Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Dipten gelen dalga

Dipten gelen dalga

Ramazan’la birlikte işler yoluna girmeye başladı. İnşallah gelecek günler daha güzel olacak.. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer olabileceği gibi, şer gibi gelen şeylerde de hayır olabilir.. Yavaş yavaş taşlar yerine oturuyor ve birilerinin zafer sarhoşluğunun yerini derin bir kaygı alıyor. AK Parti’deki tedirginlik ise, yerini umuda ve iyimserliğe bırakıyor.

AK Parti’de seçim sonuçları bir sükutu hayale sebeb olmuştu. Birtakım çevreler bu havayı kullanmak istedi. O çevreler Erdoğan’la Davudoğlu arasında fitne çıkarmaya çalıştılar.. O da tutmadı. Son hamle Gül ismi kullanılarak danışmanı üzerinden geldi. Ama o da başlamadan bitti.

Salı günü mecliste yemin töreni var. Yemin töreninde yeni birtakım krizler yaşanabilir.. Baykal’ın başkanlığı, yeni meclis başkanı seçilene kadar devam edecek.. Eşzamanlı olarak her partide, parti içinde grub üyeleri arasında iktidar mücadelesi başlayacak. Bu arada hükümet kurma çalışmaları için ilk görevlendirme de yapılacak..

İlk görevlendirme Davudoğlu’na olacak.. CHP ve MHP’nin kapısı çalınacak. Türkiye’yi siyasi açıdan yoğun bir gündem bekliyor.

Ya Davudoğlu hükümeti kurar ya da sonrasında Ankara’da siyasetin taşları yerinden oynar.. AK Parti ile koalisyon konusunda CHP’de de MHP’de de istekli olan bir grub var. Tabii karşı çıkan da.. Eğer AK Parti ile koalisyon kurulacak olursa kaç bakanlık kadar diğer önemli konu o bakanlıklara kimin getirileceği ve bu koalisyonun çerçevesinin ne olacağı ciddi bir tartışma konusu.

Bir de, eğer AK Parti ile ortaklık kurmayacaklarsa mevcut tabloda nasıl bir çözüm planı düşündükleri konusunda derin bir belirsizlik sözkonusu.. Ya bir bükümet kurulacak ya da yeniden  seçime gidilecek. Önümüzde 45 günlük bir süre var ilk görevlendirmeden itibaren.. CHP ve MHP AK Parti ile koalisyon kurmayacaksa, HDP’nin de desteğini alıp, bir CHP-MHP hükümeti mi kurulacak. Bu şartlarda bir azınlık hükümeti çok zayıf bir ihtimal.

Sanki bir kilitlenme sözkonusu gibi ilk bakışta. Ama durum o kadar da vahim değil. Bir kilitlenme durumunda yeni alternatifler gündeme gelebilir.. Özellikle önümüzdeki günlerde, özellikle de bayram sonrası Suriye ve Irak hattındaki askeri hareketlilik Türkiye’nin bölgeye müdahalesini zorunlu kılabilir. Suriye’de bir tampon bölge oluşturması gündeme gelebilir.. Bölgedeki belirsizlik, Türkiye için, Araplar  ve Kürtler açısından hayati anlamda kaygı verici bir hal alabilir. İşte o durumda kartlar yeniden karılır.. Türkiye hükümetsiz kalmayacaktır. AK Partisiz bir çözüm de mümkün gözükmüyor. Zorunlu ve acil bir seçimin eşiğinde, sürpriz şekilde yeni iktidar alternatifleri oluşabilir.. Türkiyeyi, mesela 2016 yazında seçime götürecek bir seçim hükümeti olabilir. Bu tarih çok daha erken ya da daha geç de olabilir kuşkusuz. Erken seçim hükümeti, daha makul bir seçim takvimi belirlemek ve başta baraj konusunu da ele almak üzere seçim yasasında değişiklik yapabilir.

Zaten CHP, MHP ve HDP’de birileri mevcut tablo karşısında çözümsüzlüğün ağır maliyetinin ortaya çıkartacağı, siyasi, iktisadi riskleri görüp, şimdiden  tedirginliklerini yüksek sesle dile getirmeye başladılar. Zafer sarhoşluğu bu partilerde yerini tedirgin bir bekleyişe bırakmaya başladı.

Eğer Davudoğlu ilk turda hükümeti kuramayacak olursa, ikinci turda partilerin içinde şartlar değişebilir. Şimdiden bunun ilk işaretlerini görmek mümkün.. Bana kalırsa, muhalefetteki 3 parti içinden de kopmalar yaşanabilir.. Hem de herbirinin içinden yeni bir grub kuracak sayıda milletvekili ayrılabilir.. 3 yeni grub oluşabilir.. Bunlardan bazıları ötekilerle farklı yeni grublar oluşturabilirler.. Meral Akşener MHP’li ama, mesela CHP milletvekili İlhan Kesici’ye çok uzak ve yabancı biri de değil.. Sağ ve sol bölünme artık pek fazla bir şey ifade etmiyor. CHP ve MHP dünün, soğuk savaş yıllarında savaşan tarafları değil mi idi. Sonunda her ikisi de Ergenekonun avukatlığında birleşmediler mi, yetmedi, Ergenekon davasının savcısı rolünü üstlenen Paralel yapı ile kol kola girmediler mi! O zaman olmaz olmaz deme olmaz olmaz. Her şey mümkün.

Kılıçdaroğlu Baykal’ı istemiyor.. Baykal ise sıradan bir milletvekili olarak kalmak istemiyor. 

Evet, yakında parlamentoda yeni grublar oluşabilir.. Bu yeni bir Güneş Motel senaryosu değil. Bugün oluşan bir parti içi grubtan ya da partisinden ayrılıp AK Parti’ye geçecek milletvekillerinden söz etmiyorum. Bu partilerin grubları içinde zaten dışlanan bir kesim var. Onların sayıları da her partide bir grub oluşturacak kadar çok. Türkiye bir erken seçime gidecekse, grub kuran partiler seçime katılabilecekleri için, baraj konusunu da halledip seçim yasasında gerekli düzenlemeyi yapıp, seçim için hazırlık yapıp, ani bir seçim değil, makul zamanda seçim kararı almak üzere, bir seçim hükümeti kuracak yeni bir siyasi alternatif ortaya çıkabilir.

Eğer, sağ - sol değil, “milli mutabakat”ı esas alan, belli eğilimleri içinde barındıran bir siyasi hareket oluşturulabilirse, ilk seçimde ciddi bir siyasi ağırlık merkezi oluşturabilir..

HDP dağ, ova, ada arasında sıkışıp kaldı. MHP’liler, AK Parti’nin kendileri dışında biri ile ortaklık kurmasının kendileri için oluşturacağı tehdidin kaygısını taşıyor. CHP için de benzer bir kaygı sözkonusu.. AK Parti CHP ile ortaklık kuracaksa bunun sebebi MHP olacak..

Taşlar yerinden oynadı. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.. Dilerim gelen günler geçen günleri aratmaz. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Selâm ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi