Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

Müslüman’ın en büyük belası: Kibir

Müslüman’ın en büyük belası: Kibir

Şev­ket Ey­gi üs­ta­dı­mı­zın ala­nı ama biz de yaz­ma­dan ede­me­ye­ce­ğiz.

Son za­man­lar­da Müs­lü­man­lar­da Müs­lü­ma­n’­a ya­kış­ma­yan kö­tü has­let­le­rin iyi­den iyi­ye yer­leş­ti­ği­ne şa­hit olu­yo­ruz. Bu ge­çi­ci bir he­ves ol­sa gü­lüp ge­çer­dik ve ba­zı tip­le­me­ler­le ye­ti­nir­dik. An­cak öy­le de­ğil gi­bi. Ka­lı­cı bir has­ta­lı­ğa ev­ri­li­yor. 

Hırs, dal­ka­vuk­luk, gös­te­riş, ta­mah­kâr­lık, had­di aş­ma, ema­ne­ti eh­li­ne ver­me­me, hır­sız­lık, rüş­vet, su­is­ti­mal, adam ka­yır­ma, uza­yan kol biz­den ol­sun man­tı­ğı ile ada­let­siz­lik gır­la gi­der­ken ki­bir de en yük­sek de­ğer ha­lin­de zir­ve­ye otur­du ve bü­tün bu me­zi­yet­le­rin(!) mü­tem­mi­mi ve şa­hi­ka­sı ola­rak ki­şi­lik pro­fi­li çiz­me­ye baş­la­dı.

En yük­sek     nok­ta­ya kib­ri oturt­tu Müs­lü­man ne ya­zık ki­…

Ki­bir­li bir kim­se Müs­lü­man olur mu?

Al­la­h’­ın en sev­me­di­ği huy ki­bir­dir oy­sa.

Al­lah ki­bir­li olan­la­rı sev­mez.

Şey­hü­lis­lam Yah­ya Efen­di bir şii­rin­de şöy­le de­miş:

“Bir kab­za-i hâk olur bu ten­ler

Bil­mem ni­ye kib­re­der eden­ler!”

Kab­za-i hâk: bir avuç top­rak de­mek. Bir avuç top­ra­k… 

As­lın­da ki­bir­li ol­ma du­ru­mu bir ra­hat­sız­lık, bir has­ta­lık be­lir­ti­si­dir.

Nor­mal ak­lı ba­şın­da bir adam ki­bir­li olur mu?

Sa­mu­el Ship­man: “Ki­bir ap­tal­lı­ğın en açık be­lir­ti­si­di­r” di­yor. Ap­tal adam­lar ki­bir­li olur. Kib­rin ol­du­ğu yer­de in­san man­tık­lı dü­şü­ne­mez. Ya­la­ka­la­rın, dal­ka­vuk­la­rın oyun­ca­ğı olur. On­la­rın da bir ga­ye­si var­dı. Bu oyun­ca­ğı bir müd­det çı­kar­la­rı için kul­lan­ma­k…

Na­po­le­on Bo­no­par­te “Kib­rin ol­du­ğu yer­de man­tık ve din­den söz edi­le­me­z” der­ken ne ka­dar hak­lı­dır. Man­tık ve din­de­n…

Ki­bir man­tı­ğı da di­ni de yok eder çün­kü­…

Ki­bir tu­za­ğı­na düş­müş, has­ta­lı­ğı­na ya­ka­lan­mış bir in­sa­nı dal­ka­vuk­lar kuk­la gi­bi oy­na­tır­lar.

İb­ni Si­na­’nın bir sö­zü var. “Ba­şa­rı­lı ol­mak is­ti­yor­san dal­ka­vuk­lar­dan uzak dur­ma­lı­sın.”

Kon­füç­yus da şöy­le der: “dal­ka­vuk­luk­la ah­lak bir ara­da ya­şa­maz.”

Edu­ard Las­ker, “in­san­la­rı ol­du­ğu­nun dı­şın­da gös­te­rir­sen baş­ka­la­rı­na zor­ba­lık et­me­si­ne ça­nak tu­tar­sın.”

İyi gü­nün­de dal­ka­vuk­luk ya­pan kö­tü gü­nün­de aya­ğı­nı kay­dı­ra­cak­tır.

Dal­ka­vuk­la­ra faz­la yüz ver­me­mek la­zım zi­ra on­lar giz­li düş­man­dır­lar.

Wil­li­am Şha­kes­pe­are, “dal­ka­vuk­luk ap­tal­la­rın ye­me­ği­di­r” der. An­cak ap­tal­la­rı­n…

Char­les Bur­ney, “dal­ka­vuk­la­ra ina­nan in­san­lar on­lar­dan da­ha al­çak­tır­la­r” di­ye son nok­ta­yı ko­yar ben­ce­…

Ki­bir­li ile dal­ka­vuk bir ül­ke­de sal­ta­nat sür­se ora­da din­den, mil­li­yet­ten, halk­tan, ada­let­ten, eh­li­yet­ten, li­yâ­kat­tan, ba­şa­rı­dan, ih­lâs­tan, da­ha sa­yı­la­bi­le­cek ne ka­dar in­sa­ni me­zi­yet var­sa on­dan eser ka­lır mı?

Top­lum çü­rür, çü­rü­yen bir top­lu­mun akı­be­ti de ber­bat olur.  

Se­za­i Ka­ra­ko­ç’­un üs­tü­ne ba­sa­rak söy­le­di­ği bir şey var: “kay­ma­ya­ gör­sün aya­ğı bir top­lu­mu­n…­”

Maa­zal­lah!...

Rubai

Aşkın mezhebinde gece gündüzdür

Kırıklık bulunmaz her yol dümdüzdür

Ne kibir vardır, ne acı, ne keder

Her zerremiz o deryadan bir cüzdür

Kitapçı

Dr. Mehmet Güneş, Gül Aşkın Mihrâbıdır: Gülnâme, 

2 Cilt, 1. Cilt s.231, Aşk Vakfı, Ankara 2011  

“Fahr-i kâi­nât efen­di­miz hep te­vâ­zu gös­te­rir ve hiç kim­se­yi kü­çüm­se­mez­di­… O, al­çak­gö­nül­lü olan­la­rı Al­la­h’­ın yük­sel­te­ce­ği­ni ha­ber ve­rir­di. O: “kim mü­te­vâ­zı olur­sa, Al­lah onu yü­cel­tir; kim bü­yük­le­nir­se, Al­lah onu ze­lîl eder, al­çal­tı­r” bu­yu­rur­du. 

Al­lah Re­sû­lü (SAV) o ka­dar te­vâ­zu sa­hi­biy­di ki, ken­di­si­ni zi­ya­re­te ge­len ve kar­şı­sın­da tit­re­yen Ab­dul­lah b. Yus­r’­a; “sa­kin ol kar­de­şim! Ben bir kral ve hü­küm­dar de­ği­lim. Ku­rey­ş’­ten gü­neş­te ku­ru­tul­muş et yi­yen bir ka­dı­nın oğ­lu­yu­m” de­miş­ti.”

Maziden

Bir zamanlar diyalog üç beş profesör hanımla yapılırdı. Ne zaman ki Vatikan ve arkasındaki güçler diyalog için başka bir zemin icad etmeye kalktılar, Türkiye’den bir mağdur adres tedarik etmeye giriştiler. O vakitler ben bunu hissetmiş ve Samanyolu’nda diyalog meselesinin çetrefilli tarafları bakımından ilgiliyi ikaz etmiştim. Kibrin ne kadar kötü bir meziyet(!) olduğunu o dakika öğrendim. 

 Oysa biz nasıl bir peygamberin ümmetiyiz? Peygamber Efendimizin bulunduğu meclise biri girer ve sorar:

“Muhammed hanginiz?”  

Demek ki Peygamber oradakilerden ayrı bir statüde kurulmamış tahtına…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi