Faruk Çakır

Faruk Çakır

İyi mi ediyorsunuz?

İyi mi ediyorsunuz?

Türkiye'yi idare edenler, zaman zaman yanlışları da övünme vesilesi yapıyorlar ki buna şaşmamak mümkün değil. Bir idareci düşünün ki haksız kazanç elde etmeyi teşvik anlamına gelecek şekilde "Benim memurum işini bilir" desin. Ya da başka bir yönetici, insanların manevî değerlerden önce maddî değerleri sahiplenmesiyle övünsün.

Geçen günlerde de bir yöneticimiz, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkararak "erken evlilik"leri önlediklerini beyan etmiş ve bununla övünmüş. (Yeni Asya, 19 Ocak 2013) Bir başka yöneticimiz de "erken evlilik"leri önleme noktasında çalışma yapacaklarını, bunun için başka ülkeleri de inceleyeceklerini beyan etmiş. Aynı açıklamaya göre, 2006-2011 döneminde yapılan ilk evliliklerde erkeklerin yüzde 0.3’ü, kadınların da yüzde 7.6’sı 18 yaşından küçük olduğu tesbit edilmiş. (Milliyet, 31 Ocak 2013)
Bu beyanlardan anlaşıldığına göre 18 yaşından önce evlenmek 'küçük yaşta evlilik' olarak değerlendiriliyor. Elbette evlilik müessesesi çok önemli bir meseledir ve bunu sadece yaş ile izah etmek mümkün değil. Asıl önemli olan şey, kurulan evliliklerin bozulmamasını temin etmekti. Farzediniz ki, küçük yaşta evliliği önlediniz, ama evlenen her çiftten yarısı boşandı. Bu netice ile övünülür mü?
Tamam, evliliğin de bir yaşı olur, ama bunu sadece "akıl feneri" ile tesbit etmeye çalışmak insanı doğru neticelere götürmez. Niçin bu konuda "fıtrat dini olan İslâm"ın tavsiyesi dikkate alınmaz? Bilindiği üzere İslâm, hem ferdin hem de ailenin huzurlu ve mutlu olmasını temin için yüzlerce kural ve kaide ortaya koymuştur. Aslolan nesli devam ettirmektir ve bunun etkili bir yolu da "fuhşu" önlemekten geçer. Acaba, hadiseye sırf "yaş" ölçüsüyle bakanlar bilmeyerek de olsa yanlışa ve hataya destek vermiş olmaz mı?
Değişen hayat şartları ve Kemalist propaganda, evlilik yaşını tahminlerin de ötesinde yükseltmiştir. Erken yaşta evlilikler olmasın denilerek orta yaşta evlilikler bile engellenir hale gelmiştir. "Medeniyet"in dayatmasıyla bir kişinin evlilik yaşına gelmesi için üniversiteyi bitirmesi bile yeterli görülmüyor. Okul bitecek, bir de iş sahibi olunacak... Peki, günümüz ekonomik şartlarında bu hedefe ulaşmak kaç yaşında mümkün olur? 25 ya da 30 yaşına geldiği halde bu 'hedef'e ulaşamayan binlerce, belki de milyonlarca kişi var. Peki, evlilik şartlarını bu kadar zorlaştıran "çağdaş anlayış" tartışma masasına yatırılmayı hak etmiyor mu?
Türkiye, evlilik şartlarını zorlaştırmakla değil, kolaylaştırmakla övünmeli. "Daha çocuktur" denilerek, "genç"lerin evliliklerine de mani olunuyor ki, bunun vebalini kim nasıl ödeyecek bilemiyoruz.
Yakın zamanda ülkemizin nüfusu açıklandı ve böyle giderse önümüzdeki yıllarda Avrupa gibi olacağız ifade ediliyor. Yani, nüfus artış hızımız her geçen yıl biraz daha düşüyor. Şimdiye kadar övündüğümüz genç nüfusu arar olacağız.
Peki, genç nüfus için makul yaşlardaki "erken evliliği" teşvik etmek gerekmez mi? İnsanları hem erken evlenmekten uzaklaştır, hem aile bireylerinin tamamını çalışmaya teşvik et, ondan sonra da nüfusumuz azalıyor diye dizini döv! Böyle çelişkili beyan ve politikalarla nereye kadar gidebiliriz ki?
Evlilik yaşının yükselmesi Türkiye'nin yakın zamanda tartışması gereken konulardan biri. Böyle yaparak kendi ayağımıza kurşun mu sıkıyoruz? Bu politikanın dolaylı zararlarını, cemiyete verdiği zararları iyi hesap edebiliyor muyuz? Taciz ve benzeri kötülüklerin de uygulanan bu yanlış politikalardan etkilendiğinin farkında mıyız?
Türkiye'yi idare eden idarecilerimiz yaptıkları yanlışların farkına varmalı ve bir an önce bu hatalardan geri dönmeli. Aksi halde çok geç kalmış olacağız. Uygun politikalarla evliliği teşvik etmekte fayda var. Tabiî ruh ve kalp uyumunun temin edildiği, eşlerin birbirlerini iyilikte teşvik ettiği mutlu birliktelikleri... Yoksa ne reklâm evlilikleri ne de 'ticarî evlilik'ler Türkiye'ye fayda getirmez...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Faruk Çakır Arşivi