Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

1 TRILYON 355 MILYAR LIRA’NIN SIRRI!

1 TRILYON 355 MILYAR LIRA’NIN SIRRI!

Bu mesleğin içinde bunca yıl kaldıktan, binbir çeşit hadiseye şahit olduktan ve de kulaklarım çok şeyi duyduktan sonra; ne yalan söyleyeyim; “şaşırma” melekemi de kaybettim... Artık olan-biten hiçbir şeye şaşırmıyor, hemen her şeyi “normal” kabul ediyorum... Artık “olağanüstülük”leri kanıksadım... “Olmaz” denilen şeylere bile “bağışıklık” kazandım... Kanaat getirdim ki; burası “Türkiye”dir, bu ülkede “olmaz, olmaz!”... Her an, her şey olabilir bu ülkede!.. Baksanıza; “örtü” denildiğinde bütün “dürtü”leri ayağa kalkan CHP bile “çarşaflı hanımlara rozet” taktı ya, artık bu ülkede “olmaz” diye bir şey olamaz!..
Her an, her şey olabilir!..

TRİLYONLARI VAR AMA DOYMUYOR!

Dedim ya; “olmaz”lara karşı “aşılı”yım... En “olağanüstü” olayları bile kanıksadım, “bağışıklık” kazandım... “Sinir uçları” alınmış biri gibiyim... Hiçbir şeye şaşırmıyorum, hiçbir şeye heyecanlanmıyorum!..
Diyordum ki... Aydın Doğan’ın son eylemi fena halde şaşırttı beni... Hem şaşırttı, hem düşündürttü!.
Demek oluyor ki;
Hâlâ “sinir”im var!..
Niye şaşırdığıma gelince... Hatırlarsınız... Hürriyet’in 8 Eylül 2008 tarihli manşetinde, Aydın Doğan, “Başbakan Erdoğan ile görüşmesi”nin ayrıntılarını şöyle açıklıyordu:
“Ben Başbakan’a, ‘Sayın Başbakan 2,5 milyar dolar paramız var... Biz bu ülkede yatırım yapmak istiyoruz... Siz Hyundai’ye Çek Cumhuriyeti’ne gitme, gel Türkiye’ye sana teşvik verelim diyorsunuz... Ben sizden ne teşvik istiyorum, ne yatırım indirimi istiyorum, ne kredi istiyorum... Ben sadece ruhsat istiyorum. O ruhsat ile yatırım yapacağım. Rafineri kuracağım’ dedim.”
Düşünebiliyor musunuz;
Bu olayda da görüldüğü gibi; “parasını koyacak yer” arayan Aydın Doğan; sanki “para okyanusu”nda yüzdüğü yetmiyormuş gibi, şimdi de kalkmış Vakit’ten tam tamına “1 Trilyon 355 Milyar Lira” tazminat istiyor!..
Bizi “Darphane” filân mı sandı, ne?!?..
Bu kadar parayı ne yapacak acaba?..
Yeni “akaryakıt dağıtım şirketi” mi alacak, yoksa yeni “rafineri” mi kuracak?..
Şu hâle bakın;
Hem “param bol” diyor, hem de Vakit’e dâvâ açıp, “para” istiyor!..
Az-buz bir para da değil ki!..
Dile kolay;
“1 Trilyon 355 Milyar Lira!”
Hani var ya;
Vakit’in bütün çalışanları ayaklarındaki “çorap”lara varıncaya kadar satsa, yine de 1 Trilyon 355 Milyar Lira’yı denkleştiremez!..
Peki, o halde, bu kadar parayı niye istiyor Aydın Bey?..
Bana kalırsa, iki sebebi var:
*Bir: Kendisiyle karıştırıyor... Zannediyor ki, bizim de 2.5 milyar dolarımız var ve verecek(!) yer arıyoruz!..
* İki: Basın mensubu meslekdaşlarımızın da ifade ettiği gibi, “Aydın Bey’in kimyası”nda gerçekten bir “bozulma” var!.. Eğer “kimyası bozulmamış olsa”ydı, kalkar da Vakit aleyhine “1 Trilyon 355 Milyar Lira” gibi; rüyamızda bile göremeyeceğimiz parayı bizden isteme gafletinde bulunmazdı!..
Gerçi, Aydın Bey’in derdi “para” değil!..
Amacı, “Vakit’i susturmak!”
Daha doğrusu, “linç” etmek!..
Ama, artık öğrenmesi lâzım:
“Her kuşun eti yenmez!”

CNN TÜRK’TEN KRİZ TELLÂLLIĞI!

Aydın Bey’in dâvâ açıp da “rekor para talebi”nde bulunmasına şaşırmış olmamın bir sebebi de; televizyon ve gazetelerinin “kriz tellâllığı” yapıyor olmaları!..
Hani, Tayyip Bey “Global kriz bizi pek fazla etkilemeyecek... İnşaallah ucuz atlatacağız” dedi ya, Aydın Bey’in gazeteleri ve özellikle televizyonları öylesine bir “saldırı kampanyası” başlattılar ki, halen “kriz tetikçisi” gibi çalışıyorlar!..
Hayır, “kriz tetikçisi” gibi de değil, adeta “kriz üretim merkezi” gibi çalışıyorlar!..
Birkaç gündür CNN Türk’ü izliyorum...
Kameralar bir gün Tuzla Tersaneleri’nde, bir gün Bursa tekstil fabrikalarında, bir başka gün Zonguldak, Çanakkale, Edirne ve Trakya’da!..
Kapanan fabrikalardan söz ediyorlar!
İşsiz kalan insanlardan dem vuruyorlar!..
Hayır, “kriz yok” gibi bir iddiam yok... Ama, CNN Türk’ün yaptığı “olan krizi haber vermek” değil, kıyıda-köşede kalmış krizleri bile bulup, insanların gözüne sokmak!..
İnanın, şaşkınım...
“Türkiye ekonomik krizin işgali altında!.. Her tarafta fabrikalar kapanıyor... Binlerce insan işsiz!” demekle ne yapmaya çalışıyor CNN Türk!..
Hani, haberleri; “maalesef kriz var” formatında, üzüntülü bir ses tonuyla verseler, hiç dert etmeyeceğim!..
Ama, birader, “kriz haberleri”ni öyle bir “sevinç ve mutluluk”la, öyle bir “orgazm” haliyle sunuyorlar ki, insan merak ediyor;
“Bunlar kimden yana?”
Evet, “kimden yana”lar, “ne yapmaya” çalışıyorlar ve “ne demek” istiyorlar? Bir süredir, haber bültenlerinin arasına “kriz saati” sokuşturuyorlar ki, “dertleri ne?” diye sormadan edemiyor insan!..
Dertleri ne?..
Beklentileri ne?..

BU PARALAR İSVİÇRE’DE BATMADI MI?

Böyle düşünüyorken, Taraf’tan Süleyman Yaşar’ın; “Bu millet, bu filmi defalarca gördü” başlıklı yazısı çekti dikkatimi.
Süleyman Yaşar diyor ki;
“Amerikan konut sektöründe on yedi ay önce başlayan ve dünyaya yayılan kredi krizi, Türkiye’de oturan ve yatırımlarının bir kısmını yurtdışında yapanların paralarının batmasına neden oldu.
Yurtdışında kurulan riskli fonlar, yatırımcıya dolar üzerinden yıllık yüzde 20-25 oranında yüksek kazanç sağlıyordu. Türkiye’de oturan bazı zenginler de yüksek kazanç elde etmek için bu fonlara yatırım yaptılar. İşler iyi giderken çok kazandılar ama krizde işler kötüye gidince kaybettiler.
Bugüne dek hep Türkiye’de çıkan kriz bu defa en güvenilen zengin ülkelerde çıktı, paralar bu sefer orada battı.
Geçen 15 Eylül’de Lehman Brothers yatırım bankasının batmasıyla başlayan süreçte yurtdışında para kaybeden pek çok yatırımcı, Türkiye’de hemen bir kriz lobisi oluşturdular ve paraları sanki Türkiye’de batmış gibi bir karmaşa yarattılar. Yaşanan dünya krizinin merkezini Türkiye’ye taşıdılar.
Türkiye’de gelişmiş ülkelerdeki gibi batan bir banka, finansal kuruluş, fon ya da ödenemeyen devlet garantili bir senet olmamasına rağmen, yaratılan bu olumsuz hava herkesi etkiledi.
Zaten cumhurbaşkanlığı seçim süreci, genel seçimler ve kapatma davası gibi siyasal gerginliklerle bir türlü tam istikrara kavuşamayan ve dünyanın en yüksek faizini vererek gergin bir ortamda ilerleyen Türkiye ekonomisinde, tüketiciler yaratılan bu korku senaryosuyla tüketimlerini iyice kıstılar. Herkes kriz beklentisine girdi. Bu durumu fırsat bilen bazı işadamları da harekete geçti, “cebimize para koyun yoksa işçileri çıkartırız” tehdidiyle hükümeti sıkıştırmaya başladı.
Oysa biz bu ülkede bu filmi defalarca görmüştük. Dünya ekonomik krizini fırsat bilip hükümeti sıkıştıran işadamlarının, her beş-altı yılda bir “biz battık, bizi kurtarın” diye karşımıza çıkan aynı kişiler olduğunu gördük. Kriz lobisi yaparak geçinen bu işadamları, IMF’den 35 milyar dolar alınıp kendilerine verilmesini istiyorlar. Kriz lobisine göre, eğer bu para onların kasasına konursa Türkiye ekonomisi kurtulacak, aksi takdirde batacak. Halbuki bu para eğer yanlışlıkla onlara verilirse, Türkiye ekonomisi işte o zaman batacak. Çünkü onlar bu paraları yine verimsiz kullanacaklar.”
“Yazının anafikri”ni söyleyelim:
“Parayı İsviçre’de kaybettiler
Ama Ankara’dan istiyorlar!”
Türkiye’de krizi bunlar körüklüyor... AK Parti Hükümeti’ni sıkıştırıyorlar ki, “İsviçre bankalarında kaybettikleri paraları”nı çıkarsınlar!..

AYDIN BEY DE Mİ PARA BATIRDI?

Bana öyle geliyor ki;
Aydın Doğan’ın CNN Türk televizyonu da “onların sözcülüğü”nü yapıyor!..
“Kriz tellâllığı” yapıyor ki; paralarını İsviçre’de kaybedenlere Hükümet kesenin ağzını açsın da, onların “zarar”larını telâfi etsin!..
Artık nerdeyse o yoğurdun bolluğu!..
Hani, merak etmiyor değilim;
CNN Türk, sadece “krizi ranta çevirmek isteyen” işadamlarına mı sözcülük ediyor, yoksa Aydın Bey’in de böyle bir problemi mi var?..
Kimbilir, belki Aydın Bey’in de “batık para”sı vardır ve bunu Hükümet’ten istemektedir!..
Doğrusunu Allah bilir ya;
Aydın Bey’in, Vakit aleyhine tazminat dâvâsı açıp “1 Trilyon 355 Milyar Lira” istemesi de pek hayra alâmet gelmedi bana!..
“Acaba” diyorum;
“Aydın Bey de para batırdı da, bunun bir kısmını Vakit’ten mi çıkarmak istiyor?!?”
Niye olmasın?..
Burası Türkiye!..
Bu ülkede olmaz, olmaz!..
Bu dâvânın altından “böyle bir sebep” çıkarsa, hiç şaşırmam!..
Çünkü, şaşkınlığa bağışıklık kazandım!.
Eğer, “Son zamanlarda Aydın Bey’in kimyası iyice bozuldu... Trilyonluk dâvâlar açması da bu yüzden!” derlerse, ona da hiç şaşırmam!..
Kanıksadım artık... O da olabilir!..

************************************

Ya dürüst ol, ya dik dur!
Dün, ilginç bir olay yaşanmış CHP Genel Merkezi’nde... Murat Karayalçın ile 45 dakika görüştükten sonra gazetecilerin karşısına geçen Deniz Baykal’a; bir vatandaş sormuş;
“Karayalçın’ın DTP ile işbirliği vardı... Buna, ne gibi bir cevap vereceksiniz?..”
Baykal, “siyasi yaşantının geçmiş dönemleri”yle ilgili tartışmaların şimdi içinde bulunulan yerel seçim ortamına taşınmasının yararı olmadığını ifade ederek, “Ortada yeni bir tablo var. Bu süreci, bu tabloyu geçmişten örneklerle sabote etmenin yararı yoktur” demiş ve eklemiş:
“Gelinen noktada Ankara’nın iyi bir belediye başkanına ihtiyacı vardır, Karayalçın da bu nitelikleri taşımaktadır!”
Hani, “kendine Müslüman” diye bir söz var ya, Bay Baykal da “kendine demokrat” olanlardan!..
Neymiş, “eski defterleri karıştırmamak lazım”mış!.. İyi hoş da, Tayyip Bey’in “kimin dizinin dibinde oturduğu”ndan ve “hangi sözleri sarfettiği”nden sık sık dem vuran, bu Baykal değil mi?..
Bay Baykal; madem “perhiz” yapıyor, o halde ya “turşu” yemekten vazgeçmeli, ya da “sözlerine” sahip çıkıp, “dik” durmalı!..
Dün, dündür!.. Bir öyle, bir böyle!.. Yok öyle yağma!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi