Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Hüseyin’in yolundan gidenler

Hüseyin’in yolundan gidenler

 

21 Aralık 2012 tarihinde Ramadi’de başlayan Maliki hükümetini ‘silkeleme’ gösterileri devam ediyor. Göstericilerin bir acil talepleri var bir de temel talepleri var.
 
 
Acil talepleri aslında Maliki hükümetinin davranışını değiştirmesidir. Bununla birlikte artık davranışlarını düzelteceği yönünde kimsenin umudu kalmamıştır. Bu nedenle Maliki de Şiiler ve Sünniler arasında iç savaş ihtimalini vurgulayıp tehditle yoluna devam etmeye çalışmaktadır. Maliki’nin laftan anlayacağı yok. Dolayısıyla Irak meselesi de er geç Suriye’deki gibi fiiliyat üzerinde çözülecektir. Zira, Maliki sürekli olarak topu taca atıyor ve çözümü, uygulamaya yanaşmadığı anayasa üzerine atıyor. Anayasa da hoş dikensiz bir gül bahçesi değil. Nuri Maliki haklı talepleri ‘anayasaya aykırı olmamak kaydıyla görüşebiliriz’ şeklinde savuşturuyor. Sözgelimi terör maddesi olarak anılan dördüncü maddeye göre Sünniler aksi sabit oluncaya kadar potansiyel terör suçlusudur. Sünniler tepki gösterince de keyfi tutuklu binlercesinden sadece 400’e yakını salıveriliyor. Yine bin ile 5 bin arasında tahmin edilen kadın siyasi tutuklulardan da 4’ü serbest bırakılıyor. Demek ki terör maddesi veya dördüncü madde keyfi bir alan açıyor. Keyfi olarak içeriye almak da salmak da bu maddeye göre anayasal oluyor. Yani Irak’ta keyfi bir biçimde Sünnileri içeri atmak da salmakta anayasaya uygundur. Yeter ik başbakan öyle yorumlasın. Bu madde Sünniler üzerinde Demokles’in kılıcıdır. Maliki’nin uygulamaları bunu gösteriyor. Öyleyse Sünniler taleplerinde haksızlar mı? Bu maddeye itiraz edilince sürekli olarak Kaide bahanesi ileri sürülüyor. Kaide’yi Irak’a salan da bugün Maliki iktidarının ortağı Beşşar rejimi idi. Lakin Yasin Mecid gibi milletvekilleri yine heva ve heveslerine göre Beşşar’ı suçlayacakları yerde Başbakan Erdoğan’ı Irak’ta teröre destek vermekle suçluyorlar ve Ebu Musab Zerkavi’ye benzetiyorlar (http://www.voiraq.com/news/117/ ARTICLE/4065/2012-12-25.html ). Şiiler Kaide üzerine odaklanırken Türk kurumlarını terör eylemleriyle tehdit eden Asaibu Ehli’l Hak gibi Şii kökenli tedhiş örgütlerine çıt çıkarmıyorlar. Yeter ki Türk çıkarları tehdit edilsin diye düşünüyor olmalılar! Benzerleri Lübnan’da Türkleri kaçırmadı mı?
 
¥
 
Irak Sünnilerinin ve Kürtlerinin ortak talebi en başta seçim kanununun değiştirilmesidir. Şii nüfusunun dağılımına ayarlı milletvekili aritmetiğine temel olan seçim kanununun değiştirilmesi birinci önceliktir. Zira işgal sonrasında yeni Irak kurgulanırken seçim sistemi Şiilerin kazanmasına göre ayarlanmıştır. Bu bir saatli bombadır ve 21 Aralık 2012 tarihi itibarıyla patlamıştır. Nasıriyye’nin üç katı nüfusa sahip olan Sünni bölge Musul ile Nasıriyye aynı sayıda veya birbirine yakın milletvekili çıkarabilmektedir. Bunun için Maliki baskın seçim istiyor. Kazanamasa bile İran ve ABD’nin katkılarıyla kazanmadan kazanıyor. Bugün Nuri Maliki’yi Irak halkı seçmiş değildir. İyad Allavi’yi seçmiştir lakin İran ve ABD’nin iradesiyle Nuri Maliki Irak’ı yönetmektedir. Ömer Taşpınar’ın yazdığı gibi, Maliki’yi İran’ın kucağına itmemek bahanesiyle Amerikan yönetimi de Sünnileri sıtmaya razı etmeye çalışıyor. Aslında Nuri Maliki sıtma değil ölümün tâ kendisidir. Iraklı gazeteci Eşref El Maadidi’nin yazdığı gibi, Maliki başbakan gibi değil, tam bir çete reisi gibi davranmaktadır. Irak’ta seçimlerden önce yapılması gereken ikinci husus ise BM gözetiminde doğru dürüst bir nüfus sayımının yapılması ve bu suretle akla karanın ortaya çıkmasıdır. Böylece Şiilerin çoğunluk olduğuna dair propagandaların mahiyeti de ortaya çıkacaktır. Bu iki hazırlıktan sonra seçimler yapılmalı ve ardından Irak yeni anayasasını hazırlamalıdır. Burada Şii-Kürt (Şuubi- Taifi) dengesizliği son bulmalı ve Irak herkesin olmalıdır. Ya da federalizm herkese teşmil edilmeli ya da hepten kaldırılmalıdır. İzzet Şehbender gibi Maliki’nin borazanları Türkiye ve Katar’ın Irak’ı bölmek istediklerini söylüyor. Halbuki, bugünkü bölünmeye yatkın yapının mimarları Şiiler ve Kürtler değil midir? Yine bugün paylaşım kavgası yapan onlar değil midir? Buna göre ya herkes fedaralizmden payını alır ya da Irak yeniden üniter yapısına döner. Lakin Maliki gibi üniter olmayan kafalarla üniterizm mümkün değildir. Onlar üniterizmden, sekterizm dayatmasını anlarlar. Yasin Mecid de Sünnilerin dış planların parçası olduklarını ve Irak’ı böldürmek istediklerini iddia ediyor. Sekterizm zemininden Sünnileri sekterizm ile suçluyor. Sünnilerin haklı talepleri karşısında Şiiler onların sesini bastırmak ve kısmak için iki suçlama ile çıkıyorlar. Bir mezhepçilikle suçluyorlar. İkinci olarak; Sünnilerin dış gündemle bağlantılı olduklarına dair Sünni göstericiler arasında Erdoğan’ın posterlerinin dolaştırılmasını gösteriyorlar. Bu biraz da tepki ifadesi. Bununla birlikte devrimden beri Irak’ta Şiiler Hamaney ve Humeyni posterlerini ülkenin her yanında dalgalandırmıyorlar mı? Bu dış gündemin parçası olmak değil midir? Lakin Şiiler bunların kanıksandığını düşünerek Sünnilere yükleniyorlar! Irak’ın tanınmış ulemasından Abdulmelik Sadi ve Said ElLafi göstericileri yabancı gündemin parçası olarak göstermenin saçma olduğunu ve bununa iktidarın gizli ve açık İran bağlantısını gizlemeye çalıştığını söylemektedir. Kürt bölgesinden petrol kaçakçılığı yapıldığını söylerken de Türkiye ile İran’ın ismini birlikte zikretmeleri de Türkiye’yi suçlamanın inandırıcı olması içindir.
 
¥
 
Maliki, Beşşar Eset’in gölgesinden yürüyor. Beşşar Eset 6 Ocak(2013) tarihli konuşmasında Arap Baharını köpüğe benzetmişti. Maliki de Iraklı göstericileri kokarca ve köpüğe benzetmiştir. Yine Iraklı Şiiler Maliki hükümetinden memnun olmadıklarını söylerken onun devrilmesine yanaşmıyorlar. Bunun iç savaşı tetikleyeceğini bahane ediyorlar. Bu zımni olarak Maliki’nin demokrat değil diktatör olduğunu gösterir. Bu aynen Muallim’in söylediklerinin tekrarı ve yankısıdır. Muallim de ‘kim Beşşar’ın gitmesini istiyorsa akan kandan o sorumludur’ demiştir. Şiiler sıtma politikası yerine gerçeklerle yüzleşmeli ve Maliki ile yollarını ayırmalıdır. Zira yaklaşan tufanın altında sadece Maliki kalmayacak belki bütün Irak zarar görecektir. Haklı talepleri bastırmak meseleyi çözmez sadece zamanını öteleyerek sorunlar yumağını büyütür. Şiiler felaket tellalığı yaparken Maliki ve hempaları da Sünnileri ve göstericileri bölmeye çalışmaktadır. Sözgelimi Şii mercilere heyetler gönderdikleri gibi sekter dil kullanmama konusunda uyarılarda bulunan Sünni alim Abdulmelik Sadi’yi istismar etmek istemişlerdir. Fuad Durki’nin yapmak istediği gibi. Sadi muhataplarının kendisi değil göstericiler olduğunu söylemiş ve onlara yönlendirmiştir. Sadi ayrıca göstericilerin Hazreti Hüseyin’in yolundan gittiklerini de ifade etmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi