Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yeşile Dönen Kırmızı

Yeşile Dönen Kırmızı

5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece (2015), seçimlerden bir gün evvel kızımız Hilal Havle Özcan rüyasında evdeki avizedeki ışığın önce kırmızı yandığını ardından da yeşile döndüğünü görüyor. Bilahare yapılan tabirler seçimlere yoruldu ve seçimlerde önce bir gerileme yaşanacağı ardından da bir toparlanma olacağı öngörüldü. Tabiri gibi de çıktı. 7 Haziran tarihli seçimler Türkiye açısından adeta şok edici oldu. Elbette seçmen muayyen nedenlerden dolayı AK Parti’ye olan güvenini kısmi olarak geri çekti ve bir nevi cezalandırdı. Daha doğrusu bir uyarı gönderdi. Ardından 5 aylık süre içinde Türkiye bir nevi fetret dönemi yaşadı. Muhalefet partilerinin gerçek yüzü bu devrede ortaya çıktı. Testten geçtiler. Yapıcı davranmak yerine  yıkıcılığı seçtiler; kendilerini dev aynasında gördüler. AK Parti için kimi zamanlar yapılan ‘şımarma, halktan ve gerçeklerden kopma’ değerlendirmelerinin fazlasıyla muhalefet için geçerli olduğu görüldü. Muhalefette müspet hareketin zerresi veya zırnığı görülmedi.

***

Hilal’in rüyası üzerinden şunu söylemek mümkün. Bazen halkın nabzını tutmak mümkün değil. Sürprizlere sahne olabiliyor. Dolayısıyla sadık bir rüya kamuoyu yoklamalarından daha sağlıklı, sıhhatli ve keskin olabiliyor. Sonuç itibarıyla, Türkiye beş aylık bir süreç içinde bir badire ve küçük çaplı bir fetret dönemi geçirdi, atlattı. Böylece hükümetsiz kalmanın ne anlama geldiğini ne demek olduğunu da öğrendik. Bu süreçten başta AK Parti olmak üzere herkesin alacağı dersler var. Evet! AK Parti 2011 seviyesini tutturdu lakin 7 Haziran seçimlerinde 9 puanlık bir gerileme de yaşadı. Seçmenin oyu çantada keklik değil aksine kritik. Her zaman değişebilir. Sonuç itibarıyla, başka seçeneği de yoktu. Bu açıdan Türkiye’de bir muhalefet sorunu var. Alternatif olmaya hazır değil. Ne o olgunlukta ne de iktidarı devralabilecek beceri seviyesinde. Bu partilerden bir kısmı ülkeyi değil bir belediyeyi dahi yönetecek kapasite ve çapta değil. Dolayısıyla reylerin ve oyların AK Parti’ye dönmesini sadece terör olaylarına veya gelecek korkusuna bağlamak doğru değil. Gelecek ve terör korkusunu besleyen nedenlerden birisi de muhalefetin çözümün değil de sorunun bir parçası olmasıdır. Ne kadar doğru olursa olsun sadece iktidarın performansı veya başarısızlığı üzerine siyaset yapmak  -doğru olsa bile- yapıcılık değil, yıkıcılıktır. ‘Tencere dibin kara seninki benden kara’ yaklaşımı ve üslubu siyaset veya muhalefet olamaz. Ölçü sizin becerinizdir. Muhalefet ülkenin sahibi gibi davranamadı. Hükümetsizlik ve muhalefetin yıkıcılığı halkı korkuttu ve onu yeniden AK Parti haziresine çekti. İktidarı kötüleme odaklı siyaset sığlıkla malul bir yaklaşımdır.

***

Cumhuriyet gazetesinden; sağduyusunu öfkeye ve düşmanlığına kurban etmiş olan Can Dündar iktidarın halkın gelecek korkusunu kullandığını yazmıştır. Pekala muhalefet de AK Parti korkusu oluşturabilir ve buna dayanarak ayağa kalkabilirdi! Olmamıştır! Demek ki hükümetle korkutmanın bir dayanağı ve karşılığı yoktur. Ama gelecekten veya hükümetsizlikten korku karşılığı olan bir husustur. Hükümet sadece muhalefeti değil aynı zamanda muhalefete ekli ve bitişik dördüncü kuvvet medyanın da sırtını yere getirmiştir. Şimdi Can Dündar ve Nuray Mert gibi müzmin muhalifler yenilgiye mazeret üretme yarışına girdiler. Yanlış tarafta ve haksız yerde durduklarından hep sırtları yere gelecek ve tuşla yenilecekler! Bu AK Parti’nin gücünden değil onların yanlışlığından ve yanlış zeminde durmasından kaynaklanıyor. Hükümet terörü ve gelecek korkusunu kullanmış! Halk HDP ve CHP’nin barış söylemlerine niye iltifat etmedi veya kanmadı sanıyorsunuz? Çünkü onların barış dediği yıkımdır. Kimse ayranım ekşi demez! CHP ve HDP zaviyesinden bakacak olursanız halk hükümetin savaşına oy verdi ama karşıtlarının barışına oy vermedi! Çıplak gerçek budur! HDP terör ile arasına mesafe koyamadığı gibi PKK yardakçısı kesilmiştir. Halk olumsuz tarafı görünce yeniden himmeti harekete geçerek AK Parti lehine seferber oldu. Muhalefetin kısa fetret döneminde siyasi boşluğu dolduramayacağı ortaya çıktı. AK Parti muhalifleri Birinci Mehmet karşısında düşman kardeşlerin pozisyonunu temsil etti. Kendi sakarlıklarıyla AK Parti’ye yeni bir zafer ithaf etmiş oldular. Terörle AK Parti’yi yıkmak isterken besledikleri terörün tokadını yediler.

Muhalefet bundan ders çıkarmalı, kendini ve saflarını yenilemeli. Halktan güvenoyu alamayan liderler gitmeli, istifa etmelidir. İstifaları hem Türkiye’yi rahatlatır, hem muhalefeti güçlendirir, hem de kendilerini yüceltir!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi