Lütfü Şehsuvaroğlu

Lütfü Şehsuvaroğlu

Ak Parti Handikapları Ve Koalisyon Alternatifleri…

Ak Parti Handikapları Ve Koalisyon Alternatifleri…

Bitmeyen Flört

Eğer bir erken seçim olursa bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında yeni bir kamuoyu araştırması, yeni bir halk eğilimi tespiti olacağı açık.

Tekrar bir seçimin anlamsızlığı üzerinde çok durmuştum. Yeni bir seçimin demokratik bir düzende aslında halkın reyi ile dalga geçmek olduğunu bilmeyen birilerinin her türlü melaneti işleyebilme potansiyeli, onlar hakkında psikolojik bir yakın takip istasyonu kurmamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Artık bu tedavi usulünün ne idüğünü varsın uzmanlar tartışsınlar.

Beğenmediği seçim sonuçları karşısında, böyleleri arzu ettiği sonucu alana kadar seçim yapılsa doymazlar demek ki…

Gerçekte halkın oyunun her zaman doğruyu göstermesi ancak demokrasiye din gibi bağlananların bir ritüeli olsa gerektir.

Müslüman, bilenlerin yönetimini tercih eder. Zaten, bilenle bilmeyenin bir olmadığını hayatının her ânında şuurla anlaması ve anlatması Müslümanın boynunun borcudur.

Demokrasi özellikle kimsesizlere, gariplere, anasır-ı aslî’nin dışındakilere sistemde yer almaları açısından pozitif ayrımcılık gözeten bir sistem olduğu halde; sırf halktan aldığı oyla övünmekten başka bir şey yapmayanların onu içselleştirmesi mümkün değildir. Böylelerinin halk desteği çekilince de halk oyuna itibar edip etmeyeceğini gözlemlemek çok zevkli bir şey olsa gerektir. Demokrasi terbiyesi adına çok zevkli bir şey… Çok zevkli ve elbette çok öğretici…

Halk oy verince iyi, vermeyince kötü olmamalı.

Yani Hayreddin Karaman’ın iddia ettiği gibi ırgat olarak algılanmamalı… 

 

Fikir İnşa Etme Ameliyesi

Davutoğlu ne yazık ki kendi iradesini ortaya koyacak bir emanet üstlenmişe benzemiyor.

Ben emanetçi psikolojisini bilirim. Sonunda al atını, neyleyim tımarını demekten başka çıkar yol yoktur. 
Hâlbuki Sayın Davutoğlu dönemi Türkiye için yeniden bir yapılanma dönemi olabilirdi. 

Emanetçi faslı Ak Parti için tuhaf bir dönem… İnsanlar riyakârlığı tabiî bir olağan hâl ve bir refleks haline getirmişler.

Otomatiğe bağlamışlar. 

Bu aslında Ak Parti için en büyük handikaplardan biri…

Hâlbuki tersi olsaydı belki de siyasi tarihimiz açısından hiç olmadık bir şey başarılmış olacaktı. Ya ihtilallerle yahut lider değişikliği ile çöküşü kaçınılmaz olan siyasi partileri çok gördük. Ak Parti on dört yıla varan siyasi hayatına doğrudan iktidar olarak başladı. Bu onun çilesiz ve kolay yönetim sürdürmesine sebep oldu. Şimdi koalisyon dönemi ile aslında ötekini anlama, farklılıkların bir araya gelmesiyle ve gerçek çatışma ortamı ile fikirlerin muhasebeye tâbi tutulacağı bir siyaset geliştirme, sürekli tartışarak yeniden fikir inşa etme ameliyesi fırsatı doğdu.

Kötü bir şey mi bu?

Ülke yönetiminde hiçbir itirazla karşılaşmadan ben yaptım oldu türünden bir idareye alışmış partililer ve bürokrasi, asıl şimdi kendi bireysel ve kurumsal inisiyatiflerini daha çok siyasetin ve devlet yönetiminin içine sokacaklar. 

Ne zararı var?

Şimdi bilenle bilmeyen, yaratıcı zekâ ile tembel beyin fark edilecek…

MHP lideri demiş ki: CHP ile koalisyonu bir daha görüşün.

Bence MHP lideri haklı…

Zaten herkes kızıyor ama Devlet Bahçeli seçimden sonraki bütün strateji ve taktik söylem ve eylemlerinde haklı ve bilge çıktı.

Gerek TBMM başkanı seçiminde, gerekse diğer meselelerde ortaya koyduğu tavrı ilk başta anlaşılmasa da sonradan sağlıklı bir stratejik düşüncenin safhalarından olduğunu bize gösteriyor. 

AKP-MHP koalisyonu için hemencik heveskâr görünmemesi de doğru bir tercih bence.

Bir ayı aşkın görüşme yapın, ülke kan gölüne dönsün ve o görüşmeler birdenbire hitama erince ardından birdenbire koalisyonu kurmaya yeltenin. 

Bu elbette ki bir ülkücü için değil, normal beşeri münasebetler için bile ayıp bir şey.

O yüzden bir kere daha deneyin demesinde bir yanlış yok.

Burada yapıcılık rolü Sayın Davutoğlu’nun üstünde…

O varoluş muhasebesini yaparak tercihini ortaya koyacak.

Fakat kendi partisini de buna hazırlaması gerekiyor.

İster istemez vesayetten yani bir başka vesayetten kurtulma kabiliyeti ortaya konacak. Yahut da kon(a)mayıp ister istemez kitinleşecek ve içine kapanıp batacak.

Batarken ülkeyi de batırmasın da…

 

Kız Namuslu Ama Flörtün Sınırı Yok

Ben MHP liderinin ‘CHP ile bir kez daha deneyin’ formülünü bir başka açıdan da olumlu buluyorum.

Hemen her muhafazakâr, AKP’nin CHP ile yapı uyuşmazlığı içinde olduğunu ileri sürüyor. 

Nihal Bengisu Karaca ise meseleyi evliliğe getirdi.

Çok ayıp etti.

“Nikâh gibi düşünün” dedi.

Bu nasıl flört?

Düşünün, aslında sokaklarda da çok ya neyse, yine de düşünün, namusuna düşkün olduğu imajı var kızımızın, başı da örtülü, ama gezip tozuyor. Oğlana etmediği yok. Cilveleşmenin her türlüsü var maşallah. Eee, sonra suçu babana at. “Babam izin vermedi” de… Sormazlar mı? 

“O zaman neydi o el ele tutuşmalar, göz süzmeler filan…”

O yüzden Bengisu’nun benzetmesi hiç doğru olmadı.

Ayıp değil mi?

Sığar mı Müslümanlığa?

Bence oğlan da, kız da gönüllü… Problem babada… 

En iyisi kaçmaları…

Başka çare yok…

 

Restorasyon Hükümeti

Gelelim yapı uyuşmazlığına.

Bence hiçbir sorun yok orada da…

Zira Ak Parti Kemal Derviş ekonomi düzenlemesinin üstüne oturdu. 

Böyle bir koalisyon umudu da doğunca, zaten ekonomi uzmanları çok sevindiler. Zira Ak Parti’nin son dönemine kadar yaptığı uygulamalar, Kemal Derviş çizgisinin bir devamıydı. Son dönemdeki sapmalar ise ancak böyle bir koalisyon ile düzeltilecekti. Nitekim Kemal Derviş de bu alternatifi çok olumlu bulmuştu. CHP’deki ekonomistler ile Ak Parti’deki ekonomistler mükemmel bir işbirliğinin vasatını bile hazırlamışlardı. Sanki farklı parti değillermiş gibi meselelere yaklaşıyorlardı. 

Geri kalan ise dış politika…

Orada da mesela Suriye politikasının restorasyonu harika sonuçlar verebilirdi Türkiye diplomasisi açısından. Diplomasinin günahlarının arındırılması için bu koalisyon harika bir yeniden yapılanma getirebilirdi.

Sayın Davutoğlu’nun gönlünde yatan aslanı kükretememesi, atını şaha kaldıramaması yüzünden Ak Parti camiası kendi içinde bundan sonraki hayatı boyunca vicdan azabı çekecek. 

Ama Sayın Davutoğlu ne yapar bilemem…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Lütfü Şehsuvaroğlu Arşivi