18 Ağustos 2018 Cumartesi29 Şevval 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:34Güneş 06:09Öğle 13:14İkindi 17:01Akşam 20:07Yatsı 21:36
    • 32°C Adana
    • 41°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 34°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 32°C Balıkesir
  • BIST: 88.735 1.83
  • Altın: 229,442 4.50
  • Dolar: 6,0368 3.18
  • Euro: 6,8881 3.60

“Muhammed’in Allah’ına sığınmak!”

Abdurrahman Dilipak

Reina saldırısında yara almadan kurtulan bir hanım öyle diyordu. “Yapacak hiç bir şey yoktu. Muhammed’in Allah’ına sığındım”. Bu ifade, dindar çevrelerin alışık olduğu bir ifade şekli değil, ancak, bana göre, yine de çok önemli..

15 Temmuz gecesi, elinde Türk bayrağı ile tekbir getirerek yürüyenler arasında Sosyalist bir akademisyen de vardı. Aynı akademisyen daha bir hafta önce, “Müslümanların servet ve iktidarla tanışınca devrimci ruhlarını kaybetmeye başladıklarını, CHP’nin, BÇG’nin başaramadıkları sekülerleşmeyi servet ve iktidarın dönüştürücü gücünün başardığını” söylüyordu..

O gün elinde bayrak, dilinde tekbirle yürüyen bu kişi, aslında bu toplumun derununda gizli o “devrimci ruh”un açık bir ispatıdır.. O iman bu toplumun derununda küllenmiş bir kor gibi duruyor..

Marksist ya da Reina’da eğlenen çağdaş bayan farketmiyor.. Külü üfleyince altındaki kor bütün parlaklığı ile kendini gösteriyor. O birilerinin “irtica” dediği şey yeni bir anlam kazanıyor. İnsanların şuuraltı canlanıyor ve Hz. “Muhammed’in Allah’ına sığınıyor”lar. Birileri bu “derin gerçek”in farkında değil. Bunu hesap edemediler, anlayamadılar, onun için de 15 Temmuz’da bir direniş beklemiyorlardı.

Bu terör, bu darbeler aslında bir uyanış kamçısına dönüşüyor..

Bakın beyazların çocukları da bu acı gerçeklerin ışığında onlar anne-babalarından ayrışıyorlar.. Birçok genç inanç ve tarih konusunda anne-babalarından çok daha farklı düşünüyorlar.

O beyaz anne-babalar da artık şu kaygıyı taşımaya başladılar: Sizin, sağ-sol, İslam ya da laik olmanız, liberal, sağ-sol, çağdaş bir tarza sahip olmanız hiç bir şeyi değiştirmiyor. Malum çevrelerin hedefindesiniz ve sizi de affetmeyecekler.. Artık gerçeği görün.. 

Bu arada; biz de kendimizi gözden geçirelim. PKK, DAEŞ, FETÖ, bunlar her kimse bunlar bu toprağın çocukları değil mi? Peki bu iş bu noktaya gelene kadar biz nasıl sessiz kaldık..

Bunlar iş arkadaşımız, komşumuz, akrabamız.. Ama başaramadık işte. Elin adamı çok uzaklardan gelip aramıza fitne sokar.

Birileri dine karşı bir din uyduruyor ve bizim çocuklarımızı peşine takıp gidiyor.. Burada kendi payımıza bir sorumluluk da yok mu?

Fetullah hain. Tamam da, bu şarlatana inananların bu işte hiç mi suçu yok! Böyle sahte bir dine nasıl inandılar ya da inandırıldılar..

FETÖ tamam da, FETÖ’ye benzer daha bir düzine dini, ideolojik, politik, etnik temelli fesat topluluğu var. Peki onlar ile ilgili ne yapıyoruz.. Bu fesat yuvaları FETÖ’den ibaret değil ki! NLP, psikolojik danışmanlık, yaşam koçluğu olarak örgütlenenler de var. Hepsi de sağlık, mutluluk, başarı ve refah vadediyor. Onlar ihanet ağlarını örmeye devam ediyorlar.

Aman dikkat edin. Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı!

Hepimize görevler düşüyor. Hepimiz önce kendi nefsimizi, ilişkilerimizi gözden geçirelim. Sonra ailemiz, akrabalarımız, komşularımız, iş çevremiz..

Bu olaylar karşısında sadece cezalandırmak çözüm olmaz. Caydırıcı ceza önemli, ama özellikle gençlerin, kadınların bu çetelerin peşine takılmalarını önlemeliyiz. Takılanları nasıl kurtaracağız ona bakalım. O da yetmez, suçlular cezaevine girseler bile, onları nasıl geri kazanacağız ona bakalım..

Şimdi herkes, “Allah’ım bizi bir daha bu tür imtihanlarla imtihan etme” diyor ama ben “Rabbim, ben senden razıyım, yeter ki, sen benden razı ol! Beni sabredenlerden, şükredenlerden ve direnenlerden bulacaksın. Bana güç ve cesaret ver. Benim ellerimle cezalandır zalimleri, benim ellerimle yardım et mazlumlara. Bana hakkı hak, batılı batıl göster ve senin rızan istikametinde toplananlardan eyle! Beni nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil” diye dua edeceğim.

Bakın, akacak kan damarda durmaz. Eceli gelen gidecek.. Elbette birileri cennete ya da cehenneme gidecek.. Bu dünya bir imtihan yeri..

Biz tarihin kavşak noktalarından birinde bulunuyoruz. Değişim kolay ve sancısız olmayacak.. Asırlık bir hesaplaşmanın eşiğinde bulunuyoruz.. Eğer büyük bir başarı ve zafer hayal ediyorsanız, büyük bir mücadeleye hazır olmanız gerek..

Bana kalırsa çok sancılı bir döneme girdik. Kişi kendi içinde, cemaat ve topluluklar, uluslar ve halklar sancılı bir imtihandan geçecek.. Dini, mezhebi, etnik, ideolojik, politik, felsefi ve vicdani alanda kırılmalar, çalkantılar yaşayacağız.. 

Bugünden yarına sükûnet yok.. Sabırlı olacağız..

Korkmayalım. Bizi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi, kadir-i mutlak bir Allah var! Çaresiz değiliz..

Bu zor süreçte insanlar yaşanan şokun etkisi ile birçok şeyi yeniden düşünüyorlar.. Zor bir süreç. Acılı, sancılı bir süreç bu.. Ben karanlık gecenin ardından aydınlık bir sabahın giderek bize yaklaştığını düşünüyorum.

Sabır!

Selam ve dua ile.. 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.