Yasin Doğan

Yasin Doğan

CHP'nin tutarsızlığı

CHP'nin tutarsızlığı

Başörtüsü meselesi kritik bir aşamaya geldi. AK Parti ile MHP'nin üzerinde anlaştığı çerçeve bir çok yönden değerlendirilebilir, tartışılabilir. Ancak sorunu önemli ölçüde rahatlatmaya yarayacağı, makul bir öneri olduğu açıktır.

Başörtüsü sorununu laik rejimin varlığına endeksleyerek çözümsüzlük ve bunalım üreten kesimler, özellikle CHP bu teklif karşısında bocalamaya başladı. çünkü sarıldıkları gerekçeler bir bir ortadan kalkıyor.

önceleri ne dediler?

“Türbanı kamuya ve ilk okullara kadar yaygınlaştırılacaklar”. Oysa yapılan düzenlemeyle başörtüsü kullanımı yüksek öğretimle sınırlandırıldı. Gerek anayasada, gerek YöK kanunun ek maddesinde “yüksek öğretim” vurgusu açıkça yer alıyor. Böylece muğlak ve her alana çekilebilecek ifadeler yerine doğrudan üniversitelere atıf yapılıyor.

Sonra ne dediler?

“Bunların amacı geleneksel başörtüsünü değil, siyasi simge haline gelen türbanı özgürleştirmektir. Başörtüsüyle kimsenin sorunu yok”.

Yapılan düzenlemede yer alan yüzün görünmesi ve başörtüsünün çene altından bağlanması ifadeleri birilerinin siyasi simge olarak nitelediği “türban”ı değil, başörtüsünü anlatıyor. Bu ayrımın ne kadar anlamsız olduğunu herkes biliyor, ama bazı kesimlerin takıntıları nazara alındığında yapılan düzenleme geleneksel Türk kıyafeti olarak kabul edilen başörtüsünü tanımlıyor. CHP zihniyetinin bu konuda söyleyebileceği bir şey de kalmıyor.

Peruk takan ya da başını açarak okumak zorunda kalan kızlarımız için böyle bir seçenek ciddi rahatlık sağlayacaktır.

Bu iki itirazın muhalefetin elinden alınması çok önemlidir. Bu iki kaydın mutabakat çerçevesine girmemesi büyük tartışmalara ve niyet okumalara kapı aralayacaktı.

AK Parti ve MHP'nin bu girişimi cesaret isteyen, akılcı ve sorunu samimiyetle çözmeyi isteyen bir girişimdir.

İki partinin bu işi birlikte yapması, meselenin “siyasi rant” meselesi olmadığını da açıkça ortaya koyuyor.

Hep söylüyoruz, başörtüsü meselesi hiçbir partinin inhisarı altında olamaz, başörtüsü hiçbir partinin siyasal simgesi haline getirilemez. Her parti bünyesinde (hatta CHP'de bile) başörtülü bayanlar bulunuyor. Mecliste oluşan böyle bir mutabakat işin siyasi hesaplarla değil, insani kaygılarla yapıldığını gösteriyor.

22 Temmuz'da yüzde 47 oy alan Ak Parti'nin zaten böyle bir siyasi beklenti içinde olduğunu düşünmek anlamsızdır. MHP ise çok doğru taktiklerle “sorun çözücü” bir görüntü çiziyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve bu konuda takınılan tavır MHP'nin 3 Kasım seçimlerinden büyük dersler çıkardığını gösteriyor.

CHP'nin elinde kalan tek itiraz noktası, bu serbestliğin sonraki aşamaları beraberinde getirebileceği ve laik düzenin temel felsefesini sarsacağıdır. Tamamen ideolojik olan bu yaklaşımın gerçek durumla hiçbir ilgisi yoktur. Dünyanın hiçbir laik ülkesinde böyle bir anlayış ve kısıtlama yoktur. Koskaca bir laik sistemin geleceğini böyle bir konuya endekslemek kendine güvensizlikten başka bir şey değildir.

Baykal soruyor, “40 yıl önce türban diye şey var mıydı” diye. Peki tersinden soralım, 40 yıl önce başörtülüler varken ve üniversiteye gidebilirken laik bir düzen yok muydu? Türkiye'de başörtüsü Cumhuriyetin kuruluşundan beri üniversitelerde bir sorun mudur?

Atılan adım, iyi niyetlidir ve sorunu yumuşatacak makul bir çerçeveye oturmaktadır. Bu sorunu daha fazla kaşımanın kimseye bir faydası yoktur.





Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yasin Doğan Arşivi