"Kürt sorunu"nun çözümünde ortak payda: Tecrübe

"Kürt sorunu"nun çözümünde ortak payda: Tecrübe

Bütün işaretler olumlu. Türkiye, belini büken, canını yakan Kürt sorununu hal yoluna koyuyor. Devlet katında bir mutabakat var. Hükümet bu mutabakatı hayata geçirmeye niyetli görünüyor. Kürt vatandaşlar umutlu.
PKK çaresiz, çıkış arıyor. Baykal, partisinden beklenmeyen olumlu adımlar atıyor. MHP liderinin çok keskin görünen muhalefeti bile, çok dikkatli bir dile, özenle seçilmiş kelimelere dayanıyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün de içinde yer aldığı kargaşa ve umutsuzluktan iktidar hesapları çıkartacak Ergenekoncular kendi canlarının derdinde, enterne edilmiş durumdalar.

Ortalıkta farklı kavramlar uçuşuyor. Birbirine taban tabana zıt yaklaşımlar çarpışıyor. Birinin "çözüm" dediğine öbürü "teslimiyet" veya "ihanet" adını veriyor. Korkular, endişeler, güvensizlik ve paranoyalar kol geziyor. Yine de bütün tarafları aynı noktaya doğru sürükleyen bir ortak payda var. Bu ortak payda "Kürt sorunu" başlığı altında yaşadığımız tecrübelerin tamamı. 40 bin cana, Türkiye'nin zor bir araya getirdiği servetlere, uluslararası alanda ödediği ağır bedellere mal olan tecrübeler. Ağırlıklı olarak Türkiye'nin son 25 yılını esir alan, genel olarak Cumhuriyet tarihinin bütününe yayılan "Kürt sorunu" tecrübemiz. Hem devletin, hem de Kürt'ü ve Türk'ü ile nüfusun tamamının yaşadığı ortak tecrübe. Bütün aktörlerin hareket noktası ister istemez bu tecrübe. Bu tecrübenin yok sayıldığı bir sözü veya hükmü ciddiye almak doğru değil.

Bilimde en sağlam yöntem deneme-yanılma yöntemi, yani tecrübî metottur. Biz Kürt sorununda edindiğimiz tecrübeyi laboratuvarlarda değil, 40 bin insanı feda ederek edindik. Bu tecrübeye kimse sırtını dönemez; hiç kimse bu tecrübeyi yok sayamaz. Şiddet, bu tecrübe içinde kendini tüketti. PKK'nın kullandığı şiddet yöntemleri fiyasko ile sonuçlandı. Uluslararası konjonktürün ve bölgesel dengelerin bu şiddet yöntemlerine kapı aralaması orta vadede imkânsız. PKK'nın elindeki silahla bulabileceği bir çıkış yok. Devlet katında Kürt varlığını inkâra ve asimilasyona dayanan politikaların iflas ettiği de ortada. Devlet, kullandığı egemenliğin kaynağı olan halkın rızasına dayanmak zorunda. Bu halkın bir kısmının Kürtlerden meydana gelmesi, belki bazıları için yeni bir durum. Onlara düşen de alışmak.

Bu tecrübe bize alışkanlıklarımızı gözden geçirmemizi, karşılıklı olarak bir güven ortamı oluşturmamızı telkin ediyor. Geçmişe bir sünger çekmek, yeni bir başlangıç yapmak gerekiyor. Edindiğimiz tecrübeler kavramlara, teorilere hatta aklımıza değil, gönlümüzün genişliğine güvenmemizi söylüyor. Bu tecrübe bize özgür ve demokratik bir ortamın aynı zamanda çözümün yöntemi olduğunu anlatıyor. Özgür ve demokratik bir ortamda herkes aklına geleni söyleyecek. Biri "Bağımsız Kürdistan" diyecek. Öbürü "federasyon" yeterli diye itiraz edecek. Diğerleri "kültürel otonomi"yi tartışacak. Karşıdaki "üniter yapı" diye ayak direyecek. Türkçeyi, millet olmanın vazgeçilmezi görecek. "Tek millet"i tartıştırmayacak. Sonra herkesin başı önce arşa değecek, sonra ayakları yere basacak. Sonunda sular çekilecek ve 71 milyonu bir arada tutan şeyin kavramlar değil hayatlar olduğu anlaşılacak. Hayaller veya paranoyalar değil, sahici hayatlar.

Karayılan, The Times'a verdiği mülakatta, Birleşik Krallık'ta olduğu gibi uç noktada federatif bir yapı istiyor. MHP lideri ise, "federasyon ve ayrılma taleplerinin dillendirilmesi ihaneti"nden şikâyet ediyor. PKK, şiddetin sona ermesi ile buharlaşacak bir örgüt. Kürt nüfusunun Türkiye içindeki dağılımı dikkate alınınca, federasyon akıl dışı bir talep. Ayrılmaya ise, MHP'den önce hâlâ Kürtler karşı çıkıyor.

DTP'nin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne karşı yürüttüğü "sivil itaatsizlik" eyleminden acaba MHP ne anladı? "Terör sorunu"na karşı geliştirilen politikaların sivil itaatsizlik eylemlerine karşı bir işe yaramayacağını kavrayan birileri var mı?

Soralım: Üniter yapıyı, tek milleti, birlik ve bütünlüğü savunan hangi parti, bizatihi varlığı ve arkasındaki halk desteği ile zaten bölünmüş bir Türkiye'yi temsil ediyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi