Başbakan'ın yeni Türkiyesi...

Başbakan'ın yeni Türkiyesi...

Türkiye’nin yenileşmesini...

Türkiye’nin dönüşmesini...

Türkiye’nin değişmesini istemeyen statükonun sıkıştıkça ortaya sürdüğü kartlar hangileri: Kürt Kartı. Ermeni Kartı. Kıbrıs Kartı...

22 Temmuz seçimlerinden yüzde 47 oranında oy alan AK Parti gereken değişim trampetlerini, gereken toplumsal umut kreşendolarını anında çalamayınca statüko ne yaptı?

Kürt sorununun bir sonucu olan terör kartını devreye sokuverdi.

Amaç neydi?

Sivil siyasetin altından halıyı çekmek.

Nasıl?

Türkiye’yi kan gölünü döndürerek...

Türkiye’yi Kuzey Irak’ta batağa çekerek...

Türkiye’yi çağdaş dünyadan uzaklaştırarak.

***

Başbakan Recep Tayip Erdoğan soğukkanlı bir siyaset izleyerek tuzağa düşmedi.

Üstelik kendisine yönelik bu tuzak girişimini bumerang gibi geri gönderdi.

PKK’yı bölgede...

ABD’de...

Ve AB’de yalnızlaştırmakla kalmadı, PKK’nın Kürt Sorunu’nun bir sonucu olduğunu da içselleştirdi.

***

Washington Zirvesi bu yeni dönemin miladı sayılabilir.

1999’da Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye teslim eden ABD, radikal reformlarla terörün bir daha canlanamayacağı bir ortam yaratılmasını boşa bekledi durdu.

On yıl boyunca olağanüstü elverişli ortama rağmen Ankara kılını kıpırdatmadı.

Statüko, Kürt sorununu hep bir kart olarak elinde tutmayı arzuladı.

2007 yılında yüzde 47 oranındaki bir seçim başarısından hemen sonra, AK Parti’nin ataletinden de güç alan statüko, PKK kartını oyuna sürdü.

Ancak, Washington zirvesi ertesinde ABD, AK Parti ile birlikte yeniden sorunun çözüleceği demokratik bir gelişme sağlayacak gibi...

***

Yeter ki, AK Parti radikal reform paketini açsın...

Yeter ki AK Parti yenileşmenin...

Değişmenin ve dönüşümün bayraktarlığını üstlensin.

Dünyalaşmayı hızlandıracak çağdaş ve sivil anayasa sürecini tavizsiz tamamlasın...

AK Parti ilk iktidar döneminin başındaki AK Parti olsun.

‘Milliyetçilik yükseliyor’ başlıklı şehir efsanesine kanılarak savsaklanan AB sürecinde gaza basılsın...

Meslek yaşamını AB sürecine vermiş birçok diplomat bu işi ‘tek kale maç yapar’ gibi azimle oynamamız halinde, 2014 yılında tam üye olabileceğimize inanıyor.

***

Başbakan Erdoğan kendine kurulan tuzaktan kurtulmakla kalmadı, kendine tuzak kuranları da köşeye sıkıştırdı.

Başbakana muhalifleri tarafından yöneltilen eleştirilere bakınca, kendisinin doğru yolda olduğu anlaşılmakta.

Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle Kızılcahamam konuşmaları eski bir gerçeği yeniden keşfettiğini göstermekte.

Nedir o gerçek?

Statükoyu değiştirmeye sıvanmayan ya da bu misyonunu mızmızlaştıran AK Parti’nin saçları kesilmiş Samson gibi gücünü kaybetmesi.

Radikal reform süreci savsaklanınca hem AK Parti iktidarı hem de Türkiye derhal türbülansa girmekte.

***

Başbakan sayesinde oyun tersine döndü.

‘Yeni bir Türkiye’ açılımı, belki de en güçlü şekilde gerçekleşmek için kapıda.

Yeter ki siyasal cesaret eksilmesin...

Yeter ki statükoya kulak asılmasın.

Zafiyete uğramadığı takdirde sivil siyaset, dünyalaşma hamlesini yeniden başlatan bir Türkiye’yi hazırlama yolunda.

Yeni süreci okumakta zorlananların oyundan diskalifiye olacağı yeni ve dinamik bir süreç.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi