Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Cemil Meriç Belgeseli

Cemil Meriç Belgeseli

Cemil Meriç bir düşünce sahrası gibidir. Bu sahradaki her kum tanesi, Cemil Meriç’in dünyasında tüm kâinata kanat açar ve uçar. Kimileri bu düşünce yağmurundan istifade ederken, kimileri de ıslanmamak için şemsiye kullanır ve Cemil Meriç’ten istifade edemez.
Cemil Meriç, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel, Bediüzzaman, Fethi Gemuhluoğlu gibi isimler, bizim kuşağın düşünce ve fikir atlası üzerinde çok tesirli olan güzide şahsiyetlerdir.
Cemil Meriç’in yeri de diğer isimler gibi muhafazakâr kesimde çok ayrıdır. Özellikle kızı, değerli insan Ümit Meriç’in babasının yolunda ilerlemesi ve onun gibi “Doğrucu Davut” olarak aynı düşünce ikliminde her coğrafyaya açılması ve babasından aldığı emaneti, en iyi şekilde temsil etmesi takdirle anılmaktadır.
Cemil Meriç Belgeseli’nin yapılmasında Ümit Meriç’in büyük emeği olmuş. Özellikle iletişim ve koordinasyon konusunda çok mesai sarf etmiş. Çünkü gösterimin yapıldığı CRR salonunda genelde Ümit Meriç’in davetlileri vardı.
Belgeselde emeği geçen ve lokomotif görevi üstlenen isimlerden biri de Dücane Cündioğlu’ydu. Cemil Meriç üzerinde uzun zamandır çalışan ve bu konuda eserler meydana getiren bir Cemil Meriç sevdalısıdır. Dücane Cündioğlu da elinden geleni yapmış.
Buraya kadar her şey güzel ama belgeselin metninde ve konuşmacıların seçiminde sanıyorum, ne Ümit Meriç’in ne de Dücane’nin fazla bir müdahalesi olmamış. Karşımıza öyle bir Cemil Meriç çıktı ki, daha ilk dakikalarda Marksist bir düşünceye sahip olduğu ve ömrünün sonuna kadar da bu düşünceden vazgeçmediği belirgin şekilde vurgulandı.
Cemil Meriç’i anlatanlardan Ahmet Turan Alkan; “Cemil Meriç’e sağcı demek de solcu demek de bühtan olur. O bir Türkiye sevdalısıdır ve ortada bir insandır” dedi ve genelde her aklıselim insan da bu düşüncede hemfikirdi ama Marksist oluşunun üzerinde niye durulduğunu anlamadım. Oysa Marksist falan da ölmedi.
Yanlış anlaşılmasın, işin bu kısmına takmış değilim. Cemil Meriç bir düşünce adamıdır ve her söylediği bu memleket ve millet içindir. Onun kırk türküsü vardır, kırkı da bu memleket ve millet üzerinedir. Bu sebeple de özellikle muhafazakâr kesimde çok iyi tanınmakta ve bilinmektedir. Ama Cemil Meriç’i anlatanlar içerisinde bile öyle ayrımlar yapılmış ki, üzülmemek elde değildi.
Belgeseli izlerken, Nasrettin Hoca’nın fıkrasının ilk defa tutmadığını gördüm. Hani “Parayı veren düdüğü çalar” hikâyesi. Burada parayı veren düdüğü çalmamış, vermeyenler çalmış. Belgeselin içeriğine Ümit Meriç ve Dücane gibi düşünmeyenler hâkim olmuş. Bu konuda oğlu Mahmut Ali’nin tesirli olduğu belgeselden sonra konuşulanlardandı.
Belgeselin genelinde Cemil Meriç'in dini yönü üzerinde fazla durulmaması ve sanki bu kısımdan ısrarla kaçınılmış olması dikkat çekiciydi. Cemil Meriç’in arka planında duran kütüphanesinde Bediüzzaman Said Nursi’nin eserleri vardı. Ayrıca Cemil Meriç’le “Nurdan Sohbetler” adıyla Necmettin Türinay’ın hazırladığı bir kitap bile mevcut.
Hadi bunlardan söz edilmedi diyelim, ama salona nasıl bir seyirci profilinin geleceği ve kimlerin bu belgesele sahip çıkacağı tahmin edilerek, hatıra binaen Cemil Meriç’in fikirleriyle yoğurduğu bu kesim, es geçilmemeli ve o yönüne de vurgu yapılmalı değil miydi?
Mesela Moral FM Genel Müdürü Haluk İmamoğlu, 10 yıl Cemil Meriç’in rahle-i tedrisatından geçmiş bir isimdir, kendisiyle de röportaj yapılmış ama yayınlanmadı. Onun da belgesel hakkında düşüncesini sorduğumda bir anlam veremediğini söyledi.
Cemil Meriç üzerine elbet eleştiri yazmak gibi bir niyetim yok. Ama belgesel bittikten sonra Cemil Meriç, Ümit Meriç ve Dücane adına iştiyakla gösteriyi alkışlayan pek çok ismin, salondan buruk şekilde ayrılmış olması beni bunları yazmaya sevk etti.
Çünkü kiminle konuştuysam; beden dilleri ve sözleriyle hayıflandıklarını hissettirdiler. Dursun Gürlek ise çok şaşırmış ve “Dağ fare doğurdu” deyiverdi. Neyse, belgeselin güzel olduğunu söylemek Cemil Meriç’e saygının ve sevginin bir gereğidir. Cemil Meriç Belgeseli bugün TRT 2’de gösterime girecek ve dört bölüm halinde yayınlanacak.



Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi