23 Eylül 2018 Pazar12 Muharrem 1440
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ...(Mutaffifîn, 83/1-3)
  • "Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün nefret edebilirsin. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et, belki bir gün sevebilirsin."(Tirmizî, "Birr ve Sıla",60)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:45Öğle 13:03İkindi 16:26Akşam 19:08Yatsı 20:28
    • 25°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 97.988 1.94
  • Altın: 242,791 0.97
  • Dolar: 6,2605 0.90
  • Euro: 7,3554 0.96

ABD cuntacıları da teröristleri de iyi tanır!..

Abdulkadir Özkan

Acılı günleri unutmak mı yoksa her vesile ile hatırlamak mı gerekli? Bu soruya farklı cevaplar verilebilir. Özellikle de acılara muhatap olanların verecekleri cevaplar çektikleri acı ile yakından ilgilidir. Toplumsal acılar söz konusu olduğunda ülkemizde yaşanan darbeler ve darbe girişimleri hemen akla gelir. Bizim yaşlarda olanlar yaklaşık 10 yılda bir askeri darbe ve müdahalelere şahit olmuştur. Şahsen ilk darbe ile karşı karşıya gelişim 18 yaşıma rast geliyor. Sabah işe gitmek için evden, otobüs durağına doğru ilerlerken yol kenarındaki bir üç katlı binanın balkonundan bir hanım seslendiğini duydum. Dönüp baktığımda, “Evladım darbe oldu. Sokağa çıkma yasağı var. Evine geri dön” diyerek uyardı. Darbe nedir, nasıl olur bilmediğim için olsa gerek bu çağrıya uyarak evime geri döndüm.

Sanıyorum öğle saatlerine doğruydu sokağa çıkma yasağı sona erdi ve bizde iş yerimize gittik. İş yerimde karşılaştığım manzara beni komşu hanımın darbe olduğu haberinden daha çok yaraladı ve darbelerin toplumu ne hale getirdiğini gösterdi. Çünkü çalıştığım iş yerinde düne kadar çalıştığım bakanlığın bakanından ‘Ağabey’ diye bahseden, karı koca kendilerini işe alan kişiyi tutuklayan darbecileri alkışlıyorlardı. Genel müdürlüğün balkonundan sarkarcasına, “Ordu ordu çok yaşa” çığlıkları atıyorlardı. Bu arada bazıları da vardı ki, halkın oyları ile iktidar olamayışlarının acısını darbecilere destek vererek çıkartıyorlardı. O zamanlar darbecilerin arkasında hangi dış güçlerin bulunduğu konusunda fazlaca bilgim yoktu ama aradan geçen zaman içinde sadece 27 Mayıs 1960 darbesinin değil, ülkemizdeki tüm darbelerin arkasında başta ABD olmak üzere Haçlı ittifakının bulunduğunu öğrendik. Zaten sonraki yıllarda ABD belgelerinde yer alan bilgilerde darbenin askeri liderlerinin iyi çocuklar ve yakından tanıdıkları gibi bilgiler ortaya çıktı.

Söz konusu ABD belgeleri geçtiğimiz günlerde 12 Eylül 1980 darbesinin yıldönümü vesilesiyle tekrar gündeme geldi. ABD gizli belgelerinde, “Askeri liderleri iyi tanıyoruz” ya da, “Cuntacıları tanıyoruz, iyi çocuklar” başlıkları altında yer aldı. Tüm bunlar ülkemizde darbelerin dış destekçilerinin başında ABD’nin geldiğini gösteriyor. Buna rağmen aradan geçen bunca zamana rağmen bu ülkeyi yönetenler ısrarlı bir şekilde ABD’den stratejik müttefik olarak bahsetmeyi sürdürdüler. Bu noktada ABD’nin sadece darbecileri değil ülkemize yönelik faaliyet gösteren teröristleri de iyi tanır. PKK’nın sahaya inişinin 12 Eylül 1980 darbesinin 4. yılına rastlaması da dikkat çekicidir. Sadece rastlamakla da kalmaz bu örgütün her bakımdan ABD’nin ve koalisyon ortaklarının desteklediğinin bilinmeyen bir yanı kalmadı. Diyebiliriz ki, İslam ülkelerinde yaşanan darbelerin ve terör örgütlerinin arkasında Haçlı ittifakı bulunuyor. Bu gerçeği görmek için ille de darbelerin yıl dönümlerinde medyaya yansıyan haberlere gerek yok.

Bu gerçeğin ışığı atında bu ülkeyi yönetenlerin net bir şekilde dost ve düşman tarifini yeniden yapmaları gerekiyor. Bu yapılmadan ülkenin düşmanları topluma dost olarak takdim edilmeye devam edildiği takdirde sadece kendilerini yanıltmakla kalmazlar, insanımız yalanlarla oyalanmış olur. 27 Mayıs 1960 darbesi doğru değerlendirilebilmiş olsaydı, belki daha sonraki darbeler yaşanmazdı. 12 Eylül 1980 darbesi ve arkasındaki yabancı güçlere doğru teşhis konabilseydi 28 Şubat süreci ve 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmazdı. Bu bakımdan darbelerin yıl dönümleri eğer yeni değerlendirmelere, dost ve düşman tarifinin yenilenmesine katkı sağlamıyorsa darbelerin yıl dönümlerinin hatırlanması o darbelerde çekilen acıların yeniden yaşanmasından başka bir işe yaramaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.