Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Firavun’un rüyası ve Hazreti Yusuf’un tabirindeki sistem

Firavun’un rüyası ve Hazreti Yusuf’un tabirindeki sistem

ESAM'ın yıllık olarak düzenlemiş olduğu Uluslar arası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi'nin 18'incisi İkitelli Holiday Inn'de yapıldı. Bu kongre de dopdolu geçti. Dikkat çekici tebliğler sunuldu. Sırası geldikçe temas edeceğim, lakin beni en fazla heyecanlandıran ve çarpıcı gelen tebliğlerden birisi MÜSİAD eski başkanlarından Erol Yarar Bey'in ekonomik analiziydi. Bu analiz bana birçok çağrışımlar ve tedailer yaptırdı. Bana analizi, ekonomik sünnetullahı hatırlattı. Kainatın her boyutu ve her alanının kendisine has kanunları vardır. Bu kanunların vazıı bizzat Cenab-ı Haktır. Fiziki kanunlar ayrıdır, kimyasal kanunlar ayrıdır. Suyun inbisat ve genişleme kanunu veya suyun buharlaşma derecesi hep bu kanunlardandır. Tarihe yön veren sosyolojik kanunlardan bir kısmını İbni Haldun bulmuştur. Bu kanunlar arasında ekonomik kanunlar da vardır. Reagan görevini halefine devrederken baba Bush'a İbni Haldun'a dikkat etmesini tembihlemiştir. İbni Haldun'un sağlıklı devleti, vergileri az olan devlet olarak tanımladığını hatırlatmıştır. Vergileri artan devlet müsrif ve çarpık devlettir. Yolsuzluk girdabına düşmüş ve boğulmak üzeredir. Bundan dolayı İslam uleması meks yani haksız vergi zulmünden çok bahsetmiştir. Bu devlet batış çizgisinde seyretmektedir. AKP de buradan kendisine ders çıkartabilir. Hala Ecevit'in geride bıraktığı birçok dolaylı vergi aynen ve belki de katmerlenmiş bir biçimde devam ediyor. Hükümet yenilerini vazetmenin yollarını da arıyor.

Dostumuz ve hemşerimiz Hasan Fehmi Ulus'un da hatırlattığı gibi, 5 bin yıllık tarihin değişmez yasalarından birisi Kudüs'e (bilahare Harem-i Şerif'e) hakim olunan cihangir olacağı ve dünyaya hakim olacağı gerçeğidir. Burada iddiasını kaybedenin cihangirlik davasını da kaybettiğidir. Güneş batmayan İngiliz imparatorluğunun gücünü sembolize eden hususlardan birisi 1917'de Kudüs'e hakim olmasıdır. 1947'de ise Kudüs'ün de gitmesiyle bu imparatorluk gitmiş ve ABD'nin eline geçmiştir.

Ekonominin en büyük kanunlarından birisi de 7 yılda bir irili ufaklı krizlerin yaşanmasıdır. Bu hem yerel bazda hem de küresel bazda doğrulanmış muhkem bir kaziyyedir. Bunu Türkiye bağlamında birçok yazar yazdı ve değindi. Bunlardan birisi de Vatan yazarlarından Yiğit Bulut idi. Türkiye'nin 1950'li yıllardan itibaren her 7 yılda bir krize saplandığı sarsılmaz verilerle sabit. En sonundan başlayacak olursak 1994'te Çiller döneminde önemli bir kriz yaşandı. Akabinde 2001 yılında Ecevit döneminde yeni bir kriz yaşandı ve Ecevit krizle gitti Erdoğan ise krizle geldi. Ve bundan 7 yıl sonra hem Türkiye hem de dünyayı aynı anda büyük bir kriz vurdu. Başbakan Erdoğan 'bizi teğet geçti' derken galiba delip geçiyor. Bu krizler kanununun küresel boyutunu ise Erol Yarar Bey anlattı. Tebliğinde bahusus bu meseleye şöyle temas etti: "AB, 1944 Bretton Woods anlaşmasından 64 yıl sonra yeni bir anlaşma ve yeni dünya finans sistemi istemektedir. 2. dünya savaşından sonra 63 yılda 10 tane büyük kriz gören dünya artık bu yapıyla daha fazla ileri gidemeyecektir. Piyasayı ilahlaştıran ve piyasanın kendi kendini dengeleyeceği kuramından çıkan bu sistem tam bir çöküşün eşiğindedir. Devleti ekonomik aktivitenin içinde görmek istemeyen piyasa kapitalizmi devletin eline düşmüştür. Bankaları ekonomik sistemin merkezine koyan kapitalizm sistemi çökmüştür..." 63 yıla 7 yıl daha eklerseniz 70 yıl yapar ve her 7 yıla bir kriz düşer. Erol Yarar 2008 ve 2009 kriziyle birlikte kapitalist sistemin kalp krizi geçirdiğini ve ontolojik bir krize girdiğini hatırlattı. 2008 ve 2009'da Gazze'de de İsrail benzeri bir krize girmiştir. Lakin o mesele bahsi diğerdir. Bu ekonomik kriz yasasının çözümlenmesini biz Mısır Kralının rüyasında ve Hazreti Yusuf'un bunu tabirinde görüyoruz. Hazreti Yusuf'un dönemindeki Mısır Kralı yerli olmadığından Firavun değildir. Kral o zamanın kölemen sultanlarından veya sosyal piramidin en alttakilerinden birine mensuptur ve Kur'an-ı Kerim bundan dolayı onu 'kalel meliku'utuni bihi' ifadesiyle anar yani Firavun değil kral olarak vasfeder. Muhammed Mütevelli Şaravi tefsirinde ifade ettiği gibi bu Kur'an-ı Kerim'in tarihi bir mucizesidir. Keza söz konusu Mısır kralının rüyasını ve Hazreti Yusuf'un tabirini aktarması da başka bir mucizesidir. Bu mucize başka dini kitaplarda geçmemektedir. Rüya ve tefsirinin hülasası şudur:

Bir gece Mısır Hükümdarı bir rüya gördü, rüyasında; dinlenmek için Nil Nehri kenarına oturmuş duruyordu. Ansızın sudan semiz yedi tane inek çıktı. Hemen ardından da yedi zayıf ve cılız inek çıktı. Zayıf ve cılız inekler besili ineklere saldırarak bir çırpıda yediler. Hükümdar dehşetle uyandı, tekrar uykuya daldı, bu sefer yedi kuru başağın yedi yeşil başağı yediğini gördü. Sıçrayıp kalktı yatağından. Kralın bu acaip rüyasına bir yorum getirilemedi. Tam bu sırada Yusuf'un zindan arkadaşı olan hizmetçi ortaya atıldı:

- Efendim, beni Yusuf'un yanına gönderiniz. Rüyanızı en iyi O'nun tabir edeceğini sanıyorum.

Hükümdar teklifi kabul etti ve Hz. Yusuf rüyayı şöyle yorumladı;

Tam yedi yıl büyük bir bolluk içinde yaşayacaksınız, tedbir olarak ürünün bir kısmını saklayın. Çünkü bolluk senelerinden sonra korkunç kıtlık yılları takip edecektir, tam bu durum yedi sene sürecek ve böylece bu kıtlık yıllarında sakladığınız buğdayları yiyerek perişan olmazsınız. İşte rüyanın yorumu budur. İşte bundan dolayı krizlere karşı insanlık tasarruf tedbirini çare olarak bulmuştur ve bunun devlet bazında ilk uygulayıcılarından birisi Hazreti Yusuf olmuştur. Devletler altın stokladıkları gibi silolarında da gıdalar stoklarlar. Demek ki ekonomik krizler de ilahi bir yasa imiş. Aynen merhum Necip Fazıl'ın söylediği gibidir :

Ne gelirse başımıza hepsi Haktandır;

Fakat geliş sebebi Haktan ayrılmaktandır...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi