Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Büyük Şeytan ve işbirlikçileri

Büyük Şeytan ve işbirlikçileri

Büyük Şeytan nitelendirilmesi İran devrimi öncesi ve sonrası sıkça vurgulanan bir ifadeydi. Hatta bir meydan okuyuştu. Bununla kastedilen ABD idi. Zaman geçip devrim heyecanı zayıflamaya başlayınca ABD’ye yönelik bu nitelendirme unutulmasa bile gündemden düştü. Ancak, Büyük Şeytan nitelendirmesi ile kastedilen ABD’nin tavrı ve tutumu hakkında bir değişiklik olmadı. Hâlâ İslam dünyası karıştırılıyor, darbeler düzenleniyor, terör örgütleri oluşturulup İslam ülkeleri sürekli çatışma ortamı içinde tutuluyor. Bununla da ABD’nin tatmin olmadığını, nihai hedefin özellikle bölgemiz ülkelerini daha küçük parçalara ayırmak olduğunu da biliyoruz. Çünkü planlarını açıktan uyguluyor, bölgemizle ilgili haritalar yayınlıyor, bunları medyaya özellikle sızdırıyorlar. Büyük Şeytan’ın bu planı tek başına uygulamadığını, ortada fazlaca görünmeseler de başta İngiltere olmak üzere AB ülkeleri ile birlikte yürüttükleri biliniyor. Sadece Suriye’de güya terörle mücadele adı altında oluşturulan koalisyona dâhil olan ülkeler hatırlandığında bile işin boyutu görülebilir. Bu bakımdan artık Büyük Şeytan deyince Haçlı ittifakının kastedildiğini anlamak gerekiyor. Haçlı ittifakının İslam dünyasına yönelik attığı her türlü adım ve uygulamaya koyduğu planın sonunda İsrail’in güvenliğini teminat altına alan bir boyutunun olduğu da hatırlandığında Haçlı-Siyonizm ittifakının birlikte hareket ettiği görülür.

Yukarıdan beri sıraladığımız hususlar tüm ülkeler tarafından bilindiğine göre bu hain ittifaka karşı nelerin yapılabileceği üzerinde düşünülmesi ve konuşulması önem kazanıyor. Büyük Şeytan olmak üzere Haçlı-Siyonist ittifakının neler yaptıklarını, hangi hedefe ulaşmak istediklerini bildiğimizi ilan etmenin fazla bir anlamı kalmıyor. Çünkü söz konusu ittifakın bu tür ilan ve açıklamalardan utanması söz konusu değil.

Bu noktada dünkü bir gazetemizin manşetten, “Gezi’den 15 Temmuz’a, CİA-FETÖ ve PKK omuz omuza” başlığı altında verdiği haber yukarıdan aşağıya sıraladığımız hususların bir özeti gibiydi. Haber casusluk iddiası ile tutuklanan bir ABD’li papaz hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ulaşılan bilgileri ihtiva ediyordu.

Haberde, özetle şu bilgiler veriliyordu:

“FETÖ’cü eski polis müdürlerinin de arasında bulunduğu 65 kişi ve kuruluş hakkında casusluk ve darbeye teşebbüs iddiasıyla soruşturma açıldı. Gezi ve Kobani olayları ile 15 Temmuz’un da CIA, FETÖ ve PKK işbirliği ile planlandığı ortayla çıktı.

Türkiye’yi bölerek Kürt devleti kurmak ve hükümeti düşürmeye yönelik çalışan karanlık örgütün gizli toplantılarında 15 Temmuz’dan ‘deprem’ kod adıyla bahsedildi. Rahip görüntüsündeki ABD’li eski özel kuvvetler mensupları ile FETÖ’cü emniyet müdürü ve sözde imamlar birlikte hareket etti.”

Haber daha uzun. Ama özü böyle. Bu noktada söylemek istediğim husus şu: Büyük Şeytan’ın artık ülkemizdeki tüm karanlık olayların arkasında bulunduğu ortaya net bir şekilde çıkmış bulunuyor. Bunun için maşalar hakkında ciddi bir takibat ve soruşturma yürütülüyor. Çoğu da yargıya sevk edilmiş durumda. Yani maşaların cezası verilmeye başlandı. Şimdi, esas sorumlu Büyük Şeytan’a karşı yapılması gerekenlerin gündeme gelmesi gerekiyor. Bu demek değildir ki, hemen savaş ilan edelim. Diplomatik yollardan yapılabilecekler yapılmalıdır. Yani maşalardan önce Büyük Şeytan’a haddinin bildirilmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı/yapılamadığı sürece yukarıya özetini aldığım haberlerin medyada yer alması insanın aklına, ‘Eşeğini dövemeyen semerini döver’ deyimini getiriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi