Gülay Pınarbaşı

Gülay Pınarbaşı

Gazze’deki kurtuluşu İslam Alemi’nin birlik olmasıdır 1

Gazze’deki kurtuluşu İslam Alemi’nin birlik olmasıdır 1

İçinde bulunduğumuz günler çok büyük olayların yaşanacağı günlerdir. Muhbir-i Sadık olan Peygamber Efendimiz (sav), ahir zamanı tüm detaylarıyla tarif etmiş, bu önemli dönemde yaşayan bizlere neler yapmamız gerektiğini de bildirmiştir. Bizlere düşen Peygamber Efendimiz (sav)'in öğütlerine tam olarak uymak ve Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktır.

Ahir zaman deccaliyetin tüm gücüyle Müslümanlar aleyhine faaliyet yapacağı bir dönemdir. Müslümanların bu baskı ve şiddete karşı yapması gereken ilk şey ise, Allah'ın Kur'an'da bildirdiği gibi "birlik olmak"tır. Birlik olmak, kardeş olmak, kurşunla kaynatılmış binalar gibi saf bağlamak Allah'ın Kur'an'da müminlere farz kıldığı bir yükümlülüktür. Müminler namaz kılmakta, oruç tutmakta, hac vazifelerini yerine getirmekte nasıl titiz ve özenli davranıyorlarsa, birlik olma konusunda da çok özenli, gayretli ve istekli olmalıdırlar. Günümüzde dünyanın dört bir yanında Müslümanlar büyük bir şiddet görmektedir. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz yaklaşık 60 yıldır türlü işkencelere maruz kalıyorlar ve akıl almaz baskı altındalar. Filistin'de Müslümanlar yarım asrı aşkın süredir katlediliyorlar. Kendi topraklarında sürgün hayatı yaşıyorlar. Irak'tan hemen her gün ölüm haberi geliyor. Kerküklü kardeşlerimiz ölüm korkusuyla yaşıyor. Kırım'da Müslümanlar zorluklar altında varlıklarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Afganistan'da neredeyse hergün Müslüman kanı dökülüyor, Pakistan'da binlerce Müslüman kendi ülkesinde mülteci konumuna düştü. Yakın geçmişte Bosnalı Müslümanlar tüm dünyanın gözü önünde, Avrupa'nın ortasında, acımasızca soykırıma tabi tutuldu. Pek çok ülkede hapisaneler, düşüncelerinden ve inançlarından dolu tutuklanmış olan Müslümanlarla dolu. Bu acıların, bu katliamların, bu sıkıntıların, bu çilelerin hiçbiri yeni değil. Müslümanlar, neredeyse yüzyıldır baskı altında acımasızca eziliyor. Bu fitnenin son bulması, akan kanın durması ise ancak Türk İslam Birliği'nin kurulmasıyla mümkündür. Filistin'i, Irak'ı, Afganistan'ı, Doğu Türkistan'ı, Kırım'ı, Kerkük'ü, Moro'yu kurtaracak tek çözüm Türk İslam Birliği'dir. Artık daha fazla Müslüman kanı akmaması, İslam ülkelerindeki fakirliğin ve yokluğun son bulması, Türk İslam coğrafyasındaki kargaşa, anarşi ve terörün tam anlamıyla ortadan kalkması, huzurlu, güvenli, müreffeh, aydınlık bir medeniyet inşa edilmesi için Türk İslam Birliği'nin kurulması şarttır. Birlik olmayan İslam aleminin, zarar gören Müslümanları koruması ve kollaması mümkün olamaz. Ama 1 milyarı aşkın nüfusuyla İslam alemi birlik olduğunda, dünyanın herhangi bir köşesinde tek bir Müslümanın parmağının ucu dahi zarar görmez.

Bugün Filistin'de, Doğu Türkistan'da, Irak'ta yaşanan zulüm karşısında neredeyse sadece Türkiye'de tepki gösterilmektedir. Türk İslam Birliği kurulsa ve bu geniş coğrafyanın tamamında gereken meşru tepki gösterilse, böyle bir zulüm devam edemez. Müslümanlara yapılan zulmü durduracak olan ekonomik boykotlar, bayrakların yakılması, sloganlar atılması değildir, tek başına bu yöntemlerle netice alınmadığı tecrübe edilmiştir. Kesin netice alınmasının tek yolu Türk İslam Birliği'nin kurulmasıdır. Birlik olmuş bir Türk İslam alemi, son derece caydırıcı ve etkili bir güce sahip olacaktır.

İslam ahlakının özünde birlik vardır. Allah Kuran'da "... Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur." (Enfal Suresi, 73) ayetiyle yeryüzünde bozgunculuğun son bulması için iman edenlerin birbirleriyle dost olmaları, ittifak etmeleri, birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini bildirimiştir. Tüm Müslümanlar bu emre uymakla sorumludur. Türk İslam dünyasının bu birliği istemesi lazımdır. Birlik istemeyen ayrılık istiyor demektir ve ayrılığın Türk İslam dünyasına hiçbir faydası yoktur. Müslümanların gücü, kuvveti ve menfaati birliktedir.

Türk İslam Birliği'nin bir an önce kurulması için, herkesin üstüne eşit sorumluluk düşmektedir. Kimse "benim yaptığımdan ne olur ki?" diye düşünmemeli, herkes elinden gelen çabayı göstermelidir. Öğrenciyse okulunda, ev hanımıysa komşularıyla yaptığı görüşmelerde, iş adamıysa çalıştığı iş yerinde, her Müslüman İslam aleminin birliğini gönülden istediğini dile getirmelidir. Yapılan legal toplantılarda, "İslam aleminin birliğini istiyoruz, Ya Rabbi bize Türk İslam Birliği'ni göster" sesleri duyulmalıdır. İmkanları olanlar bu taleplerini dilekçelerle, mektuplarla yetkili makamlara iletmelidir. Böylesine gönülden istenen, böylesine candan yapılan bir duaya Cenab-ı Allah muhakkak icabet edecektir. İslam aleminin bir olması gerektiği bu kadar açıkken, Müslüman dünyası acı ve sıkıntı içindeyken, bu konuda gevşeklik göstermenin, hiç böyle bir konu yokmuş gibi davranmanın sorumluluğu hem dünyada hem de ahirette çok ağır olabilir. O yüzden gelin hep beraber, vargücümüzle, elimizdeki tüm imkanları seferber ederek, "Türk İslam Birliği'ni istiyoruz" diyelim. Yalnızca Müslümanlara değil, Musevilere, Hıristiyanlara, Budistlere, ateistlere, her düşünceden her inançtan her insana barış, huzur ve güven getirecek bu kutlu birliğin bir an önce kurulması için hem dualarımızla hem gayretlerimizle destek olalım. Sayın Adnan Oktar'ın Türk İslam Birliği'ne Çağrı kitabında yapmış olduğu hikmetli ve güzel çağrıyı burada tekrarlamak istiyorum:

Bu kutlu görevde hizmet yüklenmek isteyen Müslümanlar;

Gelin, Müslümanların arasını bulalım. Birbirinin camisinde namaz kılmayan, selamlaşmayan, birbirinin yazdığı kitabı okumayan, ufak bir fikir farklılığı nedeniyle kardeşine düşman kesilen Müslümanların arasını bulalım. Bu gibi yapay ayrımlar kalksın. Allah'ın evleri olan camiler, herhangi bir grubun veya mezhebin değil, tüm Müslümanların mescidi olsun. Her Müslüman birbiriyle selamlaşsın, birbiri ile sohbet etsin. Birbirine şefkat göstersin. Cemaatsel veya kişisel uzlaşmazlıklar son bulsun. Ve tüm Müslümanlar, elbirliği yaparak, tevazu ve anlayış içinde, Allah'a daha çok yakınlaşmak, O'nun dinine daha çok hizmet etmek için çalışsınlar.

Ve Allah'ın bizlere verdiği şu emri hiçbir zaman unutmasınlar:

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Pınarbaşı Arşivi