Kesintisiz Kur'an eğitimi

Kesintisiz Kur'an eğitimi

Allah (cc) a hamdolsun ki son birkaç yıldır çocuklarımızın Kur'an eğitimlerinde gözle görülür bir iyileşme var. Özellikle yaz tatilinde gözlerimizi yaşartan güzellikler yaşanıyor. Bu konuya yeterli önemi veren aileleri canu gönülden tebrik ediyor, gafil ailelere de basiret ve hidayet diliyorum.
Ancak yaz tatilinde verilen onca emek, harcanan zamandan sonra okullar başladığında çocuklarımızın öğrendiklerini hafızalarının raflarına, kitaplarını da evlerinin raflarına kaldırmaları büyük bir kayıp. Takdir edersiniz ki bu konuda vebalin büyüğü ailelerdedir. Özellikle küçük yaşta ve reşit olmamış çocukların aileleri tarafından yönlendirilip takip edilmeleri gerekir.
Çocuk, öğrendikleri bilgilerle elde ettiklerinin ne kadar değerli bir hazine olduğunun farkında değildir. Ama büyüklerini bunu bilip muhafazası için gerekeni yapmaları gerekir. Dolayısıyla Kur'an eğitimine kesintisiz devam diyoruz. Çocuklarımız öğrendiklerinin kendileri için dünya ahiret ne kadar değerli olduğunu anlayıp, gereğini yapıncaya kadar.
İnsan iki unsurdan oluşmaktadır madde/beden ve mana/ruh. Bedenin gıdası; yiyecek içeceklerdir. Ruhunki ise iman ve ibadettir. İnanmak ve inandığını yaşamak…
Nasıl ki bedenin gıdasını kestiğinizde zayıflayıp sonunda ölüme kadar gidecekse, ruhun gıdası kesildiğinde de zayıflar ve sonunda ölür. Başta anne babalar olmak üzere sorumluluk konumundaki hiçbir fert, şu gençliğin bedenini besleyip ruhunu öldüremez.
Şöyle bir düşünelim anne babalar olarak hemen hepimiz çocuklarımızın kısacık dünyasını mamur etmek için; soğuk-sıcak yaz-kış demeden çalışıp duruyoruz. Onlar için ne badireler atlatıyor, ne çilelere katlanıyor ve ne kadar tehlikelere göğüs geriyoruz. Ama ne yazık ki onların ebedi hayatları için aynı hassasiyeti göstermiyoruz.
Yani bu dünyada çocuklarımız için gerekirse gözümüzü kırpmadan ateşe girerken, onları Kur'an eğitimi ve peygamber öğretilerinden mahrum bırakarak kendi ellerimizle cehenneme atıyoruz. Halbuki cehennem ateşi dünya ateşinden yüz kat daha yakıcı.
İnsan, eğitim ve terbiyede uzun zamana ihtiyaç duyulan varlıktır. Eğitimciler tarafından belli bir uğraş ve gözetimden sonra ancak kendi kendine yetecek duruma gelir. Bu yönüyle doğan çocuk anne babasına Allah (cc) ın emanetidir, idrak etmez, zaif ve bir şeye gücü yetmez halde ellerine teslim edilmiştir. Dolayısıyla Kendi kendine yetecek duruma gelinceye kadar onların evlatlarını üstlenmeleri ve koruyup gözetmeleri gerekir.

Kesintisiz İslami eğitim için;
• okullar açıldıktan sonra da çocuklarımızın eğitimlerini devam edecekleri imkanlar hazırlayalım. Çocuklarımız iki günlük haftalık tatillerinin 2-3 saatini İslamî eğitime ayırsalar hemen hemen yeterli olur. Böylece hem öğrendiklerini unutmayacak hem de öğrendiklerine yeni bilgiler eklemiş olacaklar. Tercihen yazın ders aldıkları hocan devam etmeleri… o müsait değilse eğitim ağırlıklı çalışan STK lardan herhangi biriyle tanıştırarak devamlarını sağlayabilirsiniz.
• Kendimiz de aile efradımızla beraber en az haftada bir ders yapalım. Ancak bu dersle yetinmeyerek başka hocalardan dersleri de devam etmeli. Çünkü ebeveyn evlat ilişkisi disipline engeldir. Ancak ebeveynin evlatlarına en güzel dersleri onlara güzel örnek olmalarıdır.
• Evde de çocuklarımızın öğrendiklerini tatbik etmelerini sağlamak için gerekli hassasiyeti gösterelim. Örneğin namazlarını kılmalarını sağlayalım, az da olsa günlük Kur'an okumalarını sağlayalım. Camiye namaza giderken mümkün mertebe 7 yaş ve yukarısı olan çocuklarımızı beraberimizde götürelim, tâ ki küçük yaşta camiye, cemaate aşina olsunlar. Ramazanda teravihe aile efradından müsait olan herkesi götürelim. Evde namaz kıldığımız zaman da aile efradımızla beraber cemaatle kılalım.
• Camiye götüreceğimiz çocuklarımıza önceden cami ve cemaat adabıyla ilgili açıklama ve uyarıları yapalım ve arada bir bunu tekrar hatırlatalım. Cami içinde yüksek sesle ve gerekmedikçe konuşmama, üst baş, çorap, ayak temizliği vs…
• Evimizde çocuklarımızın gerekli İslamî bilgiyi edinmelerine yetecek kadar kitap içeren bir kitaplığımız olmalı. Eğer yoksa hemen oluşturalım. Bu kitaplıkta, başta aile efradına yetecek kadar Kur'anı Kerim ve meali, ilmihal ve fıkıh kitapları, hadis kitapları, (tercihen imamı Nevevî nin kırk hadis ve Riyazus Salihîn kitapları) siyer ve İslam tarihiyle ilgili değişik seviyelerde birkaç kitap, adab-ı muaşeret, çocuk terbiyesi ve islamda aile eğitimi gibi bazı kitaplar, müslümanın şahsiyeti, Müslüman kadının şa
Siyeti, Müslüman olamam neyi gerektirir, davet fıkhı vb davet içerikli kitaplar.
Şu ayetleri tefekkür edelim:
“sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et” (Hicr 15/99)
“ yününü sağlamca eğirip iplik yaptıktan sonra bozup dağıtan kadın gibi olmayın” (Nahl 16/92)
Bu eyet Mekkede yaşayan deli bir kadından bahsetmektedir. Her sabah kucağına bir miktar yün ve eğirgecini alıp bir duvar dibine oturur yününü eğirmeye başlar. Akşama doğru sağlamca eğirdiği ipleri yeniden bozup eski haline getirmeye çalışırdı… Bu, akıllı bir insanın yapabileceği bir iş değildir…
Nice Salih amellere onca emek verdikten sonra amellerini boşa çıkaran insanlar bu mecnun kadından daha bedbahttır. Zira dünyalık kayıplar çok basittir ve telafisi mümkündür. Ama ahretlik ziyanların telafisi zor. Ecel vaktinden sonra ise imkansızdır. Şu halde henüz elde fırsat varken kesintisiz Salih amellere ve bu cümleden olarak çocuklarımızın eğitimine devam edelim.
“Ayşe annemiz (ra) der ki: Resûl–i Ekrem’in en çok sevdiği ibadet, sâhibinin devamlı yaptığı idi.” (Buharî, Müslim, Riyazus Salihîn H. no=144)
Unutmayalım ki; suyun kayayı delmesi suyun sertliğinden değil, damlaların sürekliliğindendir…
Allah (cc) ım!.. bizleri, sana sürekli kullukla sürekli cennetine girenlerden eyle amin!...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi