Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yine din düşmanlığı... TÖMER mi, tümör mü?

Yine din düşmanlığı... TÖMER mi, tümör mü?

Bugün, izninizle “gündem”in dışına çıkmak istiyorum… Gündemin dışına dediysem, tabiî ki, “Türkiye”nin dışına çıkmayı kastetmiyorum… Türkiye’nin dışına çıkmadığıma göre, demek oluyor ki; yine bir “yamukluk”tan söz edeceğim… Öyle ya; Türkiye’de ne zaman “düzgün” ve “gerilimsiz” gün geçiyor ki!.. Bereket, Emniyet Genel Müdürlüğü, kendi “yamuk” ve “çürük”lerini, yine “kendi elleriyle” ayıklıyor!.. “Yolsuzluk” yapan bir “polis” mi var; “Genel Müdür Yardımcısı” dahi olsalar, enselenmekten kurtulamıyorlar… Eh, ne diyelim; “Darısı TSK’nın başına!”… İnşallah, bir gün gelir, onlar da kendi “çürük”lerini ayıklamaya başlar da, sepetin tamamını çürütmezler!.. Çünkü, “çürüklük” de, tıpkı “domuz gribi” gibi “bulaşıcı”dır!.. Sepetteki çürük elma, hemen bitişiğindekini de çürütür!..
TÖMER’İN KURULUŞ AMACI NE?
Her neyse… Frene basıp, biz yeniden “gündemin dışı”na çıkalım… Yoksa, bu gazla, yine sayfayı doldururuz!..
Efendim, biraz sonra “aktaracağım” olaya geçmeden önce, bir “ön bilgi” vereyim… Bu ön bilgiyi verdikten sonra, sizler zaten anlayacaksınız; bu milletin “inanç”larına karşı “asimetrik psikolojik mücadele” yürütenlerin “kimler” olduğunu!..
O halde, buyurun, işte o ön bilgi:
“Ankara Üniversitesi TÖMER, 1984 yılında, yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla dünyanın önde gelen dil ve kültür merkezleri örnek alınarak ‘Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER)’ adıyla kurulmuştur.
1989-1990 öğretim yılında İngilizce, Fransızca ve Almanca öğretimine de başlanmış, daha sonra aşamalı olarak pek çok yabancı dille birlikte Avrasya Türkçeleri öğretilen diller arasında yerini almıştır.
TÖMER’in açık adı; 2001 yılında ‘Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi’ olarak değişmiştir. Ankara Üniversitesi TÖMER’in 2009 yılı itibariyle, Türkiye genelinde 8 ilde toplam 10 şubesi bulunmaktadır.
TÖMER’in kuruluş amacı başta yabancılara Türkçe olmak üzere isteyen herkese yabancı dilleri öğretmek, bu amaç doğrultusunda eğitim-öğretim, araştırma, inceleme, uygulama ve yayın faaliyetlerinde bulunmak, bu faaliyetleriyle ilgili alanda yapılan ve yapılacak olan çalışmalara öncülük etmektir.”
TÖMER’le ilgili bu ön bilgiyi verdikten sonra, sıra geldi “olay”ımızdan söz etmeye…
Geçtiğimiz günlerde “yerelgundem.com” adlı internet sitesinin Yayın Editörü Ertuğrul Aksu’dan bir “mail” aldım… Öyle sanıyorum ki, Ertuğrul Aksu, bu maili sadece bana değil, birçok internet sitesine, gazeteciye ve hatta birçok vatandaşa göndermiş!..
Anlattığı olay, hayli ilginç!..
“Gündem”le pek ilgisi olmasa da, “Türkiye’nin değişmez gündemi”ni ve bu gündemde kimlerin, nasıl roller aldıklarını gayet güzel anlatıyor.
Buyurun, Ertuğrul Aksu’nun; “TÖMER, yabancılara din düşmanlığı mı anlatıyor” başlıklı mektup/yazısını birlikte okuyalım:
83 YAŞINDA BİR İSVİÇRELİ
“Size İzmir'den sıradışı bir olay aktarmak istiyorum. Olayı dinlediğimde şaşırdım. Üzüldüm, en kötüsü de diplomanın eğitim ve kültürle aynı seviyede olmadığını çok iyi anladım.
Türkiye aşığı bir İsviçre vatandaşı, Türkçe öğrenmek ve Türkleri tanımak için İzmir'e gelir. İngilizce ve Fransızca ile halkla iletişim kurmakta zorlanınca Türkçe öğrenmeye karar verir. Kaldığı otel görevlisine, böyle bir kurs olup olmadığını, var ise en iyisinin adını söylemesini ister.
Otel görevlisi hiç çekinmeden ‘TÖMER’ ismini verir.
İsviçreli Türkiye aşığı kişinin adı Roger'dir.
Yaşını da söylememi ister misiniz?
İnanmayacaksınız ama Roger, 83 yaşında.
Roger TÖMER'de Türkçe öğrenmeye başlar. Ders aralarında TÖMER görevlileri ile sohbet eder, bu vesile ile Türkçe'sini ilerletir.
TÖMER'in yanında Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nin bilge bakkalı Apo'nun kızından da İngilizce öğretme karşılığında, pratik Türkçe konuşma dersi alır.
Apo'nun kızı 13 yaşında.
Roger 83 yaşında.
Kendisinden 70 yaş küçük çocuktan Türkçe öğrenir ve karşılığında İngilizce öğretir. Çevre esnafı Apo'ya der ki;
‘Aman dikkat et bu adama, çocuğa misyonerlik aşılamasın.’
Apo bakkaldır ama, hayat mektebi mezunudur. Çevreden yükselen seslere kulak asmaz.
Bu arada Roger Simitza da çay içerken The İmam tarzı bir imamla karşılaşır ve imamın yanına gelen Kuşadası'nda görevli İngilizce bilen bir imamla daha tanışır. Uzun uzun İngilizce-Türkçe karışımı sohbet ederler.
Roger imamları, din görevlilerini yakalamışken İslâm Dini hakkında merak ettiklerini sorar, öğrenir.
“CISSS!.. İMAMLARA SAKIN YAKLAŞMA!”
Hafta başında TÖMER'de ders başlamıştır. Türkçe öğretmeni, Türkçe öğrenmeye gelenlerden hafta sonu ne yaptıklarını, başlarından geçen önemli olayları anlatmalarını ister.
Roger, başlar anlatmaya. Pratik yapmak için bakkal Apo'nun 13 yaşındaki kızı ile olan arkadaşlığını anlatır. Sonra iki tane cami imamı ile tanıştığını, İslâmiyet ile ilgili çok güzel bilgiler öğrendiğini ballandıra ballandıra anlatır.
Roger'in konuşmalarını dinleyen Türkçe öğretmeni Roger'i ikaz eder.
‘Aman ha, o gerici adamlara yaklaşma, onlardan uzak dur!.. Çok tehlikeli’ der.
Roger olup biteni tam anlamamıştır. İzmir'de tek sohbet edebildiği imamlar neden tehlikeli diye düşünür. Bir tarafta her gün abonesi olduğu sohbetler, diğer tarafta da Türkçe öğretmeninin söyledikleri.
Tam da şaşkınlık girdabında bocalarken, Bakkal Apo'ya gelir ve olayı en ince ayrıntısına kadar anlatır.
Apo, ‘Müslüman Türkiye’de çocukların Kur'an-ı Kerim öğrenmesinin ana muhalefet partisi genel başkanı Deniz Baykal tarafından engellendiğini, belli çevrelerin karşı çıktığını anlatır.
Roger bu sözlere daha fazla şaşırır ve daha fazla üzülür.
Ağzından ‘Türkiye Müslüman değil mi’ sözleri dökülür. Kendisi de imamlardan Kur'an-ı Kerim öğrenme hayali kurarken, dershane öğretmeninin imamları tehlikeli ve zararlı kişi olarak ilan etmesi kafasını fazlasıyla karıştırmıştır.
Roger bu tür soru ve sorunla karşılaştığı için üzgündür.
Bu üzüntü ve şaşkınlıkla ülkesine dönen Roger, yaşadıkları tezatları araştıracağını, bir ay sonra Türkiye'ye geri döneceğini söyler.
Roger tekrar İzmir'e gelir mi bilmiyoruz. Ancak Türkçe öğretmeninin yaptığı hata düzelecek gibi değil.
TÜRKİYE’Yİ BÖYLE Mİ TANITIYORLAR?
TÖMER yöneticilerinin bu olaydan ders alarak bünyesindeki öğretmenleri gözden geçirmesi gerekir.
TÖMER, tüm şubelerinde yabancılara İslâm dini hakkında bu şekilde mi bilgi veriyor?
Eğer bu şekilde bilgi veriyorsa TÖMER suç işliyor.
Hiçbir kurumun ülkemizi yanlış anlatma hakkı yoktur.
Eğer ülkemizden ve kültürümüzden utanıyorlarsa, kendilerine utanmayacakları bir ülke bulsunlar. Ülkemizi ve kendi öz kültürümüzü, dini inanışlarımızı aşağılamasınlar.
Bu tür davranışlar 83 yaşında ülkemize gelerek Türkçe öğrenmek isteyen bir Türkiye sevdalısının kafasını karıştırmıştır.
Devletin okullarından mezun olmuş, devletin camilerinde görev yapan imamlar neden tehlikeli olsunlar ki?
Bu davranış şekli, bir tür ‘bölücülük’tür.
Ankara Üniversitesi bünyesinde hizmet veren TÖMER'in bu davranış şekli hakkında tatmin edici açıklama yapması gerekiyor.”
İSVİÇRE’YE NİYE KIZIYORUZ Kİ!
Ertuğrul Aksu’nun anlattığı “durum” ve yaptığı “yorum” burada bitiyor…
Gördüğünüz gibi; son derece kibar bir üslûp kullanmış…
Ben olsam;
“TÖMER” mi, “tümör” mü diye sorar ve eklerdim: Türkiye, bu “tümör”lerden temizlenmediği sürece sağlığına kavuşamaz!..
Görüyorsunuz ya;
“Türkiye sevdalısı” Roger adlı kişi, bir “İsviçre vatandaşı”dır!.. Hani, şu “cami minareleri”nin bir yerlerine battığı İsviçre var ya, işte oralı!..
İsviçre’ye geri dönen vatandaş, oralarda; “Sizin minare düşmanlığınız ne ki, Türkiye’de İslâm düşmanlığı yapanlar var” dese, haksız mıdır?..
Son olarak demek istiyorum ki;
Sadece TÖMER değil, bu ülke insanının inançlarına yönelik “asimetrik psikolojik harekât” yürüten bütün “tümör”ler şunu bilsinler ki; “vücut”ları belki öldürebilirsiniz ama “inanç”ları asla!..
Anlayana sivrisinek, saz!..
===============
Mason general farkı!
Abdurrahim Karakoç ağabey, “bam teli”nden yakalamış meseleyi… Dünkü yazısına; “Gemilerde talim var, Bahriyeli yârim var” diyerek girmiş… Ama, yazısının başlığı şöyle: “Gemilerde tamim var!”
Gerçekten de; “talim” yapılması gereken gemilerden “tamim” yayınlamak, ancak bu kadar “ince”den eleştirilir!..
Sayın İlker Başbuğ, bu defa galiba sert kayaya çarptı…
İstanbul’a yağan “kar” gibi yağıyor “eleştiri”ler…
Her “söz”üne, “okkalı bir cevap” veriliyor!..
Meselâ, şu “farklılıkların öne çıkarılması” meselesi…
Hani, Başbuğ; “Farklılıklara saygılı olalım ama, her zaman da farklılıkları öne çıkarmayalım” diyor ya; soruyor vatandaşlar; “O halde, siz niye farklılıklarınızı öne çıkarıyorsunuz?.. Niye dinî değerlere tavır alıyorsunuz?.. Niye ikide bir Atatürkçülük veya laikliğinizi öne çıkarıyorsunuz?.. İstiklâl Marşı yerine, niye sık sık 10. Yıl Marşı’nı söylüyorsunuz?”
Sorular çok ama şunu da eklemeden geçemeyeceğim:
“Dindar subayları, irticacı diyerek bünyenizden atarken, kökü dışarıda masonların büyük üstadlarından Emekli Tuğgeneral Cavit Yenicioğlu için niye askerî tören düzenlediniz?.. Masonluk bir farklılık değil mi, niye onu öne çıkarıyorsunuz?”
Öyle anlaşılıyor ki, bu sorular artarak devam edecek!..







Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi