Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Ve Bayram

Ve Bayram

Bizi Hacca ve Kurbana kavuşturan Allah’a hamdolsun..

Ve bir bayrama daha kavuştuk. Tavaf edecek, vakfeye duracak, Safa ileMerve arasında koşacak, şeytan taşlayacak, kurban keseceğiz..

Ölüm ve hayatı sorgulayacağız. Her birimiz biraz İbrahim, biraz İsmail bugün. Biz bugün biraz Haacer’iz..

Bugün “Kasaplar bayramı” ya da “kebab bayramı” değil.. Herkesin kendi İsmail’ini bulması gerek bugün.. Sahi bizim İsmail’imiz kim ve onu verebilir miyiz, hak yolda..

Kaderi, rızgı ve eceli sorgulayacağız bugün. Bu gün mahşeri yaşayacağız.. Bugün Allah’ın evinde buluşup, köle bir kadının ayak izlerinde koşacağız..

Biz, köle bir kadının çocuklarıyız.

Sahi biz ne kadar İsmail’iz, kızlarımız, kardeşlerimiz, annelerimiz, eşlerimiz, halalarımız, teyzelerimiz, ninelerimiz ne kadar Haacer’dir. Ne kadar ona benziyorlar.. Ne kadar Meryem, ne kadar Asiye, ne kadar Ayşe, ne kadar Fatıma, ne kadar Hatice’dir onlar..

Ben her bayramda Kudüs’ü düşünürüm.. İsra hadisesi, Mekke’den veKudüs’e yol gider. Resulullah, Mekke’de, yüzünü Kâbe’ye döndüğünde istikameti Kudüs olurdu..

Biz İstanbul’dan yüzümüzü Kâbe’ye döndüğümüzde yüzümüzü aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya dönmüş oluruz. İstanbul bu anlamda “kıbleteyn”dir..

Urfa’dan Mekke-i Mükerreme’ye bir yol gider. Hz. İbrahim Urfa’dan çıktığında, Mekke’ye giderken Filistin üzerinden gider.. Tıpkı Hz. Adem’in Mekke-i Mükerreme’den yola çıkıp Şam’a giderken Mescid-i Aksa’ya uğraması gibi. Hz. Adem, Şam’dan sonra Urfa’ya gelecektir..

Kur’an-ı Kerim iki mukaddes sudan söz eder. Biri Hz. İsmail’in ayağını vurduğu yerden çıkan su Zemzem, ötekisi Hz. Eyyub’un ayağını vurduğu yerden çıkan su! O da Urfa’da.

Urfa ile Mekke kardeş şehirlerdir aslında.. Ve Urfa, Mescid-i Aksa’nın mik’ad alanı içindedir. Yani Arz-ı Mev’ud’dur.

Bizim bayramımız bir karnaval ya  da şenlik değildir.. Eğlence, tatil vesilesi değildir.. O gün bin felaket yaşansa, yine bizim için bayramdır o gün!

Mesela Müslüman “ölüm”ü düşünürken, ölümsüzlüğü fikreder aynı zamanda. Ölüm asude bir bahar ülkesine dönüşür bir rinde. Ölümlü dünyada ölmek, ölümsüzlüğe açılan sır kapısından geçmektir.. Dünya hapishanesinden, sürgün hayatından eve dönüştür..

Mesela, insan doğduğu gün ölmeye başlar aslında. Sayılı nefesleri tek tek tüketir insan ve başkaları ona “öldü” dediğinde o ölümsüzlüğe adım atar..

Derler ki, insan nefes alıp verdikçe yaşar. Ben derim ki, her nefes alış verişte biraz daha ölür insan. Birilerinin yaşamak dediği şey, ölüme / mezara doğru bir yürüyüştür aslında. Onun için siz siz olun, ağzınızın tadını kaçıran ölümü sıkça anın. “Ölmeden önce ölün” ki, ölüm korkusu yakanızı bıraksın. “Nefes alıp vermekle canlı mı sayılır sanki şerir / Demirci körüğü de hava alır ve verir!”

Kurban, insanı Allah’a yaklaştıran bir eylem olarak, aslında hayat ve ölümle yüzleşir insan.. Kurban bir simülasyondur. Müthiş bir seremoni, sembolizm gizlidir kurbanda.. Katı kuralları vardır.. Sarı tüylü bir danayı kurban etmek, aynı büyüklükte altından bir buzağıyı sunmakla aynı şey değildir. Zira, “Kestiğiniz hayvanın eti, kanı, derisi Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan sizin takvanızdır”. Kurban bağışlıyorsanız da, mutlaka birini kendinize ayırın ve herkesin katılacağı bir törenle, mümkünse onu kendiniz kesin.. Ölümü tefekkür edin..

NFK “Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne hacet. Al sana derya gibi sonsuzKaracaahmet” der mısralarında.. 

Bayram günleri aynı zamanda dua günleridir. Kitab’da “Dualarınız olmasaydı ne işe yarardınız ki” denir.. 

Günde beş kez bayram eder insan, Allah’ın huzuruna çıkarak. Sonra Cuma günü haftanın bayram günüdür. Yılda da iki bayramımız var bizim. Biri hac ve kurban ayı, diğeri ortalama 30 gün süren Ramazan Bayramı. Ramazanın her günü bir bayram sanki. Ve onun içinde bin aydan daha hayırlı bir gece var. Bu anlamda, yılın dört gününden biri bayram günüdür bizim için. Mübarek geceleri saymasanız bile cumalarımız ve iki bayram günleri 2 aydan fazla gün eder..

Bayramımız boldur bizim.. Bu bayramlar bizi, “din günü”nün bayramına taşıyacak.. Çile, acılar, keder, hiçbir şey bu mutluluğu gölgeleyemez. 

Zaten bugün bir çok İslam ülkesi için durum ortada..

Bu duygu ve düşüncelerle Müslüman kardeşlerimin bayramlarını tebrik ediyorum..

Bu günlerin, tuzak kuran, bozgunculuk yapanların kirli planlarının boşa çıkmasına vesile olacak iman, ahlak, gayret, vahdet ve sadakate vesile olmasını diliyorum.

Alemlerin Rabb’ine hamd olsun..

Selam ve dua ile..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi