Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Bir tarafa övgü, diğer tarafa hakaret!..

Bir tarafa övgü, diğer tarafa hakaret!..

Baykal'ın çarşaflı hanımların yakalarına CHP rozeti takarkenki görüntülerini televizyonda izlerken, bunca zamandır başörtülülere karşı rejimi kurtarma mücadelesi (!) yürüten bir parti genel başkannının çarşaflıların partisine girişine nasıl bir izah getireceğini merakla bekledim. Merakım uzun sürmedi. Baykal'ın getirdiği izah karşısında bu defada yaşadığım şaşkınlığı belirtmek isterim. Çünkü, yapılan izahat sağlıklı bir ruh halinin tezahürü olamazdı. Çünkü, Baykal partisine katılanlara övgü dizerken, diğerlerine adeta hakaret ediyordu. Konuşma bittikten sonra kendi kendime, "CHP'nin çarşafa tahammülü olsa olsa bu kadar olur" dedim.

İşte Baykal'ın beni şaşırtan ve çileden çıkartan sözleri:

"Çaşaflılar ikiye ayrılır: İçi aydınlık olanlar, olmayanlar. Çarşaflıların içinde aydınlık düşünce ve duyarlı yürek bulunabilir."

Buyur burdan yak mı dersiniz, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu mu bilemem. Bundan sonrasını herkesin kendi anlayışına bırakıyorum. Ancak, böylesine bir ayrımın Baykal'dan gelmesini anlamak mümkün değil. Belli ki Baykal'a göre CHP'ye girenler bir anda aydınlık düşünceli oluyor, girmeyenler ise karanlıklarda boğulmaya mahkum. Böyle bir ayrım insan onuru ile bağdaşır mı?

Halbuki olay kılık kıyafete indirgenmeden izaha çalışılsa ne Baykal böyle bir çelişkiyi yaşayacak ne de ülkemizde bir başörtüsü sorunu kalacak. Bir yandan başörtüsünü sorun olarak görenler, rejime tehdit şeklinde takdim edenlerin öbür yandan birkaç çarşaflı CHP'ye giriş yapınca çarşaflıların sınıflandırması sanıyorum sadece Baykal'ın değil ülkemizin çelişkisini oluşturuyor.

Elbette Baykal'ın çarşaflıların CHP'ye girişi münasebetiyle söyledikleri yukarıdakinden ibaret değil. Konuyla ilgili olarak Fikret Bila'ya yaptığı açıklamada da, "Örtülü kadınlar zincirlerini kırıyor" dedikten sonra şunları ekliyor:

"Biz insanların giyimleri ile ilgili değiliz. Aksine bu bir kırılma noktasıdır. CHP'nin değerlerini içine sindiren herkes CHP'de siyaset yapma hakkına sahiptir."

Lütfetmiş Sayın Baykal.

Peki CHP'nin sindirilmesi gereken değerleri nelerdir? Bugüne kadar ki söylemlerin ardından yapılan bu tür açıklamalar bir çelişki değil midir?

Belli ki siyaset demek ülkemizde kuralsızlık demek. Eğer, tüm tesettürlü hanımlar CHP'ye yönelip, oy vererek iktidara getirirlerse içleri aydınlanmış, aksi olursa kendilerini karanlığa mahkum etmiş olacaklar..

Siyasette pragmatizm bu olsa gerek.

Hemen belirteyim ki çarşaflı hanımların CHP’yeüye olmalarını çok fazla yadırgamış değilim. İsteyen istediği partiye girer ve orada siyasi mücadelesini yürütür. Ancak, çarşaflı kadınlara CHP'desiyaset yapma imkanı verileceğine, ortalıklarda fazlaca görünmelerine tahammül edileceğine ihtimal vermiyorum. Orada bir çeşni olarak bulundurulacaklar. Bunu bir iddia olarak ortaya atıyor değilim. Hayatın gerçekleri açısından söylüyorum. Keşke tüm partilerin tabanı ve yönetim kademeleri o olgunluğa gelse de kimse kimsenin kıyafeti ile ilgilenmese, ille de kafaların içinin araştırılması merakından vazgeçilse. Çünkü, Baykal'ın çarşaflıları kafasının içi aydınlık olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayırmış olması bile CHP içindeki hazımsızlığın şimdiden ortaya çıkmış halidir.

Çünkü, belli ki Baykal birkaç çarşaflı hanıma CHProzeti takmış olmasına izah getirmek zorunda hissediyor kendisini. Halbuki normal işleyen bir sistemde ve demokrasiyi içine sindirmiş bir ülkede böyle bir izaha bile gerek duyulmaması gerekir. Çünkü, Baykal bu sözleri ile katılımları savunma ihtiyacı duymuştur.

İnsan insandır. Kılıf kıyafeki ile insanlar farklı sınıflara ayrılamaz. Ayrılıyorsa bilinmelidir ki bu ayrımı yapanlar ve kendilerini buna mecbur hissedenlerin kafası netleşmemiş demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi