Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Kartelin iftiraları ve Deniz Feneri’ne destek ziyareti

Kartelin iftiraları ve Deniz Feneri’ne destek ziyareti

Başı “rahmet”, ortası “mağfiret” ve sonu “cehennemden kurtuluş” olan bir “Ramazan ayı”nın daha sonuna gelmiş bulunuyoruz... Bu mübarek ayları, günleri ve geceleri görmemizi ve yaşamamızı nasip ettiği için Cenab-ı Allah’a ne kadar şükretsek azdır... Allahım; içinde “bin aydan daha hayırlı” olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu Ramazan Ayı’nı yaşattığın, oruç tutmayı ve namaz kılmayı nasip ettiğin için, şükürler olsun Sana... Eğer nasip edersen, yarın “Ramazan Bayramı”nın ilk gününü idrak edeceğiz... Ramazan’ı hayırlısıyla tamamlayıp, bir anlamda “mükâfat günü” olan Bayram’a kavuşturduğun için de şükürler olsun Sana!.. Sadece bugünler için değil, her gün için sonsuz şükürler olsun...
Siz değerli okurlarımızın da, yarın idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nı kutluyor, bu bayramın herkesin huzur, mutluluk ve özgürlüğüne vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz...

DENİZ FENERİ’NE ZİYARET
Keşke şu an olduğu gibi hep “dua” edebilsek Cenab-ı Allah’a... Keşke hep şükredebilsek!..
Ama, hepiniz biliyorsunuz ki;
Bir Ramazan boyu, “şeytan kovalamak”tan “Salâvat getirmeye” fırsat bulamadık...
Bir yanda Almanya’daki Deniz Feneri Dâvâsı ve bu dâvânın sonunda verilen “düşmanca” kararlar, bir yanda CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’nun “soru kılıflı itham ve iftira”ları!..
Bir yanda “dürüstlük” taslayan Aydın Doğan’ın 2001-2002 yıllarında gerçekleştirdiği “kâğıt ithali”nde yapılan “üçkâğıtçılık”lar, öte yanda CHP’li Çankaya Belediyesi’nin dağıttığı “rüşvet” ve “peşkeş”ler!..
Hasılı kelâm, bu Ramazan ayını da ağzımızın tadıyla geçiremedik... Yine kavga, yine gerilim ve yine stres!..
Bu arada, yaptığımız en güzel işlerden biri; Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’ni ziyaret ederek, onlara “Vakit ailesi olarak yanınızdayız” mesajı vermek oldu!..
Biliyorsunuz; geçtiğimiz Cumartesi günü; Genel Yayın Koordinatörümüz Mustafa Karahasanoğlu başkanlığındaki Yayın Kurulu üyelerimiz Hasan Hüseyin Maden, Kemal Güler ve Ali İhsan Karahasanoğlu’ndan oluşan bir heyetle Deniz Feneri Derneği Başkanı Sayın Engin Yılmaz ve dernek yöneticilerine “güven ziyareti”nde bulunduk...
Onlara, sadece “sözlü” destek vermedik... Ayrıca, “hayır işinde harcayacaklarına” inandığımızı, güvendiğimizi göstermek için, bir de “yardım çeki” verdik... Bu çeki vermekle, Türkiye ve dünya kamuoyuna demek istedik ki;
“Biz, Vakit ailesi olarak Deniz Feneri’nin yanındayız... Kartel gazeteleri tarafından koparılan yaygaranın bir kuru gürültüden ibaret olduğuna inanıyoruz.”
Bırakın “Deniz Feneri Derneği’ne küçük bir bağış” yapıp da; Türkiye’nin ve dünyanın ücra köşelerinde bulunan gariban insanların yarasına merhem, acısına ortak olmayı; hayatları boyunca, merhamete gelip bir dilenciye bile 5 kuruş verip yardım hazzını yaşamamış olanların, bugün kalkıp da; “bağışlamadıkları paranın hesabını sormaları”nı, doğrusu anlayamadık!..
Ya hu; 5 kuruş verin de, “fakir sofrasına bir zeytin” olsun!.. 1 lira verin de bir çocuğun ayaklarına pabuç, sırtına gömlek veya pantolon olsun!..
Ama hayır!..
“Hayır” kim, kartelciler kim?..

HAYIR YAPMAZLAR, YAPANA HAYIR DERLER
Kartelciler “hayır” yapmazlar, sadece ve sadece hayır yapılmasına “hayır” derler!..
Bırakın hayır yapmayı, hayır yapma duygusu da yoktur onlarda!..
İşte bu adamlar kalkmışlar; “Almanya’daki Deniz Feneri Derneği” üzerinden Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’ne saldırıyorlar!..
Hemen her akıllarına geldiğinde, “Sıra Türkiye’de” diyorlar!..
Öğrendik ki; bu “medya baskısı”nın altında kalan İçişleri Bakanı Beşir Atalay da, “iki müfettiş” göndermiş Deniz Feneri Derneği’nin hesaplarını inceletmek için!..
Hemen söyleyelim;
Deniz Feneri, kurulduğu 1998’den bu yana geçen 10 yıl içinde tam “17 defa denetleme” geçirmiş... Hem de, sadece İçişleri Bakanlığı müfettişleri ve daha başka resmî kurumlar tarafından değil, “uluslararası bağımsız denetim kuruluşları” tarafından da denetlenmiş...
Aynen tahmin ettiğimiz gibi;
“Yolsuzluk ve usulsüzlük yok!”
İfade edelim ki;
Cumartesi günü yaptığımız “destek ziyareti” daha sonra, bir anlamda “denetleme ziyareti” oldu...
Çalışmaları yerinde gördük...
“Fakir”lerden, bir lokma ekmeğe muhtaç “fakir”lerden, “güçsüz” ve “kimsesiz” vatandaşlardan durumlarını anlatan “mektup”lar geliyor... Dernek görevlileri, bu mektupların sahiplerini ve verdikleri bilgileri araştırıyor ve gerçekten doğru ise, onlara “gereken yardım” yapılıyor...
Şunu söyleyelim:
“Deniz Feneri’ne bağışlanan bir ayakkabı”nın hangi vatandaşa verildiği ve ne zaman verildiğine kadar bütün bilgiler, anında “bilgisayar”a kaydediliyor!..
Lâf aramızda;
Bizim “bağış çeki”mizin alındığına dair “bilgisayar çıktısı”nı anında tutuşturdular elimize...

İFTİRALARI BOŞA ÇIKARTMAK İÇİN!

Anlatacak çok şey var...
Ama, herkes şunu bilmeli: Yardımlar, bağışlar iç edilmiyor, “muhtaç”lara ulaştırılıp, onların yaralarına merhem olunuyor!..
Şuna inanıyoruz ki;
Şu anda Deniz Feneri’nde incelemelerde bulunan İçişleri Bakanlığı Müfettişleri, hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük bulamayacak, ama dernek üzerinde kartelin yaptığı “iftiraların izi” kalacak!..
Öyle değil midir;
“Çamur at... Tutmasa da izi kalır!”
Kartelin yayınları da, işte bu cinsten!..
Hep çamur, hep iftira!..
Bize öyle geliyor ki;
Bu “iftira”ların asıl hedefi; toplumdaki “yardımlaşma, dayanışma ve merhamet” duygularını yok etmek!..
Bunu, kısmen başardılar da!..
Bizim Deniz Feneri’ne ziyaretimiz, işte bu “çamur”ları silmek ve bu “iftira”ları boşa çıkartmak içindi!..
Niyetimizi Cenab-ı Allah biliyor!..

CHP’Lİ BELEDİYE’NİN PEŞKEŞLERİ!
“Teftiş” dedik de, aklımıza geldi... Önce Kanal 7 ve Ülke TV’de yayınlanan, daha sonra da birçok gazetede haber yapılan CHP’li Muzaffer Eryılmaz’ın Çankaya Belediyesi’nde dönen “rüşvet”ler ve başta Cumhuriyet gazetesine olmak üzere yapılan “peşkeş”ler ve “kayırmacılık”lar konusunda acaba İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay ne yapacak?..
Deniz Feneri’ne olduğu gibi, CHP’li Çankaya Belediyesi’ne de “müfettiş”ler gönderip, “peşkeş”leri açığa çıkartacak mı?.. Ya da, Çankaya Belediye Başkanı’nı görevden alacak mı?..
CHP’li Önder Sav ile kendisini ziyaret eden ve bu ziyarette “siyasî konuşmalar” yapıp, “seçim taktikleri” veren Bolu eski Valisi konusunda “sessiz” kalan sayın Beşir Atalay, “CHP’li Çankaya Belediyesi’nin yolsuzlukları” konusunda da “sessiz” mi kalacak?!?..
Aynı soru, SPK için de geçerli... Aydın Doğan’ın kâğıt ithalinde dönen dolapları incelemek için SPK devreye girecek mi?.. Girdi ise, sonuçları kamuoyuna açıklanacak mı?..
Bu haftalık da bu kadar...
Okurlarımız başta olmak üzere tüm müslümanların ve İslâm Alemi’nin Ramazan bayramlarını kutluyor, hepinize selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizi sunuyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi