Faruk Çakır

Faruk Çakır

Tercihe göre askerlik

Tercihe göre askerlik

Neredeyse kendi çocuğumuzun da askerlik çağı geldi, ama biz hâlâ çocukluğumuzda da şahit olduğumuz mecburî askerlik tartışmalarını dinliyoruz. Elbette askerlik noktasında tartışılacak çok mesele var. Fakat, herkesi belli bir yaşta mecburî olarak askere almaya dayanan sistemin tıkandığı da ortada.

Çözüm için yol ve yordam ararken, niçin bu meseleleri halleden ülkeleri örnek almıyoruz? Meselâ, deprem konusu gündeme geldiğinde “Japonya bu işi nasıl çözdüyse biz de öyle çözelim” diyoruz, ama iş askerliğe gelip dayandığında “Dünya ülkeleri bu işi nasıl çözdüyse biz de öyle yapalım” demiyoruz. Elbette ülkeler arasında farklı uygulamalar var, ancak Avrupa Birliği gibi aynı kriterlere uymaya çalıştığımız ülkelerdeki uygulamalar bize örnek olabilir.
Uzmanların da her fırsatta ifade ettiği gibi, son yıllardaki savaşlar ‘kalabalık ordu’nun başarılı olmak için yetmediğini gösterdi. Günümüzde savaşlar, asker ve silâh sayısına göre değil, teknoloji üstünlüğüyle yapılıyor. Kimin teknolojisi daha yeni ve üstün ise o ülke galip geliyor. Amerika’nın Irak’ı işgalinde görüldüğü gibi... Irak’ın binlerce tankı ve uçağı daha motor çalıştırmadan bombalanıp devre dışı kalmıştı.
Ülkemizde de mecburî askerliğe itirazlar uzun yıllardan beri dile getiriliyor. Herkesi sıradan askere alıp belli bir süre orada tutmak yerine, mesleği askerlik olan profesyonel birlikler kurulması çare olarak öne çıkıyor. Zorunlu askerlik sisteminin, teröre karşı mücadelede çare olmadığı da ortaya çıkınca yeni arayışlar daha yüksek sesle dillendirilmeye başladı.
Ara çözüm olarak “bedelli askerlik” ciddî olarak gündeme gelmiş durumda. Ama daha önce de birkaç defa başvurulan ‘bedelli askerlik’ uygulaması kalıcı bir çare değil. Kalıcı çare, kademeli ve mümkün olan en kısa zamanda profesyonel askerlik sistemine geçmek. Nasıl ki devletin işlerini gören değişik meslekler var, aynı şekilde askerliği de ‘meslek’ olarak seçenler yapmalı. Subay ve astsubay örneğinde olduğu gibi, askerlik yapan herkes ‘maaş’ alır. Dolayısıyla sevenlerin bu işi yapması neticesinde de daha başarılı olunur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘vicdanî retçi’ olup askerlik yapmak istemeyenleri haklı bulması, bu konuyu da tartışma gündemine yerleştirdi. Konuyla ilgili Avrupa örnekleri ve AİHM kararlarını inceleyen Türkiye’nin, kısa süre içinde ‘vicdanî ret’le ilgili karar alması bekleniyor.
Avrupa askerlik işini sisteme bağlamış: Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkenin 14’ünde zorunlu askerlik hizmeti bulunmuyor, 13’ünde ise vicdanî retçiler için alternatif hizmetler uygulanıyor. Yine birçok Avrupa ülkesinde vicdanî ret bir hak olarak tanımlanıyor, vicdanî retçilere belirlenen sürelerde, anaokulları, hastaneler, huzurevleri gibi kurumlarda kamu hizmeti yaptırılıyor. Avrupa Konseyine üye 47 ülke arasında yalnızca Türkiye ve Azerbaycan’da vicdanî ret yasal bir hak olarak kullanılmıyor.
Türkiye’de sadece mecburî askerlik ya da ‘vicdanî red’ konusunun tartışılması meseleyi halletmiyor. Bir de bazı kışlalarda görev yapan askerlere ‘kötü muâmele’ edildiğiyle ilgili iddialar var. Mecburî askerliğin tartışma gündemine yerleşmesi biraz da bu tartışmalar dolayısıyla oldu. Her yerde olduğu gibi bilhassa askerde “insana insan muamelesi”ni hayata geçirebilmek lâzım. Profesyonel de olsa, mecburî de olsa bu böyle...
Bakalım Türkiye bu konuda nasıl bir yol izleyecek?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi