s’­ûli­yet ah­lâ­kı, ira­de sa­hi­bi her mü­kel­le­fin en önem­li me­se­le­si­dir. İra­de­den mah­rum olan kim­se­le­rin, dün­ye­vi ih­ti­ras­la­rı­nı ön plâ­na çı­kar­ma­la­rı ve gayr-i meş­rû şeh­vet­le­ri­ne tes­lim ol­ma­la­rı müm­kün­dür. Pey­gam­be­ri­miz Efen­di­mi­z’­in (s.a.v.); “Üm­me­tim hak­kın­da en­di­şe et­ti­ğim hu­sus­la­rın en teh­li­ke­li­si, he­vâ­ya uy­mak ve tûl-î emel­dir. He­vâ­ya uy­mak in­sa­nı hak yol­dan sap­tı­rır, Tûl-i emel ise ahi­re­ti unut­tu­ru­r”(2) bu­yur­du­ğu ma­lûm­dur. 

Hiç öl­me­ye­cek­miş gi­bi ya­şa­yan ve gayr-i meş­rû şeh­vet­le­ri­ni tat­min için her yo­la baş­vu­ran za­lim po­li­ti­ka­cı­la­rın, yer­yü­zün­de fe­sa­dın ya­yıl­ma­sı için bü­tün im­kân­la­rı­nı se­fer­ber et­tik­le­ri gö­rül­mek­te­dir. İde­olo­jik an­lam­da şüp­he­le­re, is­lâ­mi de­ğer­le­rin is­tis­ma­rı­na ve çir­kin fi­il­le­re da­ya­nan za­lim po­li­ti­ka, bir an­lam­da ba­tıl din hük­mün­de­dir. İmam Fah­rüd­din-i Ra­zi ‘ Hak din; bi­rin­ci­si ilim, ikin­ci­si sa­lih amel olan iki un­sur­dan mey­da­na gel­di­ği gi­bi, ba­tıl din de bi­rin­ci­si şüp­he­ler, ikin­ci­si de çir­kin fi­il­ler ol­mak üze­re iki şey­den mey­da­na ge­li­r”(3) di­ye­rek bir in­ce­li­ğe işa­ret et­miş­tir.

Va­zi­fe ve me­s’­ûli­yet ah­lâ­kı­na sa­hip olan müs­lü­man­la­rın; ada­le­te ria­yet et­me­le­ri, söz­le­rin­de ve amel­le­rin­de mû­te­dil ol­ma­la­rı, if­râd ve tef­ri­tin ge­ti­re­bi­le­ce­ği fe­lâ­ket­ler­den sa­kın­ma­la­rı za­ru­ri­dir. İmam Sey­yid Şe­rif Cür­ca­ni, if­rad ve tef­rit te­rim­le­ri­nin key­fi­ye­ti­ni izah eder­ken şu tes­bit­te bu­lun­muş­tur: ”İf­râd, zi­yâ­de ve ke­mâl yö­nün­den had­di aş­mak­tır. Tef­rit ise, ek­silt­me ve kı­salt­ma yö­nün­den had­di aş­mak­tır.”(4) Ta­rih bo­yun­ca if­rat ve tef­rit has­ta­lı­ğı­na tu­tu­lan in­san­lar/ce­ma­at­ler; hem ken­di kar­deş­le­ri­nin, hem di­ğer in­san­la­rın hak­la­rı­na te­ca­vüz et­miş­ler­dir. Son ya­rım asır içe­ri­sin­de İs­lâm ül­ke­le­rin­de ya­şa­nan ve Müs­lü­man­la­rı bir­bi­ri­nin kur­du ha­li­ne ge­ti­ren ih­ti­lâf­la­rı ha­tır­la­ya­lım. Ül­ke­le­ri­ni iş­gal eden Kı­zıl Or­du­’ya kar­şı yıl­lar­ca sa­va­şan ve za­fe­re ula­şan Af­ga­nis­tan­lı Müs­lü­man­lar; Hizb-i İs­lâ­mi­’nin Li­de­ri Gul­bed­din Hik­met­yâr ile Ce­ma­at-i İs­lâ­mi­’nin li­de­ri Bur­ha­ned­din Rab­ba­ni ara­sın­da ya­şa­nan ih­ti­lâ­fa şa­hit ol­muş­lar­dır. Bu ih­ti­lâf, yıl­lar­ca sü­ren herc-ü mer­cin be­lir­le­yi­ci un­su­ru ol­muş­tur. Ce­za­yi­r’­de FİS, Gİ­A ve En Nah­da ara­sın­da ya­şa­nan si­ya­si çe­kiş­me­ler, bin­ler­ce maz­lû­mun ölü­mü­ne se­beb ol­muş­tur. Mı­sı­r’­da Hüs­nü Mü­ba­rek re­ji­mi­ne son ve­ren  Müs­lü­man Kar­deş­ler Ha­re­ke­ti ile Se­le­fi Nur Par­ti­si men­sup­la­rı ara­sın­da­ki ih­ti­lâ­fı­nın ne­le­re ve­si­le ol­du­ğu­nu ma­lûm­dur. 

Ku­r’­ân-ı Ke­rî­m’­de in­san­la­rın ih­ti­lâf­la­rı­nı be­yan için; çe­kiş­me (te­nâ­ze­û), tar­tış­ma (şi­câr) ve fik­rî mü­ca­de­le (ci­dâl) te­rim­le­ri kul­la­nıl­mış­tır. İs­lâm fık­hı­na gö­re te­şek­kül eden bir ce­ma­atin ve­ya dev­le­tin za­ru­ri un­su­ru da in­san­dır. Do­la­yı­sıy­la Müs­lü­man­la­rın ara­sın­da da çe­kiş­me, tar­tış­ma ve fik­ri ih­ti­lâf­la­rın (za­man içe­ri­sin­de ve de­ği­şik se­beb­ler­le) ya­şan­ma­sı müm­kün­dür. Gü­nü­müz­de, “Al­la­h’­ın (cc) in­dir­di­ği hü­küm­ler­le hük­met­me­yen­ler, kâ­fir­le­rin ta ken­di­le­ri­di­r” (El Mâi­de Sû­re­si: 44) âye­ti­ni slo­gan gi­bi kul­la­nan ve mu­ha­tap­la­rı­na bu ha­ki­ka­ti teb­liğ eden Müs­lü­man­la­rın var­lı­ğı ma­lûm­dur. Bu Müs­lü­man­la­rın Al­la­h’­ın (cc) rı­za­sı­nı ka­zan­ma hu­su­sun­da­ki has­sa­si­yet­le­rin­den şüp­he ede­me­yiz. An­cak ken­di ara­la­rın­da Al­la­h’­ın in­dir­di­ği hü­küm­ler ile hük­me­dip-hük­met­me­dik­le­ri me­se­le­si­ni iyi dü­şün­me­le­ri ge­re­kir.

Vah­de­tin za­ru­ri şar­tı, müs­lü­man­la­rın ih­ti­lâf ah­lâ­kı­nın hü­küm­le­ri­ne ria­yet et­me­le­ri­dir. Müs­teş­rik­le­rin ha­zır­la­dı­ğı “İs­lâm An­sik­lo­pe­di­si­” isim­li eser­de: “İs­lâ­m’­da doğ­ru­luk­la/ada­let­le hü­küm ver­mek Al­la­h’­a iman­dan son­ra fa­rî­za­la­rın en kuv­vet­li­si ve iba­det­le­rin en iyi­si­di­r”(5) şek­lin­de ifa­de edi­len ka­za me­se­le­yi uzun yıl­lar ih­mal edil­di­ği için, Müs­lü­man­lar prob­lem­le­ri­ni çö­ze­mez ha­le gel­miş­ler­dir. 

He­sap gü­nü­ne ha­zır­la­nan Müs­lü­man­la­rın, her tür­lü prop­lem­le­ri­ni tah­kim usû­lü­ne ria­yet ede­rek çöz­me­le­ri de müm­kün­dür. İmam-ı Mün­zir: “Ka­dı ol­ma­yan bir kim­se ta­ra­fın­dan ve­ri­len ka­rar da ge­çer­li­dir. Eğer bu, onun hü­küm ver­me­si ca­iz olan hu­sus­lar­dan ise!”(6) hük­mün­de, ic­ma-i üm­me­tin hâ­sıl ol­du­ğu­nu be­lirt­mek­te­dir. Os­man­lı­’nın son yıl­la­rın­da uy­gu­la­nan “Me­cel­le-i Ah­kâm-ı ca­iz­di­r”(7) hük­mü ka­yıt­lı­dır. Do­la­yı­sıy­la İs­lâm fık­hı­’nın her asır­da ve fark­lı si­ya­si re­jim­ler­le yö­ne­ti­len ül­ke­ler­de uy­gu­lan­ma­sı müm­kün­dür. Va­zi­fe, me­s”­ûli­yet ve ih­ti­lâf ah­lâ­kı­na sa­hip ol­ma­yan Müs­lü­man­la­rın im­ti­ha­nı ka­zan­ma­la­rı müm­kün mü­dür?
___________________
(1) İmam-ı Şa­fi­i- Er Ri­sa­le-Ka­hi­re: 1979 (2 bsm) Sh: 25 Mad­de: 49
(2) İs­ma­il El Ac­lû­ni-Keş­fû­’l Ha­fa-Bey­rut: 1351 C: 1 Sh: 68,
(3) İmam Fah­rüd­din-i Ra­zi- Me­fa­ti­hûl Gayb-Ank: 1989 C:5 Sh:13
(4) İmam Sey­yid Şe­rif Cür­ca­ni-Ki­ta­bû­’t Ta­’ri­fat-İst: ty Kay­nak Yay. Sh: 32
(5) İs­lâm An­sik­lo­pe­di­si-İst: 1977, C: 6, Sh: 42 vd (Ka­dı-Ka­za Mad­de­si).
(6)  İmam İbn-i Mün­zir-Ki­ta­bû­’l İc­ma-An­ka­ra: 1983, Sh: 43
(7) Ali Him­met Ber­ki - Me­cel­le-i Ah­kâm-ı Ad­li­ye- İst: 1979, Sh: 420, Mad­de: 1841

NOT: Gün­lük bir ga­ze­te çı­kar­ma­ya ka­rar ve­ren ve gö­rüş­le­ri­mi al­mak için zi­ya­re­te ge­len Ye­ner Dön­mez kar­de­şi­me, tec­rü­be­ye da­ya­nan ba­zı en­di­şe­le­ri­mi ifa­de et­tim. Bu ara­da, için­de bu­lun­du­ğum hal se­be­biy­le ’gün­lük bir ga­ze­te de kö­şe ya­zar­lı­ğı yap­ma­mın müm­kün ol­ma­dı­ğı­nı,bu se­beb­le Ye­ni Akit ve Mil­li Ga­ze­te­’den ge­len tek­lif­le­re de olum­lu ce­vap ve­re­me­di­ği­mi­’ söy­le­dim. Ay­lık ola­rak çı­kar­dı­ğı­mız ‘Mi­sak Mec­mu­ası­’n­da yer alan ma­ka­le­le­ri­mi, ih­ti­yaç ha­lin­de ik­ti­bas ede­bi­le­cek­le­ri­ni ifa­de et­tim. Ya­yın ha­ya­tı­na baş­la­yan gün­lük ga­ze­te­nin is­mi­nin ’Vah­de­t’ ol­du­ğu­nu ve­ri­len ilân­lar­dan öğ­ren­dim. Ha­yır­la­ra ve­si­le ol­ma­sı­nı di­le­rim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüsnü Aktaş Arşivi