Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

PKK LPG'ye dayandı

PKK LPG'ye dayandı

Ordu, asker bayağı bir şey yaptı. Allah onları her sahada muzaffer eylesin.

PKK, PYD ondan sonra YPG.  Geriye bir LPG kaldı. Bir de LPG’ye dayanın patlasın gitsin. LPG’ye de dayandılar zaten. 

Bir Müslümanın evliya olmasa da hayattayken hürmeti neyse ölünce de hürmeti aynıdır. Mesela niye mezarın üstüne basmak yasaktır? Madem ölmüş, gitmiş, bas geç gitsin. Ama “Mezarın üstüne basmak haramdır” buyruluyor. “Basma, caiz değil” diyor. Çünkü hürmeti var. 

Allah indinde Müslümanın şerefi var. Demek ki ölmekle insanın evliyalığı bitmez. Peygamberliği bitmez. Marangozluğu biter. Fırıncılığı biter. Maddi işler biter. Manevi işler ahirete onunla birlikte gider. Zaten biz “Ne verirsen elinle o gelir seninle” diyoruz. Yani ne hayır yaparsan o seninle gelir. Dünyadaki yediğin içtiğin burada kalır. 

EHL-İ SÜNNET İÇİN DUA EDİYORUM

Ama adam peygamber ise, veli ise, alim ise, bu millete, ümmete hizmet etmiş bir insan ise onun şerefi niye kaybolsun?! Şehitler var. “Şehitlere ölü demeyin. Asıl diriler onlardır” buyruluyor. 

Onun için ben evliyaullahı ziyaret ederim. Allah nasip etsin ölünceye kadar da ziyaret edeceğim. Allah’tan onların yüzü suyu hürmetine istiyorum. Suriye’den tut, Yemen’den çık, Irak’tan, İran’a kadar bütün dünyadaki Ehl-i Sünnet Müslümanların kurtuluşu için dualar ediyorum. Ve Türkiye’nin de bu terör belasından bir an evvel kurtulması için dualar ediyoruz bütün türbelerde.

GÂVURLARA SIRTLARINI DAYAMIŞLAR

Çok büyük bir beladayız. Yedi düvel ile savaşıyoruz. Yahudi burayla uğraşıyor. Amerika arkasında. Almanya, Avrupa, Ermenistan, Yunanistan bütün gâvurlar PKK adı altında bir arada. Onlara sırtını dayamış bir parti var. Sırtlarını dayamışlar gâvurlara.

BEDDUA HAKKIMIZ VAR

Biz PeKaKa diyoruz. Onlardan olanlar PeKeKe diyor. Size taktik vereyim. Biri PeKeKe dediği zaman anlayın ki onlardan. PeKeKe ondan sonra PYD, ondan sonra YPG geriye kaldı LPG. Bir de LPG’ye dayanın patlasın gitsin. LPG’ye de dayandılar zaten. Ordu, asker bayağı bir şey yaptı. Allah onları her sahada muzaffer eylesin. Bunların bütün inlerine, yuvalarına girilip hepsinin gebertilmesini nasip etsin. Âmin. Biz buna dua edeceğiz. Bunlar Müslüman değil. 

Bunlar Kürt değil. Bunlar Ermeni gâvur, sünnetsiz. Bunlar haç çıkarıyorlar. Herif geberirken haç çıkarıyor, videoları var. Dolayısıyla bunlar Müslüman Kürt değil. Bunlar gâvur. Bizim gâvurlara beddua etmeye hakkımız var. 

Bu kadar vatan evladını şehit ediyorlar. Bunlar zalimdir, katildir, haindir. Biz de bunlara beddua ediyoruz. 

Zalimlere lanet okuyoruz. Mazlumların kurtuluşu için, vatanımızın, milletimizin bölünmemesi için, yeniden dine dönmeleri için dua ediyoruz. 

EZANI CÂMiDE DiNLEMENiN FAZÎLETLERi

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Bir kişi mescide girdiğinde, onu (orada) durduran şey o (namazı beklemek) olduğu sürece o kişi namazdadır.” (Buhârî, Salât: 87, no:477, sh:107; Diğer kaynaklar için bkz, sh:44)

ÜMMETİN TEREHHÜBÜ

Sad ibni Mesûd (Radıyallâhu Anh) dan rivâyet edildiğine göre, bir kere Osman ibni Mazûn (Radıyallâhu Anh), Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) e gelerek: “Kendimizi burmamız için bize izin ver.” dediğinde, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Buran da, burulan da bizden değildir. Şüphesiz ki ümmetimin burulması oruçtur.” buyurdu. O zaman o: “Yâ Rasûlallah! Bize seyahat husûsunda (dağlarda vâdilerde dolaşarak insanlardan uzaklaşıp Mevlâ Teâlâ ile beraber olmamıza) izin ver.” deyince, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Şüphesiz ki ümmetimin seyahati Allâh yolunda cihat etmeleridir.” buyurdu. 

Bunun üzerine Osman (Radıyallâhu Anh): “Yâ Rasûlallâh! Madem öyle terehhübe (ibadet için köşeye çekilmeme) izin ver.” deyince, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Muhakkak ki benim ümmetimin terehhübü (ruhbanlığı) namazı beklemek için câmide oturmalarıdır.” buyurdu. (Be-ğavî, Şerhü’s-Sünne, No:484, 2/370, Meâlimü’t-Tenzîl, 2/59, Hatîb-i Tebrizî, Mişkâtü’l-Mesâbih, No:724, 1/229, Tabe-rânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, No:11304, 11/144, Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, No:6623, 2/582, Ebû Dâvûd, Cihâd:6, No:2486, 2/7, Hâkim, el-Müstedrek, No:2398, 2/83)

GÜNEŞ GİBİ ZÜMRE

Haberde şöyle rivâyet olunmuştur: 

“Kıyamet günü olduğu zaman namaz kılanların farklı tabakalar hâlinde cennete gönderilmesi emrolunur. 

İlk zümre güneş gibi gelir. Melekler: ‘Siz kimsiniz?’ diye sorar. Onlar: ‘Biz namazı muhafaza edenleriz’ derler. Melekler: ‘Siz namazı nasıl muhafaza ederdiniz’ derler. Onlar: ‘Biz ezanı câmide dinlerdik’ derler. 

NAMAZA SEBAT EDENLER

Sonra diğer bir zümre ayın on dördü gibi gelirler. Melekler: ‘Siz kimsiniz?’ derler. Onlar: ‘Biz namaza devam edenleriz.’ derler. Melekler: ‘Sizin devamınız nasıldı?’ derler. Onlar: ‘Biz vakit girmeden abdest alırdık.’ derler. 

Daha sonraki fırka yıldız gibi gelirler. Melekler: ‘Siz kimsiniz?’ derler. Onlar: ‘Biz namaza sebât edenleriz.’ derler. 

Melekler onlara da: ‘Sizin namazı muhafazanız nasıldı?’ diye sorunca, onlar: ‘Biz ezandan sonra abdest alırdık.’ derler.” (İbni Hicâzî el-Feşnî, Tuhfetü’l-ihvân, sh:61)

YÜZLERİ YILDIZLAR GİBİ

Nebî (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) den gelen bir haberde şöyle varid olmuştur: “Kıyamet günü olduğu zaman Allâh-u Teâlâ yüzleri yıldızlar gibi (parlak) olan bir kavmi mahşere çıkarır. Melekler onlara: ‘Sizin amelleriniz neydi?’ derler. 

Onlar: ‘Biz ezanı işitince kalkıp temizlenir ve abdest alırdık, başka hiçbir şeyle meşgul olmazdık’ derler. Allâh-u Teâlâ bir toplumu da yüzleri güneş, bir rivâyet ay gibi (parlak) olarak haşreder. Onlar da meleklerin sualine: ‘Biz ezanı mescitte dinlerdik’ derler.” (Dürretü’l-vâ‘ızîn, Osmân ibni Hasen el-Hobevî, Dürretü’n-nâsihîn, sh:33; İbni Hicâzî el-Feşnî, Tuhfetü’l-ihvân, sh:61)

Muhakkak ki benim ümmetimin terehhübü (ruhbanlığı) namazı beklemek için câmide oturmalarıdır.

Kıyamet günü olduğu zaman namaz kılanların farklı tabakalar hâlinde cennete gönderilmesi emrolunur. 

EMÂNETi OLMAYANIN ÎMÂNI OLMAZ

Elli dört farzdan yirmi ikincisi “Emâneti yerine teslim etmek”tir. Çünkü Allâh-u Teâlâ 

şöyle buyurmuştur: 

 “Şüphesiz ki Allâh emânetleri ehline ulaştırmanızı size emretmektedir.” 

(Nisâ Sûresi:58)  Rasûlüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: 

 “Emâneti olmayanın îmânı olmaz. 

Sözünde durmayanın da dîni olmaz.” (Salâhî Efendi, Ellidört farz şerhi, sh:25)  Yani emânete hıyânet edenin îmânı yoktur, sözünde durmayanın da dini yoktur.  

KIYAMET HABERCİSİ

Rasûlüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanların namazda tembellik ettiklerini ve emânete hıyânet ettiklerini gördüğünüz vakitte biliniz ki bu durum kıyâmetin yaklaştığının habercisidir.” (Salâhî Efendi, Ellidört farz şerhi, sh:26)

Rasûlüllah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 “Dîninizden ilk olarak kaybedeceğiniz şey emânettir. Son olarak kaybedeceğiniz şey ise namazdır.” (Salâhî Efendi, Ellidört farz şerhi, sh:26) Ömer (Radıyallâhu Anh) dan rivâyete göre: “Dünyâdan dört şey sana verildiği zaman, senden alınan şey için üzülme. (O dört şey sana yeter. Bunlar da) helâl rızık, güzel ahlâk, doğru söz, bir de emâneti muhâfaza etmektir.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi