Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Cenneti çok isteyin cehennemden sığının

Cenneti çok isteyin cehennemden sığının

Ramazân-ı şerifte en çok yapılması emredilen dualar, cenneti istemek ve cehennemden sığınmakla alâkalı dualardır. 

Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen:”O (ramazân-ı şerîf ayı)nda bir şey isteyen hüsrana uğramaz.” (Beyhakî, Şu‛abu’l-îman, No:3355, 5/235-236; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl:8/464, No:23676, Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid:3/143)  hadîs-i şerîfinden anlaşıldığı üzere; bu mübârek ayın her anında dualar makbuldür. 

Ancak oruçlu iken, özellikle de iftar saatinde, ayrıca sahurda ve seherde yapılan duaların asla reddedilmeyeceğine dair mevcut olan bazı hadîs-i şerîfleri farklı yazılarımızda bulabilirsiniz. 

Ayrıca Allâh-u Teâlâ’nın Mûsa (Aleyhisselam)a vahyinde: “Ramazân-ı şerîf ayı girdiğinde, meleklere tesbihlerini bıraktırıp, oruçluların dualarına ‘Âmîn’ demelerini emrevttiği ve ramazân orucu tutanların hiçbir duasını geri çevirmeyeceğine dair kasem buyurduğu” hususu geçmişte zikredilmiştir. (bkz. sh:101-102) 

Ebû Saîd (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûllüllah  (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki ramazânın her gününde ve gecesinde Allâh-u Teâlâ’nın cehennemden âzâtlıları vardır. 

Ve yine muhakkak ki her Müslüman için, (ramazân-ı şerîfin) her gün ve gece(si) içerisinde kabul edilmiş bir dua vardır.” (Bezzâr, no:962; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:7443; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, no:4793, 3/346; Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 2/226) 

RAMAZÂN İÇİN SÂLİM OLMAK

Ubâde ibni Sâmit (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: “Ramazân-ı şerîf ayı geldiğinde, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize, herhangi birimizin:

 “Ey Allâh! Beni (günahlardan arındırarak ve vazifelerimi doğru düzgün yaptırarak) ramazân için sâlim kıl, onu da benim (şefaatim) için ayır. Ve onu benden kabul olunmuş olarak teslim al” demesini öğretirdi. (Taberânî, Kitâbu’d-Du’â:138, no:912, 2/1226-1227; Deylemî,  Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, no:24277, 8/584) 

Âişe (Radıyallahu Anha) şöyle anlatmıştır:

“Ramazân-ı şerîf ayı geldiğinde: ‘Yâ Rasûlallâh! Ramazân-ı şerîf ayı gerçekten gelmiştir. Peki ben ne söyleyeyim’ dedim. O da: “‘Ey Allâh! Gerçekten sen çok affedicisin, affı seversin, öyleyse beni affet.’ de” buyurdu.”(Taberânî, Kitâbu’d-Du’â:138, no:915, 2/1227)

İKİ HASLET

Ramazân-ı şerifte en çok yapılması emredilen dualar ise, cennet istemek ve cehennemden sığınmakla alâkalı dualardır. Nitekim: Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:  “O hâlde, onda dört hasleti çoğaltın, bunların ikisiyle Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisine de mutlaka muhtaçsınız. 

Rabbinizi, kendisiyle razı edeceğiniz iki haslet: Lâ ilâhe illallâh şehâdeti, bir de O’na istiğfarda bulunmanızdır. 

Mutlaka onlarsız duramayacağınız diğer ikisi ise; Allah’tan cennet istersiniz,  cehennemden de O’na sığınırsınız.” (İbni Huzeyme, Sıyam:8, no:1887, 3/191-192; diğer kaynaklar için bkz. sh:97)

KARDEŞLERİMİZE DUYURU

Cennet isteyip, cehennemden sığınma duası yapmanın, özellikle de sabah ve akşam namazlarının ardından bu dualarla meşgul olmanın faziletini ifade eden birçok hadîs-i şerîf ve rivâyet mevcuttur. Biz de burada yeri gelmişken birkaçını nakledelim. Müslim ibni Hâris et-Temîmî (Radıyal-lahu Anhuma)nın nakline göre; Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kere gizlice kendisine: “Akşam namazından ayrılınca, (kimseyle konuşmadan önce) yedi kere:

 ‘Ey Allah! Beni ateşten kurtar!’ de ki, şüphesiz sen bunu dersen, sonra da o gecende ölürsen, senin için ondan korunma yazılır.  Sabahı kıldığın zaman da aynı böylece söyle ki, muhakkak sen o gününde ölürsen, sana ondan berat yazılır.” buyurdu. Ebû Saîd (Radıyallahu Anh)ın nakline göre; Hâris (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: “Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize bunu gizlice söyledi, biz de bunu özel kardeşlerimize duyuruyoruz.” (Ebû Dâvûd, Edeb:110, no:5079, 2/741) 

HADDİNİ AŞAN TOPLUM

Enes ibni Mâlik (Radıyallahu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Herkim Allâh-u Teâlâ’dan üç kere cennet isterse, cennet (dile gelerek): ‘Ey Allah! Onu cennete girdir’ d(iye dua ed)er. 

Herkim de üç kere Allâh-u Teâlâ’ya cehennemden sığınırsa, cehennem (dile gelerek): ‘Ey Allah! Onu ateşten koru’ d(iye dua ed)er.”(Tirmizî, Sıfetü’l-cenne:27, no:2572, 4/328; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef, 10/421; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, 3/117,141,155,208,262; İbni Mâce, no:4340; Nesâî, 8/279; Amelü’l-yevmi ve’l-leyle, no:110, Ebû Ya’lâ, el-Müsned, no:3682-3683; İbni Hibban, no:1014,1034; Hâkim, el-Müstedrek, 1/535; Hatîb, Târîh-u Bağdâd, no:6241, 11/378) 

Cennet istemenin ve cehennemden sığınmanın birçok sîğası varsa da, Sa’d ibni Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh)dan rivâyet edilmiş olan:

 “Gerçek şu ki; yakında dua hususunda haddi aşan bir toplum bulunacaktır.  

(Dua olarak) sana:

 ‘Ey Allâh! Şüphesiz ki ben Senden cenneti ve ona yaklaştıran söz ya da amel(e muvaffakiyet)i istiyorum. Ateşten ve ona yaklaştıran söz ve hareketten de Sana sığınıyorum.’ demen yeterlidir.” hadîs-i şerîfindeki lafız, bu husustaki duaların en câmiyetlisidir. (Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:1483, 1/365) 

İKİ ŞEFAATÇİ

Enes (Radıyallahu Anh)ın, Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)den  rivâyetine göre; “Allâh-u Teâlâ, kıyâmet gününde meleklerine: ‘Kulumun amel defterine bakın. Kimin benden cennet istediğini görürseniz, onu cennete sokun. 

Kim de cehennemden bana sığınmışsa, onu ondan çevirin.’ buyuracaktır.” (Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 2/274)  Ebû Hureyre (Radıyallahu Anh)dan rivâyet edildiğine göre; Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:  “Cenneti çok isteyin; cehennemden de çok sığının. Çünkü gerçekten o ikisi (ile duada bulunmak), şefaatleri makbul iki şefaatçidirler.” (Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 2/274) 

İbni Ebi’d-Dünyâ (Radıyallahu Anh), “Duâ Kitabı”nda, Atâ (Radıyallahu Anh)ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: “Her kim bir gün ve gecede yedi kere:

 ‘Ey Allah! O cenneti Senden isterim ki, gölgesi Senin Arş’ındır, nuru Senin cemalindir, içi de Senin rahmetinle doludur.’ derse, Allâh-u Te‛âlâ onu cennete sokar.” (Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 2/274) 

29 GECE

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh  (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Yirmi dokuzuncu gece olunca, Allâh-u Teâlâ onda, ayın tamamında âzât ettiklerinin tümü kadar azatta bulunur.” 

(İsbahânî, et-Terğîb; Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 2/226; Münzirî, et-Tergîb, 2/98) 

İşte bu hadîs-i şerîf son on gecenin tek geceleri arasından, yirmi dokuzuncu geceye özel bir önem atfetmiştir ki bu da, bizim 

o gecedeki genel beraata kavuşmak için gayret sarf etmemizi gerektirmektedir. 

Ayet-i Kerime

Yahudiler Allah’ı bırakıp hahamlarını, Hristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu İsa’yı Rab edindiler. Hâlbuki onlara ancak, tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. Ondan başka ilah yoktur. [Tevbe 31]

Hadis-i Şerif

Allah çocukça (lâubâlî) davranışları olmayan, hayra yönelip hevâ ve hevesi terk eden vakar sahibi olgun genci sever.(Ahmed, IV, 151)

Alimlerden Öğütler

Kadın reyhandır, kahraman değil, onu yük altına atma. Kadına yük olma. Geçimli hanım iki rahatın biridir. (İbrahim Hakkı Hazretleri)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi