Muhsin Meriç

Muhsin Meriç

Mîraç, ‘ak geceler’ ve Rusya Müslümanları

Mîraç, ‘ak geceler’ ve Rusya Müslümanları

Bugün, Mîraç Gecesi’nin gündüzü ve hadislerle müjdelenen Receb-i Şerif’in 27. günü; hepimize mübarek olsun.
Miraç, Peygamber Efendimiz’in (sav) mânevî makamlarda ve kemalat mertebelerinde yükseldiği mânevî bir seyahat. Yani sıradan bir yolculuk değil, bir terakki, manevî bir yükseliş. Cenâb-ı Hak bu seyahatle, bütün âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resûlüne yedi kat semadaki saltanatının merkezlerini ve oralarda tecelli eden Esmâ-i Hüsnâ’sını göstermiştir. Şâhid olduğu bütün o tecellîler, mübârek ruhundaki bütün kâbiliyetleri inkişaf ettirmiş ve kâinatta tecellî eden bütün Esma-i Hüsnâ’ya en yüksek derecelerde mazhar olmuştur. İşte bu, Esma-i Hüsnâ’ya en yüksek derecede mazhariyet, mirac-ı Ahmedî’nin sırrıdır.
Miraç ile sevgili Peygamberimiz (sav), âlemlerin Rabbi olan Allahu Teâlâ’yı en yüksek bir mertebede bilmiş ve tanımış, O’nun şu âlemi yaratmaktaki ilâhî maksatlarını en yüksek bir şuur ile anlamıştır. Böylelikle, umum kâinatla alakadar olan Peygamberlik vazifesinin gerektirdiği bütün bilgi ve marifetlerle en mükemmel bir şekilde donanmış olarak geri dönmüştür.
Mîraç ile Sevgili Peygamberimiz (asm) gaybî olarak inandığımız Allah, melekler, cennet ve cehennem gibi bütün iman esaslarının hak ve gerçek olduğunu insan nev’ini temsilen görüp gelmiştir. Yine Efendimiz, vaat olunan ebedî âhiret saadetini bizzat görmüş ve ebedî saadetin varlığının hak olduğu müjdesini ve başta beş vakit namaz olarak İslâmiyet’in esaslarını hediye etmiştir. Ayrıca, Peygamberimiz, Allah’ın cemalini görmek meyvesini kendisi aldığı gibi, o meyvenin her mü’mine dahi mümkün olduğu hediyesini getirmiştir. İnsanın kâinat ağacının en kıymetli meyvesi olduğu ve Allah’ın en sevgili kulları oldukları Mi’rac ile anlaşılmıştır.
“AK GECELER” VE
RUSYA MÜSLÜMANLARI
Bu satırları şu sıralar günün hiç kararmadığı ve “ak geceleri” yaşayan bir zamanların ateizm ve komünizmin merkezi St. Petersburg’dan (eski ismiyle Leningrad’dan) Moskova’ya Alman yapımı hızlı trenle giderken yazıyorum.
Önyargılarla ve resmî tarihin öğrettiği kalıplarla bildiğimiz Rusya artık mazide kalmış. Şimdi, dünyanın her köşesi gibi küreselleşmenin seli içinde Sovyet dönemindeki inançsızlık ve yeni dönemin sefahati ve kokuşmuşluğu arasında eziliyor.
Çürüyen aile yapısı ve alarm veren sosyal hayat Rus seçkinlerini ürkütmekle kalmıyor, dehşete düşürüyor.
“Moskova’nın her yerini geziyorum ama genç Ruslara rastlamıyorum! Her yer Müslüman genç dolu!” diyor önemli bir kurumun başkanı.
Bir Rus mühtedi hanım ise, “İyi güzel de, maalesef, Orta Asya’dan gelenler İslâm’ı temsil edecek bir bilgi ve görgüden mahrumlar! Bu durum bizi çok zor durumda bırakıyor!” diye yakınıyor.
Basın ve sanat dünyasının Yahudi nüfus elinde olduğu Rusya’daki gittikçe tırmanan İslâm karşıtlığı ve doksanlı yıllarda türeyen tabirle İslamofobi ise Rus Müslümanlarını yeni arayışlara sevk ediyor.
St. Ptersburg’un Sovyet öncesi dönemde Buhara Emiri’nin Buhara’da bir kilise sözü vermesiyle yapılan en büyük camisinde Cuma günü toplanan iki bin kişinin nerdeyse tamamı genç ve heyecanlıydı. Benimle beraber Rusya’ya gelen bir dostum “Moskova’da da manzara aynıydı” dedi. Camiler kalabalık Müslüman nüfusa yetmiyor. En az üç milyon Müslümanın yaşadığı Moskova’da sadece dört tane, 1,2 milyon Müslümanın yaşadığı St. Petersburg’da ise iki cami var. Bayram namazında elli bin kişinin toplandığı Merkez Camii’nin yeni inşaatı kimi odakların engellemeleri ile karşı karşıya. Hem Orta Asya’dan göçler hem de hemen her gün İslâm’ı seçen Ruslar sebebiyle Müslüman nüfus hızla artıyor. Her sene nüfusu en az beş yüz bin azalan Rus kökenliler önümüzdeki 25 sene içinde Müslüman nüfusun (şimdi 25 milyon) Ruslarla eşitleneceği gerçeğini hazmetmeye çalışıyorlar.
Bu hareket ve heyecana rağmen tüm dünyadaki Müslümanların dert ve endişesi burada da aynı. Şöyle diyor, Rusyalı Müslümanlar: “Gençlerimizi, nefislerimizi İslâm’ı yaşamak için iknâ edemiyoruz!”
İslâm dünyasının her köşesindeki kimlik arayışı ve direniş ve diriliş hamleleri hamdolsun Rusya’da da aynen yaşanıyor.
Rüzgârın yönü çoktan değişti; artık yönünü değiştir(e)meyenler düşünsün!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhsin Meriç Arşivi