24 Eylül 2018 Pazartesi14 Muharrem 1440
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ...(Mutaffifîn, 83/1-3)
  • "Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün nefret edebilirsin. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et, belki bir gün sevebilirsin."(Tirmizî, "Birr ve Sıla",60)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:21Güneş 06:46Öğle 13:02İkindi 16:25Akşam 19:07Yatsı 20:26
    • 32°C Adana
    • 32°C Adıyaman
    • 26°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 27°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 98.114 0.13
  • Altın: 240,147 -1.09
  • Dolar: 6,2248 -0.57
  • Euro: 7,3256 -0.41

Hangi ürün cebimizi yaktı

İbrahim Kahveci

Harcadığımız her 100 liranın yüzde 23,03’ü gıdaya gidiyor. Gıda harcamasında ise en yüksek pay 2,117 ila ekmeğe, 1,7882’si dana etine, 0,9994’ü kuzu etine harcanıyor. Ağırlığı 0,20 liranın üstünde tam 31 gıda ürünü yer alıyor.

Gelin bu ürünler üzerinden fiyat gelişimine bakalım. 2009-2017 arası yıllık ortalama fiyatlar ve değişimler ne olmuş?

Ekmek hakkında pek büyük fark olmadığını dün verdik. Domates ise üreticide %61,5 artarken, tüketiciye yüzde 114,6 zamla gitmiş. Aynı dönemde ülkemizde genel fiyat artışının yüzde 90,0 olduğunu da yeniden hatırlatalım.

Domates satın alanlar genel enflasyondan ekstra yüzde 27 daha fazla para harcarken, domates üretenler yüzde 46 daha az gelir elde etmişler.

Ürün kıt olsa, tarlada da fiyat artar; ürün bol olsa, tezgahta da fiyat düşer.

Ama olmuyor. Pazar farklı işliyor.

Alıcı-satıcı (arz miktarı ile talep miktarı) dışında etkenler pazarı belirliyor.

Domates üreticisi kaybederken, domates tüketicisi fazladan para ödüyor.

Bu düzeni biz kurduk.

***

Peki ya ‘çay’ işi nasıl?

Yaş çay fiyatı yüzde 148 artıyor (enflasyondan yüzde 65 daha fazla). Tüketiciye satılan çay fiyatı da yüzde 130 artıyor.

Üreticinin daha çok kazandığı bir model. Keşke bütün gıda pazarı çay pazarı gibi çalışsa.

Ya ‘zeytin’?

Üreticide fiyat yüzde 45,7 artışla enflasyonun yarısında kalıyor. Ama tüketici zeytini yüzde 110,7 zamla yemek zorunda kalıyor. Aynı dönemde zeytinyağı ise tam yüzde 170 zamlanıyor.

Kısaca zeytin üreticisi çay üreticisine imrenerek bakıyor. Tıpkı domates üreticisi gibi.

Şu ‘yumurta’ işi de çok ilginç.

Üretici yumurtayı 2009 yılında 0,21 liraya satarken, 2017 yılında anca 0,27 liraya satabiliyor. Üreticinin cebine giren para sadece yüzde 28,7 artıyor. Ama aynı yumurta raflarda 0,23 liradan, 0,45 liraya çıkıyor. Yumurta üreticisinin sadece yüzde 28,7 gördüğü zam, raflarda tüketiciye yüzde 93,7 olarak yansıyor.

Ya ‘patates’!

Üreticide 8 yılda 0,53 liradan yüzde 38,0 artışla 0,74 liraya çıkabiliyor. Aynı patates tüketiciye yüzde 63,4 zamla 1,611 liradan satılıyor.

Ve en acısı...’Salatalık’

Yani sapı tarafından yediğinizde acılık veren ürün. TÜFE’de adı “salatalık” olarak geçiyor. Tarım-ÜFE’de ise adına “hıyar” deniliyor.

Hıyar üreticisi 2009 yılında mahsulünü 1,44 liraya satıyor (Mayıs-Ekim arası). Aradan 8 yıl geçiyor ve 2017 yılının yine aynı hasat döneminde hıyar fiyatı tarlada 1,0 liraya düşüyor. Oysa salatalık raflarda bu süre zarfında yüzde 97,7 oranında zamlanarak tüketiciye ulaşıyor.

Sistemi tanıtan ve belki de adını veren ürün bu olsa gerek.

***

Bir de fiyatı istikrarlı artan ve üreticisine kazandıran ürünler var. Mesela ‘çeltik’:

2013 yılında tarla fiyatı ortalama 1,09 lira. 2017 fiyatı ise 1,94 lira. Enflasyonun yüzde 40 arttığı bu yıllarda çeltik üreticisi tarlada yüze 78 kazanıyor.

Ya da ‘nohut’!

2009-2017 arasında tarla fiyatı yüzde 333 artıyor. Asıl artış ise 2013-2017 narasında. Ocak 2009’da fiyatı 1,21 lira idi. Aralık 2017’de ise fiyat 6,12 lira. (2013 ortalama fiyat 2,61 iken 2017 ortalama fiyat 5,49 TL)

Asıl kazanç ‘ayçiçeğinde’:

Çiftçi açısından belki de en istikrarlı ve en kazançlı ürün ayçiçeği görülüyor. 2009 yılında tarlada 0,80 lira olan fiyat, 2017 yılında ortalama 2,29 liradan satılmış. Fiyat artışı nohuttan daha az görülebilir ama ayçiçeğinde artış hep istikrarlı olmuş.

Bir de ‘sarımsak’ var:

Bazı yıllar dalgalansa da fiyat gerilemeleri hep daha yukarıda olmuş. 2009 yılında 2,44 lira olan kuru sarımsak fiyatı 2011 yılında bir ara 6,0 lirayı geçiyor. Sonrasında ağırlıklı olarak 3-4-5 lirada gezinen ürünün fiyatı 2017 yılında bir kez daha 6,0 lira sınırının üzerine çıkıyor.

Bir de ‘fındık’ meselesini ekleyelim;

2009 yılında fındığın kg fiyatını çiftçi 3,52 liradan satıyor. Aynı fındık 2017 yılında ise ortalama 9,73 liradan satmış gözüküyor. Buna göre fındık fiyatı tam yüzde 175 oranında artış göstermiş. Oysa aynı dönemde enflasyonun yüzde 90 olduğunu kabul ettiğimizde, fındık üreticisi 2009 yılına göre iki kat daha çok gelir ediyor duruma gelmiş.

Umarım çiftçinin daha çok kazandığı yeni bir düzen için yol haritasına başlangıç oluşturabilmişimdir. Yoksa mevcut politikalarla gidildiğinde zaten kazanamayan çiftçiliğin hepten biteceğini bilmemiz gerekiyor. 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.